Kitapları ve sosyalleşmeyi seviyorsanız okuyun!

Kitapları ve sosyalleşmeyi seviyorsanız okuyun!
Kitapları ve sosyalleşmeyi seviyorsanız okuyun!
Kitapları çok seviyorsanız, kitap almanın türlü zorluklarından şikâyetçiyseniz ya da kütüphanenizin raflarında toz toplamasına içinizin el vermediği kitaplarınızın varsa BookSerf (www.bookserf.com) tam size göre. Yeni kitap arkadaşlıkları edinmek de cabası... Nasıl mı? Okuyun lütfen!
Haber: HÜLYA AVTAN - hulyavtan@gmail.com / Arşivi

Kitapları çok seviyorsanız, kitap almanın türlü zorluklarından şikâyetçiyseniz ve kütüphanenizin raflarında toz toplamasına içinizin el vermediği kitaplarınızın varsa BookSerf (http://www.bookserf.com/) tam size göre. Çünkü “Kitapları özgür bırak” sloganıyla yola çıkan BookSerf sayesinde sahip olduğunuz kitapları paylaşabilir, ilgi alanınıza dair yeni kitaplar bulup okuyabilir bu esnada da yeni arkadaşlar edinebilirsiniz.
Nasıl mı? Eğer siz de Book Serf’te kitaplarınızı paylaşmak istiyorsanız, önce kitaplığınızdan sekiz adet tercihen İngilizce kitap seçerek başlayabilirsiniz, ardından bu kitapların düz bir zeminde çekilmiş fotoğrafını çekmeniz gerekiyor. Sonrasında kendinizi tanıttığınızda profilinizi oluşturmuş oluyorsunuz. Eğer Book Serf’te yer alan bir kitap ilginizi çektiyse kitabın sahibine mesaj atmanız yeterli oluyor. Bu sayede o kişiyle iletişime geçip, buluşup, üstüne isterseniz arkadaş olup kitabını da iki haftalığına alabiliyorsunuz. İki haftanın ardından kitabı teslim etmeniz gerekiyor. Kitap almak için illa sizin de kitap paylaşmış olmanız gerekmiyor üstelik. Beğendiğiniz bir kitabın altına gelip sahibine yorum yazmanız yeterli. Ya da diyelim, fotoğraf, mesaj, buluşma gibi işler size göre değil, sadece elden çıkarmak istediğiniz kitapları birilerine faydalı olsun diye bağışlamak istiyorsunuz. Book Serf’e mail atmanız yeterli...
Book Serf projenin yaratıcılarından Kerem Güneş ve Erbil Sivaslıoğlu ile tüm bunları nasıl yapabileceğinizden, projenin nasıl başlayıp geliştiğine ve gelecek planlarına dair pek çok şey konuştuk. 

Bookserf'ün kurucuları Erbil Sivaslıoğlu ve Kerem Güneş.
Bookserf nasıl bir ihtiyaçtan doğdu?
Kerem:
Erbil ile biz Koç Üniversitesi endüstri mühendisliğinden tanışıyoruz. Ben tekrar ÖSS’ye girmek için okulu bıraktım, Erbil de mezun olup Londra’ya gitti, grafik tasarım okudu. Ondan sonra yeni hayatlarımızla Osmanbey’de karşılaştık, komşu olarak. Birbirimizin evlerine gide gele, oturup müzik yapıp muhabbet sırasında kütüphanelerimizde bir sürü farklı kitabın hikâyesini anlattık, ödünç verdik. Bende yüzlerce roman vardı, Erbil’de de bin bir türlü çılgın şeyi nasıl yapacağın, balkonunda nasıl bitki yetiştireceğin, kamera nasıl yapacağın gibi öğretici eğlenceli şeyler vardı. Normalde okumayacağımız kitapları okuyarak hayatlarımız zenginleşti. Sonra doğal olarak da birbirimizle bu kadar iyi gidiyorken bu kitap verme süreci, niye internete yükleyip çok düşük bir bütçeyle bütün dünyaya niye kitaplarımızı duyurmuyoruz dedik ve duyurduk.
Erbil: İki tane hedefimiz vardı aslında. Daha fazla kitaba ulaşabiliyor olmak, çünkü yabancı dilli kitaplar özellikle baya pahalı ve onun kargosu da var, ya yurtdışına çıkınca alabiliyorsun ya da Amazon’dan söyleyip. Bunlar böyle çok sık yapabildiğin bir şey değil. İkimizin ortak özelliği bu kitapları alıyor olmamızdı aslında. Sonra fark ettik ki biz hem daha fazla insanla tanışmak istiyoruz hem de yurtdışı planları vardı. Pek çok insanla tanışalım ama bunun belli şeyleri olsun, bizimle aynı ilgi alanları olsun gibi. Hem de daha fazla kitaba ulaşalım, güvenli bir sistem kuralım ki insanlar çekinmesin gelip alıp ulaşabilsin aslında. Bir sürü kitap okuyabilelim hem de bir sürü insanla tanışalım.
Kerem: Çünkü öyle kitaplar var ki, sen sadece bildiğin kitapları okuyorsun sonra kitapçıya gidince başka kitapların arkasındaki hikâyeyi biraz karıştırıyorsun ama onu kavrayamıyorsun. Onu seven birisi sana anlatınca daha bir hevesli oluyorsun. O sayede hem insanlar kendi kitaplarının küratörü olsun istedik. İnanılmaz bir kitap sergisi gibi ama gidip çok rahat alabildiğin bir şey.

