Kimliksiz kadınların anonim hikâyesi

Kimliksiz kadınların anonim hikâyesi
Kimliksiz kadınların anonim hikâyesi
İstanbul'daki ilk sergisini yeni GaleriBu'da açan Esra Sağlık, 'Kendine Temayül'de, siluetleri porselen çay tabaklarında tutsak kalmış, kimliksiz kadınların anonim hikâyesini anlatıyor
Haber: ŞAMİL YILMAZ / Arşivi

Sakarya Meydanı’nda çoğu Ankaralı’nın iyi bildiği ahşap bir heykel vardır: Hanım hanımcık elbisesi, kocaman topuzu, ayakları dibine bıraktığı —anneanne— çantasıyla 50’lerden fırlamış bir kadın . Meydanın merkeze yakın ucundan diğer ucunu izler. Bir dönemi açıkça çağıran havasına karşın, anonim siluetinde tüm kadınlığı ima eden bir derinlik taşır. Fakat heykelin güzelliği en çok yarattığı belirsizliktedir. Meydana yeni mi gelmiş, yoksa birazdan çantasını alıp gidecek mi, bilemezsiniz. Bu yüzden olacak, her karşılaşmada sevinir; şehri terk edecekken etmemiş bir dostu bir kez daha görmenin heyecanını yaşarsınız.
Esra Sağlık’ı Ankaralılar en çok bu heykelle tanıyorlar işte. İstanbullular ise, şayet daha önce katıldığı karma sergilerden tanımadılarsa, Galata’da yeni açılan GaleriBu’daki ‘Kendine Temayül’ adlı sergiyle tanıyacaklar.
‘Kendine Temayül’, adı yanıltmasın, sanatçının kendi öznelliğiyle büyülendiği bir sergi değil. Omuzlarının üstünde baş yerine gül goncaları taşıyan, uzun eteklerinin altında farelerin gezindiği, huzursuz edici siluetleri porselen çay tabaklarında tutsak kalmış, yüzsüz, kimliksiz kadınların anonim hikâyesi anlatılan... Fakat tüm işler yaratıcılarıyla yine de radikal bir bağ taşıyorlar. Esra Sağlık’ın sergi kitapçığından aşina olduğumuz kâküllü —duru— profili, sergideki neredeyse tüm işlere musallat olmuş. Bu yüzden de her şey hem çok kişisel, hem de çok kolektif görünüyor. Kendine temayül eden ‘ben’, kendinden daha büyük bir ‘şey’e doğru genişliyor yani.


‘Kendine Temayül’deki işleri kategorize etmek neredeyse imkânsız. Sürrealizmden fantastik olana, bulunmuş nesne fikrinden masal evrenine, yerleştirmeden resme ve kavramsal sanata kadar genişleyen bir tanım aralığında duruyorlar. Yine de illa tanımlayıcı bir genelleme yapılacaksa, “sadelik” bu işlerin ortak paydası olarak görülebilir. Gündelik akışa ev’cil göndermeleriyle katılan her şey —çocukluk, oyuncaklar, çay tabakları, çiçekler—Sağlık’ın dünyasında yalın dehşetlere dönüşmüş.
GaleriBu’nun kapısından içeri girdiğiniz andan itibaren, uysallık yüzeyinin altındaki tekinsiz imgelere çarpmaya başlıyorsunuz. Her şeyin çiftlenip kendi karanlık ikizine yakalandığı bir dünya burası- bir gölgeler evreni. Gerçekliğin paralel evreninde tedirgin edici bir gezintiye dönüşmüş. Sergi 29 Şubat’a kadar GaleriBu’da görülebilir.

GaleriBu’nun 2. katında ise Fulya Asyalı’nın sergisi var.

Genç, sahici ve samimi GaleriBu
Galata’da Serdar-ı Emrem Sokak No: 11’de yeni açılan GaleriBu, üç kata yayılıyor ve her katında farklı bir sanatçının kişisel sergisini ağırlıyor. 3. kattaki Esra Sağlık sergisinin yanı sıra giriş katında ‘Hamurkâr’ adlı fotoğraf sergisiyle Mahmut Koyaş, 2. katta ise Fulya Asyalı’nın ‘Çok Sesli Sessizlik’ adlı heykel-kolaj sergisi var.
Londra’da sanat eğitimi alan GaleriBu’nun sahibi Umut Yalım, galeriyi ‘esnek ve çok yönlü’ tutmaya çalıştıklarını belirtiyor. Yalım, sergilerin yanı sıra müzik ve şiir dinletileri ve tiyatro oyunları yapmayı da planladıklarını anlatıyor.
Sanata yön vermek gibi bir amaç gütmeyen GaleriBu, sanatçıya göre biçim değiştirmeyecek. Umut Yalım, GaleriBu’nun sürekli bir sanat merkezi olarak edilgen değil etkin bir mekân olarak genç, samimi ve sahici yapıtları özleyen sanatseverleri beklediğini söylüyor.