Kısaltmaktan zarar gelmez

Kısaltmaktan zarar gelmez
Kısaltmaktan zarar gelmez
Eleştirmen için en dertli işlerden biri yeni yazılmış, ilk kez sahnelenen metinleri değerlendirmek.
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

Oyunun daha önce oynanmış versiyonları yok, metne ulaşmak mümkün ama çoğu kez buna vakit yok, kısaca hiçbir referans noktanız yok. Sahnede izlediğinizden sizde kalanlar ve genel birikiminizle baş başasınız. Yeşim Özsoy Gülan’ın Galata Hamursuz Fırını’nda sahnelenen yeni oyunu ‘Yola Çıktığım Gün Sakin Serin Bir Sabahtı’ bana önce bunları düşündürttü çünkü metin broşüründe verdiği birkaç ipucu dışında, bazı gerçek kişi ya da tiplemelerin sembolleri olarak yaratılmış karakterlerle oluşturulmuş ama kendini gizliyor, ser verip sır vermiyor adeta. Sabahın erken saatlerinde, bir lunaparktayız. Bir gazete ilanı sonucu orada gitmek üzere bir araya gelmiş, birbirini tanımayan altı kişi. ‘Derdi Olan Adam’, ‘Gencecik Kız ’ gibi adları var. Nerede oldukları, nereye gittikleri belli değil. Tabii oyun ilerledikçe, metin kendi gizlemeye, her şeyi açık etmemeye meyilli olduğu halde bazı şeyler açıklığa kavuşuyor. Türkiye ’deyiz ve Türkiye’nin güncel dertleri karakterlere bürünmüş. Maraş katliamı, Kürt meselesi, cinsel istismara uğramış çocuk -kız, Ermeni meselesi, içeriye tıkmalar, Fethullah’vari bir imam... 

Yeşim Özsoy iyi monolog yazıyor, bol monolog kaldıran bir yapıya sahip şiirsel bir dille yazılmış çok güzel monologlar var. Çok başarılı bir sahne tasarımı (Barış Dincel), iyi bir ışık (Kemal Yiğitcan) ve ses tasarımı (Korhan Erel) ve oyunculuklar (özellikle GÇ-Musab Ekinci, SAA-Emin Maltepe ve GK-Begüm Akkaya) oyunun forteleri. Fakat metnin aksiyonu içinde geçtiği lunaparka ve onun yarattığı yarı ürpertici yarı naif atmosfere entegre edilmemiş, oyun biraz kısalmaktan hiçbir şey kaybetmez ve çok ani bitişine daha iyi bir çözüm bulunabilir. Bunlar dışında, hayal gücüyle Türkiye güncelini enteresan bir biçimde birleştiren, izlenesi bir oyun ‘Yola Çıktığım Gün...’