'Kıbrıs bir ruh ve zihin durumudur'

'Kıbrıs bir ruh ve zihin durumudur'
'Kıbrıs bir ruh ve zihin durumudur'

?Gölgeler ve Suretler?, Türk ve Rum oyuncuların Kuzey?de rol aldığı ilk film.

1963 Kıbrıs olaylarını, Türklerin ada yönetiminden çekilmesiyle başlayan sürecin ilk evresini anlattığı 'Gölgeler ve Suretler'i Kıbrıs'ta çeken yönetmen Derviş Zaim, 'Bir hayalimi gerçekleştirdiğim için çok mutluyum' diyor
Haber: ERMAN ATA UNCU / Arşivi

MAGOSA - “Bir hayalimi gerçekleştirdiğim için çok mutluyum”. Kıbrıslı Türk yönetmen Derviş Zaim’in gerçekleştirdiği hayali, altıncı filmi ‘Gölgeler ve Suretler’i mekanında, Kıbrıs’ta çekebilmiş olmak. Yönetmen, önceki filmlerinden ‘Çamur’da da Kıbrıs meselesini perdeye getirmiş, ne var ki hayli sembolik bir anlatımı tercih ettiği bu filmi, kapıların henüz açılmadığı 2003 öncesinde, adada gerçekleştirmesi mümkün olamamış, İstanbul, Gökçeada ve Konya’yı mesken tutmuştu. ‘Gölgeler ve Suretler’ ise ‘Paralel Yolculuklar’ belgeselinden sonra yönetmenin Kıbrıs’ta gerçekleştirdiği ilk film.
Zaim’in bu hafta biten çekim sonrası, filmin Rum ve Türk oyuncularıyla beraber vereceği basın toplantısı için Magosa’da Doğu Akdeniz Üniversitesi Deniz Kulübü Tesisleri’ndeyiz. ‘Gölgeler ve Suretler’ birçok yönüyle özel bir proje. Zaim’in hayali olmasının yanında Rum ve Türk oyuncuların Kuzey’de beraber rol aldıkları ilk film. Settar Tanrıöğen, Osman Alkaş, Ekrem Yücelten’in yanında Popi Avraam, Pantelis Antonas gibi Rum oyuncular da kadroda. Basın toplantısında hazır bulunan Constantin Gavriel de “Önemli bir projede önemli bir karakteri canlandırıyorum” diyor. Kuzey’de gerçekleştirilecek bir filme Rum oyuncular bulmak tabii ki kolay olmamış, Derviş Zaim “Çok gittim geldim, çok kişiyle konuştum. Pegasus hostesleri tanıyor artık beni” diyor gülerek. Ancak sonuçtan bayağı memnun. 
1963 Kıbrıs olaylarını, yani Türklerin ada yönetiminden çekilmesiyle başlayan sürecin ilk evresini aktarması ‘Gölgeler ve Suretler’i özel kılan bir başka unsur. Derviş Zaim, “1963, özellikle sinemada ele alınmamış bir konu. Yapılanlar da çok ‘iyi‘ film değillerdi. 50 yıl önce gerçekleşmiş bir olayı sinemada ilk kez ele almanın mutluluğunu dile getirmem gerekiyor. İlk motivasyonum buydu” diyor.

Geleneksel sanatlara devam
Hikâye, bu olaylar sırasında Karagöz oynatıcısı babasından ayrı düşen genç bir kız üzerine. Rol, 17 yaşında tiyatro kursu öğrencisi Hazar Ergüçlü’nün. Henüz tiyatro sahnesine adım atmamışken bir Derviş Zaim filmiyle oyunculuk hayatına başlamanın heyecanını yaşıyor o da. ‘Gölgeler ve Suretler’deki Karagöz bağlantısından anlaşılacağı üzere Zaim’in geleneksel sanatlara ilgisi devam ediyor. ‘Filler ve Çimen’de ebruyla minimal düzeyde başlattığı, ‘Cenneti Beklerken’de minyatürle, ‘Nokta’da hatla filmin içeriği ve biçimini şekillendirecek doza getirdiği bir ilişki bu.
Zaim, Karagöz teması için “Daha önceki projelerde benzer bir şekilde hem biçimini hem de içeriğini belirleyen bir sol anahtarı, bir köprü” diyor ve ekliyor: “Gölge ve mekanlar filmin karakterlerinden bir başkası. Bu anlamda geleneksel sanatımızı sinema yoluyla anlamaya çalışan bir iş olduğunu söyleyebilirim.”
Zaten yönetmenin geleneksel sanatlarla ilişkisi, hikâyelerinin politik içeriğini de etkileyen bir unsur. Ne var ki geleneksel ve politika lafları yan yana geldiğinde ilk akla gelecek ‘korumacı’ bir konuma götürmüyor yönetmeni bu ilişki. Onun geleneksele bakışı yeni yollar bulma arayışında bir çıkış noktası daha çok. Misal ‘Gölgeler ve Suretler’de 1963 olayları sosyal çalkantılardan ibaret değil. “Türk sinemasında neorealist gelenek içinde politik film ya da sosyal konusu olan bir film söz konusu olduğunda oraya (sosyal çalkantılara) saplanıyoruz. Seyirciye bunun dışında muhtemel başka yollar olabileceğini düşündürmenin beni heyecanlandırdığını söyleyebilirim” diyor Zaim.
Sinemamızda bu noktada alabileceği bir referansın olmaması ise Zaim için daha da heyecan verici. “ Yılmaz Güney ’in yaptıklarını biricik ve tek model olarak algılıyorlar. Güney’e saygımız var. Ama biricik ve tek model değil. Bir koridordur. O koridorun yanına yenilerini eklemek lazım. Öyle görüyorum ben bu filmi. Ayrı bir koridor, beni heyecanlandıran bu.”
Basın toplantısı sonrası Sabah muhabiri Olkan Özyurt’la beraber yaptığımız söyleşide Kıbrıs meselesine dair düşüncelerini sorduğumuzda Kıbrıs’ın meseleden ziyade bir ruh ve zihin durumu olduğunu söylemesi de Zaim’in bu filmle ilgili heyecanını az çok belli ediyor. Zira neredeyse mevzide doğacak yönetmen için Kıbrıs, haliyle politik bir meseleden ötesi. Bu hissiyatını tam mekânından aktarabilmesi de hem onun hem de izleyicinin şansı.


    ETİKETLER:

    Yılmaz Güney