Kır şifreyi, al parayı

Bilgisayar başında oturmuş yıldırım hızıyla tuşlara dokunan bir insan seyredenleri ne ölçüde heyecanlandırabilir?
Haber: Sevin OKYAY / Arşivi

Bilgisayar başında oturmuş yıldırım hızıyla tuşlara dokunan bir insan seyredenleri ne ölçüde heyecanlandırabilir? Az ölçüde, tabii. Hatta o kişi dünyanın bir numaralı bilgisayar korsanlarından biri olsa ve bir ara müzik ve internet refakatinde dans etse bile. Yönetmen Dominic Sena da durumun farkında olmalı ki, ek unsurlarla 'Kod Adı: Kılıçbalığı'nı (Swordfish) hareketli ve heyecanlı hale getirmeye çalışmış. Filmin başından itibaren ortalığı saran patlamalar, artık 'olmazsa olmaz' hale gelmiş araba kovalamacaları ve sapır sapır ölen insanlar, bilgisayar seanslarını destekliyor. Bir de, işlevi ancak finalde yerine oturan Halle Berry'nin güzel (ve bir ara 'topless') varlığı. Haftanın 'as' filminin, akıl sır ermez bir hikâyesi var. Karmaşık olduğu için değil, saçma sapan olduğu için. Stanley Jobson (Hugh Jackman) hapisten yeni çıkmış bir bilgisayar korsanıdır. Bir FBI sistemini çökertmiş, o hapse girince de eski porno yıldızı karısı (Drea Dematteo), küçük kızı Holly'nin (Camryn Grimes) velayetini almış, sonra da bir porno yapımcısıyla evlenmiştir. Stan'in kızıyla konuşması da, bir bilgisayar başına oturması da ömür boyu yasaktır.
Sarışan dilberli deneme
O bir treylerde petrol tanklarına golf topu atarak vakit geçirirken, Ginger (Halle Berry) ortaya çıkar. Patronuyla konuşması için 100 bin dolar teklif eder. Kızın patronu ve sevgilisi Gabriel Shear (John Travolta) esrarengiz ve tehlikeli bir adamdır. Yasadışı bir hükümet fonundaki 9.5 milyor dolara göz dikmiştir (ayrıca, kim dikmez ki?). Paraya el koyabilmek için Stanley'e ihtiyacı vardır. Onun aradığı adam olup olmadığını anlamak için garip bir test uygular. Tabancalı, sarışın dilberli bir deneme. Son derece zevksiz bulduğumu hemen belirteyim.
Gabriel, emeline nail olmak için gereken adımları atarken, Stanley'i yakalayıp hapse tıkmış olan FBI ajanı Roberts da (karakterini ciddiye alan Don Cheadle), onun peşindedir. Bir de, Gabriel'le işbirliği yapan senatör vardır (filmde oynamasını hiç yakıştıramadığımız Sam Shepard). Birtakım beklenmedik gelişmelerin ardından, iki esas karakterimiz Stan ve Gabriel, 10 milyon dolara anlaşırlar. Stan fonlara ulaşacak, kendi parasını alacak ve kızı Holly'ye kavuşacaktır. Teröre terörle karşılık verme yanlısı olduğu anlaşılan Gabriel de, terörist devlet hayalini gerçekleştirecek paraya. Bu arada bir Houdini muhabbetidir gider. Ayrıca Gabriel, tıpkı 'Tut Şu Bücürü'deki (Get Shorty) karakteri gibi iflah olmaz bir sinema meraklısıdır. Hatta filmin açılışı bile, onun 'Köpeklerin Günü' (Dog Day Afternoon) filmi hakkındaki fikirleriyle açılır. Gabriel, 'Eğer Al Pacino peşinen birkaç rehineyi öldürmüş olsa, işi de çözmüş olacaktı' diye düşünür. Kendisi o sırada bir banka soygununun ortalık yerindedir. Doğrusu, şık bir açılıştı.
Kötü bir senaryo
Sena, '60 Saniye'deki (Gone in 60 Seconds) alışkanlıklarını sürdürüyor. Keşke 'Kaliforniya'daki alışkanlıklarını sürdürseydi. Kendimi tekrarlamak pahasına (aynı zamanda filmin yapımcılarından biri olan) Skip Woods'un senaryosu için gene saçma sapan diyeceğim. Başından akıl edip filmi komedi niyetine seyretsem belki benim için sonuç daha iyi olurdu. John Travolta,
'Battlefield Earth'ün batağından kurtulmuşa benziyor ama karizmasını da orada unutmuş. O karizma, şimdilik, biraz Clint Eastwood'un gençliğini hatırlatan Hugh Jackman'la takılıyor. Sanırım aksiyon yıldızlığının kapıları bu filmle Avustralyalı aktörün önünde açılacak. Filmin ahlaki yanına gelince, sizi 'sürpriz'lerden mahrum etmek istemem ama 'Kod Adı: Kılıçbalığı'nın teröre karşı terör ve 'bu millet için' safsatası, komikten çok tehdit edici boyutta. Banka soygunu sahnesindeki rehine olayı ise, gördüğüm en rahatsız edici sahnelerden biriydi.