Daha çok İngilizce kitapların olması da bir tercih miydi?
Erbil:
En başından diyorduk Türkçe kitaplar olmasın diye. Çünkü bunu farklı şehirlerde yapmak istiyoruz. Ki şimdi Berlin’de de başladı. Onun için de bu büyük bir sisteme dönüştüğünde bu bir korsan kitap sitemine dönüşmesin de yerel yayınevlerine ve yazarlara destek olunsun, satın alınsın diyorduk. Ve maliyetleri o kadar yüksek olmadığı için bizi zaten Bookserf’ü başlatmaya iten şey, maliyeti yüksek olan kitapları paylaşabilmekti. Yerli basınlar görece daha ucuz oluyor ve hakikaten giderleri tutup da kargoya ver diye değil de; yayınevine, yazara, kapak tasarımını yapana gidiyor. Onun için biz de aslında onu en başından biliyorduk. Sadece yerli kitap olmasın onun dışında tüm dillerde kitaplar olsun diye. Ama şimdi yazarları daha iyi tanıtabilmek için, yazarlar kütüphaneleri serileri yaptık, videolar çektik. Kitap listeleri istiyoruz yazarlardan, en sevdiği kitaplar şeklinde. Bir de şimdi imzalı kitapları, yine Bookserf’e armağan ettikleri kitapları yine paylaşıyoruz. Ama yazarının onayı olduğu ve onun armağan ettiği kitapları paylaşıyoruz.

İnsanlar arasındaki güveni nasıl sağladınız peki?
Erbil:
Onda da fotoğraf çok işe yaradı. Kitabı ödünç aldığında fotoğraf çekiyoruz, kitapla beraber gülümserken. Bir de o sırada internetten ekliyoruz birbirimizi arkadaş olarak. Sonra kitabı geri getirdiğinde de paylaşıyoruz. Getirmezsen de internetten paylaşıp, seninle de ekleşmiş olduğumuz için arkadaşlarından istiyoruz, en son çare olarak da fotoğrafını büyütüp duvara asıyoruz, ödünç aldığın kitabı tutuyorsun “Ben kitabı yedim” yazıyor altında, son yaptığımızda 6 saatte sahibine ulaştık.

Genç bir ekip olmanın avantajları ne size göre?
Kerem: Uzun süredir bu işin içinde olanlar, hiç internetin gücü, düşük bir bütçeyle geleneksel pazarlama sorunlarını, nasıl aşabileceğini düşünürken zorlanıyor. Her şeyin çılgın bir hızla değiştiği bir dönemde olmamız büyük şans. Tabii uyanık olup dümeni hep milim milim değiştirmek gerekiyor, çok hızlı gittiğin için.
Erbil: Bakış açısının da büyük bir farklılığı var. Çünkü biz sadece Bookserf’ için böyle davranmıyoruz. Aynı anda giden sekiz projemiz falan var, Bookserf’ onlardan bir tanesi. Bir hayli tempolu geçiyor. Ama birbirini destekleyen bir yapı kurabildiğin zaman da daha etkili oluyor. Etkinliği düzenlerken gelen birisine Paper Project veriyoruz. Yazarlar ve Kütüphanelerine video çekelim mi diyoruz, hepsinin böyle harmanlanmış halde olması, o yüzden Bitti Gitti şeklinde yapıyoruz. O enerjiyi tutmaca kısmı büyük bir avantaj tabi.
Kerem: Bir de bütün dünyayı düşünüyoruz biz. Şu an İstanbul, Eskişehir, Ankara, Berlin’e gitti. Ondan sonra şu an Venezüella, Kamçatka öyle yerlerde de olsun istiyoruz. Çünkü artık herkes görebiliyor, ulaşabiliyor, arkadaş oluyor, tıklıyor. Tüm dünyaya ulaşalım diye bir arzumuz da var.

