Kim olduğumu biliyorum

İlk kez bir filmde rol alıyorsunuz ve perfonmansınız sinema dünyasında hatırı sayılır bir öneme haiz Locarno Film Festivali'nde ödüle değer bulunuyor. Locarno, bir Cannes, Venedik, Berlin değil belki ama bu üç festivalden sonra akla ilk gelen üç-beş festivalden biri.
Haber: OLKAN ÖZYURT / Arşivi

İSTANBUL - İlk kez bir filmde rol alıyorsunuz ve perfonmansınız sinema dünyasında hatırı sayılır bir öneme haiz Locarno Film Festivali'nde ödüle değer bulunuyor. Locarno, bir Cannes, Venedik, Berlin değil belki ama bu üç festivalden sonra akla ilk gelen üç-beş festivalden biri. İşte Ayşe Polat'ın Gümüş Leopar ödüllü 'En garde'ında başrol oynayan Pınar Erincin, şimdilerde bu büyük başarının mutluluğunu yaşıyor.
Erincin aslında böyle bir ödülü beklemiyormuş: "Benim için büyük bir sürpriz oldu." Erincin için sürpriz olsa da, bu başarı tesadüf değil. Takdir edersiniz ki, öncesi var. Erincin, 1970'lerde Almanya'ya giden tiyatrocu Vedat Erincin'in kızı. Vedat Erincin aynı zamanda Wupper Tiyatrosu'nun da kurucularından. Yani Pınar Erincin'in hamurunda var oyunculuk. Altı yaşında sahne tozu yutmaya başlamış. O dönemi "Benim için bir oyun gibiydi" diyerek anıyor.
Dizilerde oynadı
13 yaşında profesyonel olmaya karar veren Erincin, önce dizilerde küçük küçük görünmeye başlamış. Sonra da 'Kobra Takibi', 'Zoko', 'Dr. Stefan Frank' gibi Almanya'nın gözde dizilerinde oynamış. Erincin "Bu dizilerde ağırlıklı olarak Almayan'da yaşayan Türk kızını oynadım. Bu bir klişe aslında" diyor ve bu klişenin ödülle birlikte değişmesini arzu ediyor.
Ayşe Polat'ın 'En garde' adlı filminde Kürt kızı Berivan'ı oynayan Pınar Erincin, Berivan'ın hayattan zevk alan bir kadın olduğunu, sorunlara rağmen hayata olumlu bakabildiğini söylüyor. Berivan, Katolik okuluna gönderilen ve duyma problemi yaşayan Alice'in en yakın arkadaşı oluyor. Zaten film bu dostluk ekseninde gelişen olayları konu alıyor. Erincin, Alice ile Berivan'ın bir şekilde dışlandığını ve bu nedenle birbirlerine sığındıklarını belirtiyor.
Pınar Erincin, filmin çekimi sırasında yönetmenle olsun oyuncularla olsun iyi bir iletişim kurmuş. Bunun çok faydasını gördüğünü söylüyor. Sadece diyaloglarda biraz zorlanmış. Ama her gün çalışarak bunun üstesinden gelmiş. 'En garde'nin samimi bir film olduğunu söyleyen Erincin, Ayşe Polat'ı hem insan olarak, hem de yönetmen olarak çok seviyor. Ona göre, Polat, hayata bakışını filmlerde gösteriyor.
21 yaşındaki Erincin'in bir karakteri oynaması için onunla duygusal bir bağ kurmayı gerekiyor: "Bir rolü oynarken öncelikle hissetmem lazım. Hissetmeyince olmuyor." Filmi izledikten sonra kendisinin performansını çok iyi bulmamış. Ama bu biraz kendisinin yaptığı işlere aşırı eleştirel bakmasından kaynaklanıyor.
Erincin, Almanya'da yaşayan yönetmen ve oyuncuların uluslararası arenadaki başarısının süreceğini düşünüyor. Fatih Akın'ın ve Yüksel Yavuz'un filmlerini sevdiğini ifade ediyor: "Çünkü bir şeylere ulaşmaya çalışıyorlar."
Tür olarak korku filmlerini çok seviyor. Çoğu oyuncu gibi, Robert de Niro onun idolü. Kadınlardan Winona Ryder'ı beğendiğini, özellikle Coppola'nın 'Dracula'sındaki performansını unutamadağını söyleyen Erincin'in en sevdiği yönetmen ise Quentin Tarantino. Türk sineması konu
olunca ilk elden Türkan Şoray'ı çok beğendiğini söylüyor.
Daha işin başında
Genç oyuncu, bu ödülün kendisine yeni projelerin de kapısını açacağının farkında. Böyle bir teklif geldiği zaman senaryoya ve bürüneceği role bakacağını söylüyor. Çünkü oyunculuk konusunda düşüncesi net: "Ben kim olduğumu ve ne yaptığımı, oyunculuk konusunda nereye kadar gideceğimi biliyorum. Hem de çok iyi olarak. Oynayamayacağım bir rolü canlandırmayı kesinlikle kabul etmem. Çok profesyonel oyuncu olmadığımın bilincindeyim. Daha işin çok başındayım. Kendimi geliştirmek için konservatuvara girmeyi istiyorum."