Kibele'nin hayat çeşmesi

Cumhuriyet ekonomisinin lokomotif kurumlarından Türkiye İş Bankası, kök saldığı binlerce yıllık tarihe olan vefa borcunu...
Haber: EVRİM ALTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Cumhuriyet ekonomisinin lokomotif kurumlarından Türkiye İş Bankası, kök saldığı binlerce yıllık tarihe olan vefa borcunu, Anadolu'nun güzelliğini, 7000 yıllık 'analığını' sergileyen 'Kibele Çeşmesi' heykeliyle ödedi. Heykeltıraş Mehmet Aksoy'un elleri ve bir yıllık emeğinin ürünü olan 4.80 metrelik heykel, yapılan özel bir törenin ardından İş Kuleleri'ndeki İş Sanat Kültür Merkezi önünde 'dünyaya' açıldı.
Anadolu'nun ana tanrıçası
Daha İş Kuleleri'nin inşaatı sırasında yapımı planlanan Kibele heykelinin ana malzemesini Afyon'un ünlü gök beyazı ve gri mermer taşı oluşturuyor. Aksoy, 'Kibele Çeşmesi'ni Beykoz'un Cumhuriyet Köyü'ndeki atölyesinde yapmış. Başındaki taçta ayın halleri yer alan 7000 yıllık Kibele, gri ve oluklu bir atmosfer önüne oturmuş. İçinden dalga dalga akan çeşmesi ve emzirdiği çocuklarla heykel, evrensel bereket ve cömertliğin timsali olduğunu izleyenlere hissettiriyor. Kucağında emzirdiği çocuklarla hayatın çelişkilerini yansıtan Kibele, antik çağlardan beri başının üstünde taşıdığı 'kule' ile artık kentin 'iş merkezi'nde oturuyor. Her iki yanındaki aslanlarıyla doğanın iki yüzünü ve kudretini anımsatıyor. Sanatçının tümüyle ekolojik ve etik kaygılarla ürettiği 'Kibele Çeşmesi', insanda modern mimarisiyle New York'ta da ödüllendirilen İş Kuleleri'nin 'mücevheri' olduğu duygusunu da uyandırıyor.
Heykelin şu aşamada göze takılan ilginç bir özelliği ise, Aksoy'un birçok anonim değeri simgeleyen bu heykele imzasını atmayı gerçekten unutmuş olması!
Hitit uygarlığında 'Kubaba' (Kumpapa ya da Kupapa), Frigler döneminde 'Kübele', Eski Yunan'da Artemis, Roma uygarlığında ise Magna Mater (Ulu Ana) olarak isimlendirilen Kibele, ışık ve suyla girdiği etkileşimle de dikkat çekiyor: Heykelin yüzünü belirlemekten
özellikle kaçınan heykeltıraş Aksoy, yuvarlak formların hakim olduğu heykelinde
'daire ve kürelerin müziğini' yakalamaya çalıştığını belirtiyor.
Doğaya duyulan özlem
Yapıtta 'kurulu, mekanik ve teknik bir ortam olarak İş Kuleleri'ne hâkim olan teknolojinin
hegemonyasını yıkmaya çalıştığını' anlatan Aksoy, 'Kibele Çeşmesi'nin organik formlarıyla İş Kuleleri'ne ışık ve enerji getirdiğini söylüyor.
Heykelle birlikte mekânın 'plastik' bir değer kazandığının altını çizen Aksoy için en önemli unsurlardan biri, ortaya çıkan zıtlığın ve tekniğin uyumu. Formu, fantazisi ve zamansallığı nedeniyle taşı tercih ettiğinin altını çizen sanatçı, taşın da doğduğuna, yaşadığına ve yaşlandığına inanıyor. Aksoy halen, İş Bankası'nın ikinci heykeli 'Nike' (Zafer Heykeli) için çalışmalarına devam ediyor.
İş Kuleleri olmasaydı, 'Kibele Çeşmesi'ni
'Ankara'nın girişindeki bir dağa yapmayı düşlediğini' itiraf eden Mehmet Aksoy heykele olan ilgisizliği ise kültürsüzlüğe bağlıyor. Aksoy, 'Kibele Çeşmesi'nin verdiği ekolojik mesajı şöyle özetliyor:
"Kibele, doğanın mahvedilmesinin karşısında.
İnsan, doğayı yenmeye çalışıyor. Doğayı yenmeye çalışamazsın. Doğayla denk gideceksin. Anlaşacaksın. Denk gitmezsen tekme yersin. İlle de yersin. Orada ozon delinir, güneş gelir; sel baskınları olur, ormanlar yanar, nefes alamazsın. Doğa seni gebertir. Kibele kızar. Bu kadar basit."


    ETİKETLER:

    New York

    ,

    Türkiye

    ,

    Ankara

    ,

    İstanbul

    ,

    Anadolu

    ,

    Roma