Kitano'dan itiraf: Para için yaptım...

Kitano'dan itiraf: Para için yaptım...
Kitano'dan itiraf: Para için yaptım...
27. Tokyo Film Festivali'nin bu yıl ustalara verilen Samuray Ödülü'ne layık görülen yönetmen Takashi Kitano'yla eleştirmenlere özel yuvarlak masa sohbetinde buluştuk. Artık şiddet ve ticari filmlerden yorulan Kitano, "Seyirci şiddet filmlerini seviyor. Bazı filmleri sadece para kazanmak için kabul ettiğimi itiraf edeyim. Tamam para için yaptım ama sanırım bıkkınlık vermeye başladı, yoruldum" diyor.
Haber: ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR / Arşivi

Japon sinemasının şahsına münhasır isimlerinden, ünlü komedyen, aktör ve yönetmen Takashi Kitano, memleketi Tokyo’da içini döktü, masaj salonlarında Yakuza keselediği zor günlerden ticari sinemadan bıktığı şimdilere kadar anlattı. 27. Tokyo Film Festivali’nin bu yıl ustalara verilen Samuray Ödülü’ne layık görülen Kitano, önce sinema öğrencileriyle buluştu sonra eleştirmenlere özel yuvarlak masa sohbetine katıldı. Huysuz, isyankar ve bıkkın tavırlarıyla tanınan ünlü sinemacı yine de arada azıcık güldü, güldürdü.

SEYİRCİ ŞİDDETİ SEVİYOR!
TV komedileri ve ucuz şiddet filmlerinden “Havafişekler” (Hana bi) ile Venedik’ten aldığı Altın Aslan ödülüne, Takashi Kitano anaakım ile sanat sineması arasında keyfince dolaşan ender sinemacılardan. Nitekim Tokyo’da biraraya geldiğimiz söyleşide de “Canımın istediğini yapıyorum, özgürlük hoş bir şey” diyor. Dolayısıyla lafı fazla döndürmeden şiddet filmlerine merakını sorduğumda da aynı açıklıkta yanıt alıyorum: “Gişe de yapıyor ondan! Seyirci şiddet filmlerini seviyor, ilgi gösteriyor. Bazı filmleri sadece para kazanmak için kabul ettiğimi itiraf edeyim.”

SİNEMA ENDÜSTRİSİNİN TEKELCİLİĞİNDEN BIKTIM
Gelgelelim artık galiba şiddet ve ticari filmlerden yorulmuş, “Tamam para için yaptım ama sanırım bıkkınlık vermeye başladı, yoruldum” diyor. Bu kadar şan şöhret ve para kazanmış ama Japonya’daki sinema endüstrisinin tekelciliğinden de bıkmış: “Endüstri birkaç dev stüdyonun elinde. Onların dışındaki yetenekler gözardı ediliyor ve filmleri pek vizyon yüzü göremiyor. Japonya’nın Oscar’a aday gösterdiği filmlerden belli. Kim bu insanlar ve iyi filmin ne olduğuna nasıl karar veriyorlar! Neden hep iki üç güçlü stüdyonun yaptığı filmler aday gösteriliyor? Bir filmin kalitesini gişedeki ticari başarısıyla ölçmek olur mu? Yeni yeteneklerin önü açılmıyor, bırakın açılsın!”

İYİ SİNEMACI NASIL OLUNUR?
Genç sinemacıları ise gönülden destekliyor ve özgün olmalarını istiyor: “Öncelikle içinizden ne geliyorsa ona yapmaktan çekinmeyin! Ancak böyle diğerlerinden ayrılabilir ve gerçek bir sanatçı olmak yolunda ilerleyebilirsiniz. Ama iç dünyanıza da kapanmayın. Başkalarının fikrini almak çok önemli. Böylece kendinizi çıkmak köşelere kıstırmaktan kurtulursunuz”. Bu tavsiyenin ardından en kritik sorunun gelmesi kaçınılmaz. Nitekim hem özgürce içinden geleni yaratmak hem de başkalarının önerilerine kulak vermek arasındaki denge nasıl sağlanır? Kocaman bir kahkaha eşliğinde “Orası meşhul işte! Bu sizin sanatçı olup olamayacağınızı belirleyen kriter. Bu dengeyi oluşturduğunuzda zaten iyi sinemacı olursunuz. Bunun sihirli formülü bende yok, kimsede de yoktur. Çok çalışmak, belki acı çekmek işin gereği. Tavsiyelere kulak verin ama filmin yaratıcısının esas siz olduğunu da sakın unutmayın! Kolay gelsin!” diyor. Gerçi tesellisi de eksik değil: “Bütçeniz azdır veya özgürlüğünüz kısıtlanmış olabilir ama bu da bir yanıyla yaratıcılığını körükler. Bazı şahane filmler çok bütçeyle çekilmiştir” Ayrıca uyarıyor: “İlk filmlerime tepkiler çok feciydi, yerden yere vuruldum ama bunlar beni engellemedi bilakis daha iyisini nasıl yaparım diye çabaladım. Hevesinizin kırılmasına izin vermeyin!”

YAKUZA KESELEYEREK PARA KAZANDIM
Kendisi de zamanında çok çalışmış. Mühendislik okurken isyankar tavırlarıyla okulda dikiş tutturamayan 67 yaşındaki Kitano, iş bulmaya çalışan bir komedyen olarak barlarda ve masaj salonlarında çalışmış. Zaten “Az Yakuza keselemedim” derken yine bir kahkaha patlatıyor. Aktör ve yönetmen olarak hüzünlü ve varoluşçu gangster filmlerinin üstadı sayılmasında o günlerden az buçuk esinlenmiş midir, bilinmez ama zaten ona göre sanat ve sinema, hayatta edindiginiz deneyimler ve hayalgücünün bir karışımı...