Kimim, kimsin, kimler?..

Leonard Shelby, eski bir sigorta müfettişi.

LOS ANGELES - Leonard Shelby, eski bir sigorta müfettişi. İki adam karısına tecavüz etti ve onu öldürdü. Leonard Shelby, katilleri bulmaya çalışıyor. İntikam alması gerekli. Ama neyin intikamını? Leonard Shelby, eski bir sigorta müfettişi, karısı öldürüldü... İntikam alması gerek, neyin intikamını?.. Leonard Shelby...
'Akıl Defteri'nin kahramanı kendine sık sık bu cümleleri tekrarlıyor. Ancak belki de her seferinde bu cümlelerden kimi kelimeler düşüyor. Çünkü başına sert bir darbe aldı ve artık sadece anlık olayları hatırlıyor. Hayatını sarsan olayları çözümlemek için oraya buraya ve hatta vücuduna notlar alıyor. Ancak yine de hatırlayamamak onun en büyük kâbusu.
Silahtan çıkan kurşunlar geri dönüyor, bir fotoğraf seyirciyi çekildiği ana götürüyor. Bu filmde her şey sondan başa kayıyor.
Şu sıralar gösterimdeki 'Akıl Defteri', yönetmeni Christopher Nolan'ın bile aklını karıştırmış. Zaten arzu edilen de buymuş.
İnsan aklının karmaşıklığına, filmin karmakarışık yapısı da eklenince seyirci tam bir zihin cimnastiğine başlıyor.
Evrilip çevrilen bir hikâye
Sinema çevrelerince 'dâhi' yönetmen olarak nitelenen Nolan, ikinci filmi 'Akıl Defteri'nde doktor Kimble adıyla özdeşleşmiş son derece tanıdık bir hikâyeyi evirip çeviriyor ve ortaya bağımsız yapımların
'kalesi' Sundance Film Festivali'nden En İyi Senaryo Ödülü alan 'Akıl Defteri' çıkıyor. Filmleri söz konusu olduğunda son derece titiz çalıştığını
söyleyen yönetmenin bu derece karışık bir yapımı sadece 25 günde tamamlamış olması ise hayli ilginç. Bakın Nolan bu macerayı nasıl anlatıyor...
Filminiz epey karmaşık bir yapıya sahip. Tıpkı bir yapboz gibi. İzleyicinizin filmi takipte güçlük çekebileceğinden hiç endişelenmediniz mi?
Aslında mesele bilgi aktarmak açısından
izleyici için en uygun düzeni bulmakta. Ancak belli bir dizini takip etme kaygısı olmamalı. Sonuçta hayatın da rastgele bir düzeni var. İşin ironik yönüne gelince; bir film yapımcısı olarak yazdığınız notlara güvenmek zorundasınız. Ve takımın lideri sizsiniz. Başlangıçta kara kara filme ilişkin notlarımı nasıl pratiğe dökebileceğimi düşünmüştüm. Sonuçta bu bir ekip çalışması. Ama film bittiğinde, bu notlarımın filme bire bir uyarlandığını gördüm. Bu başarı ekibimle bana ait.
Filmdeki 'yapboz' mantığı orijinal hikâyeye mi ait?
Fikrin ortaya çıkma aşaması oldukça tuhaftı. 'Yapboz' esprisi kardeşime ait. Fikri duyunca çok beğendim ve bunu filme uyarlamak için kardeşimin iznini aldım. Ancak ben filmi bitirdiğimde o hâlâ hikâyesinin taslaklarıyla uğraşıyordu.
İkimiz de olayı ana karakterin anlatımıyla ele almaya karar verdik.
İzleyicinin kamera çekim teknikleriyle olayları kahramanın gözüyle görmesine çalıştık.
Filmin yapımında yönetmen olarak öncü pozisyondasınız. Bunun en güzel yanı ne sizce?
Çocukluğumdan beri empati olayına ilgi duymuşumdur. Bir yönetmen olarak film sayesinde izleyicinin, olayları filmi yapanların bakış açısından seyretmesini sağlıyorsunuz. Ama tabii kitaplar bu konuda filmlerden daha başarılı.
Sizle kitap arasında ne kamera ne de yapımcıların gözlüğünden yansıtılan görüntüler var. Kendinizi kitaptaki karakterin yerine koyabiliyorsunuz.
Sahneler son derece karmaşık, oyuncularınızın filme adapte olması zor olmadı mı?
Hayır, rollerinin hakkını verdiler doğrusu. Ellerine senaryoyu verdiğim zaman bana nasıl hissetmeleri ya da oynamaları gerektiğini sormadılar bile. Hikâyeyi hepimizden iyi kavramışlardı. Ben bile filmimi seyrettiğim zaman 15 dakika sonra hangi sahnenin geldiğini hatırlayamamıştım! Düşünün.
İki filminizin üstünde de titizlikle çalıştınız. Gerçek hayatta da titiz misiniz?
Söz konusu olan filmse kesinlikle evet. Olaylara yaklaşımım titizcedir. Film yapmaya olan ilgim, o filmi yaptıktan sonra ikinci kez izleyecek olmamdan ileri geliyor. Bu tekrar, hem analiz gücümü artırıyor hem de filmdeki farklılıkları görebilmemde bana yardımcı oluyor. Bu benim titizliğimin bir göstergesi.
Çekimlerin 25 gün gibi kısa bir sürede tamamlanmasının filmin akışına yararı oldu mu?
Evet, kesinlikle. Film setinde bir enerji hâkimdi. Oyuncuların seti terk etme gibi bir şansları yoktu. Bu enerji, filmin kendisine de yansıdı. Tarif edilemez bir şey. Bu denli hızlı hareket etmeniz, üstünde durmak istediğiniz konulara yönelebilme zamanı tanıyor size. (Indiewire)