Yayılma hızı nasıl oldu BookSerf’ün?
Erbil: Fena değil. Radyo, televizyon, gazete iyi gidiyor yani. Sadece sistemde iyileştirmeler yapıyoruz şimdi. Yeni bir site gelecek. Şu anki biraz emekleme modu gibiydi. Daha pürüzsüz bir sürece çevirmek istiyoruz onu. Şu an ilgi yüksek ama kullanım oranında büyük bir potansiyel var. Onun üzerine çalışıyoruz şu anda.

Bir de pek çok bağışçınız var.
Erbil:
Pera Müzesi veriyor, bir sürü sergi kitaplarından. Babil.com bize bütçe veriyor, güzel kitaplar almamız için. Film ekipmanları bize güzel sinema kitapları verecek yakında. İrem Nalça var. Heykeltıraş o da Amerika’ya gitti. Baya güzel sanat kitapları verdi.

Diğer projeleriniz neler peki?
Kerem:
Youtube’ta yazarlar ve kütüphaneleri var, onun dışında kitap listelerimiz var. İllüstrasyonlarını da sevdiğimiz illüstratörler yapıyor. Şimdi daha dinamik bir site gelecek.
Erbil: Onun dışında biz Bitti Gitti’deyiz (http://www.bittigitti.com.tr/) aslında. Atölyeler yapıyoruz. Projeler çılgın yatırımlar aldığında kendi başlarına kuruluyorlar ama burası her şeyi deneme yeri gibi. Burada da çeşitli atölyelerimiz var; sergigrafi baskı, defter yapma, kamera yapma, kaleydoskop yapmalar gibi. Her Pazar elbet bir etkinlik var, Paper Project sergileri yapıyoruz, BookSerf etkinliği oluyor. Eğitimler veriyoruz.

Kerem:
‘Paper Project (www.paperproject.rocks) aslında inanılmaz basit bir fikir. İnsanlara boş kâğıt veriyoruz iki tane. Bir tanesi kendileri için diğeri de onların seçtikleri sevdikleri birisi için. Onu dolduruyorsun. Yüzleşip kâğıtla. Çizim yapabilirsin, origami yapabilirsin, sonra onları geri alıp hepsini bir arada sergiliyoruz. Şimdi de aboneler belirlemeye başladık. Her abonede kâğıtlar olacak altı tane o kâğıtlar her ay gezecek aboneler arasında. Uçan kâğıtlar, bir gün Kolektif House’da olacak, bir gün bir otelde olacak, bir gün Fransa’da bir hapishanede olacak. Ve sen onları takip edebileceksin.
Erbil: İnsanlar, müzisyenler farklı farklı insanlar, onların hepsini birbirine bağlayan boş bir sayfa olduğu için aslında ve onların hepsinin etkinliklerine denk gelip gidiyor olmak koşuşturma içinde baya zor. Pek çok farklı alandan insanların, onların yine düşünce tarzını, hayata bakış açısını görebileceğin bir davet gibi. Mesela Fazıl Say’ın işine bakıp a dur bakayım işleri nasıl diye ya da bir sokak sanatçısının işlerini merak edip ya da bir hapishane kaçkınının işlerine bakıp gibi.
Erbil: Pek çok farklı insan olsun istiyoruz. Öteki proje de Street Art İstanbul (http://www.streetart-istanbul.com/) orada da sokak sanatını paylaşıyoruz. Android ve iPhone uygulamamız var. İstanbul’un değişik değişik sokaklarının adreslerini koyuyoruz, harita üzerinden görebiliyorsun. Fotoğraflarını biz çekip, yazılar koyuyoruz. Ondan sonra kim neyi yapmış, ne zaman yapmış bunların hepsini görebiliyorsun. Bir buçuk yıl falan oldu, o da güzel gidiyor.
Kerem: Şimdi 2014’te neler oldu diye kitap çıkartıyoruz.
Erbil: Evet, Street Art Almanac diye, neler oldu, yurtdışından gelenler oldu, festivaller oldu, üstü kapanan işler oldu diye. Bir de ahşaptan kameralar yaptığımız Pinhole Store (http://www.pinholestore.com/) var. Burada elde yapıyoruz, sonra bunun tüm araç gereçleriyle beraber evde kendi karanlık odanı kurup basabiliyorsun. Onun için de atölyeler veriyoruz. Bir de böyle burada bir sürü objeler boyuyoruz, gitarlar boyuyoruz. Bu tarz etkinlikler de yapıyoruz.