Klarnetin gümüşten kanatlarıyla uçmaya

"Aziz dostum Bach, seni ziyarete geldim fakat bulamadım. Gönül birlikte çalmayı arzu ederdi, kısmet olmadı. Seni gözlerinden öperim, benim büyük müzisyen kardeşim.
Haber: SERKAN SEYMEN / Arşivi

İSTANBUL - "Aziz dostum Bach, seni ziyarete geldim fakat bulamadım. Gönül birlikte çalmayı arzu ederdi, kısmet olmadı. Seni gözlerinden öperim, benim büyük müzisyen kardeşim." Bir vakitler Barbaros Erköse, bir yurtdışı turnesinde Bach'ın mezarını ziyarete gitmiş ve taziye defterine bu satırları karalamış. Sebebi sorulduğunda; "Onun hayranıyım. Bizim çaldığımız onun kafasının içindeki müziğin yanında ne ki, sadece küçük bir nokta" diyordu.
1936 Bursa doğumlu Barbaros Erköse, işinin üstadı mertebesine ulaştığı zaman bile 'Musiki koca bir deryadır, biz bugüne dek en fazla parmağımızı daldırabildik içine' diyen bir gelenekten geliyordu ne de olsa. Müzisyenliğin kuşaktan kuşağa aktarıldığı bir ailenin oğluydu. Babası Hafız Burhan'la çalışan udi Şaban Erköse'ydi. Klarneti eline aldığında yaşı henüz 9'du. Sonrası başka bir şey de gelmedi elinden zaten, sadece klarnet çaldı.
12 yaşına geldiğinde dönemin en büyük ustalarından Saffet Gündeğer'den ders alıyordu. Ki bugün dünya caz âlemininde ismi geçen bir kişi olması da bir parça ustasından aldığı 'el'in götürdüğü bir yol. 70'li yılların Türkiye gazetelerinde pek yer bulmasa da hocası Gündeğer de başta İskandinav ülkeleri olmak üzere Avrupa'da konserler vermiş, caz eleştirmenlerinin hakkında 'Coltrain'e denk bir adam' diye yazdığı bir müzisyendi.
Müziğin 'esas adamları'
Barbaros Erköse, genç yaşlarından itibaren kardeşleri Sabahattin ve Ali ile birlikte Erköse Brothers adıyla dünya piyasasına yelken açmıştı. Yine de uzun yılları esas olarak dönemin en önemli assolistlerinin arkasında eşlik ederek geçirdi. Bugün o her şarkı arasında bir elbise değiştiren assolistler pek kalmadı, ama o arkadaki esas adamlar, Barbaros Erköse gibi, dünya sahnelerinde müziklerini icra ediyorlar. Durup durup 'Tarkan'a albüm niye yapmıyor' denilen Atlantic Records'un sahibi Ahmet Ertegün, yıllar öncesinden Erköse'yi Amerika semalarını şenlendirmesi için Atlantik'in öbür yakasına geçirmişti. 20 yir-mi yıldır da, başta Tunuslu Enver İbrahim (ya da Batılı ismiyle Anouar Brahem) olmak üzere saygın müzisyenlerle çalıyor.
Yıllar sonra, Amhet Ertegün'lü Amerika günlerini 1997'deki 'Cazname' albümünün sonuna koyduğu 'Atlantik Taksim'le de yâd etmişti Barbaros Erköse. 'Cazname'nin kaydedildiği gün stüdyoda kendisini ziyaret ettiğimizde Erköse ve grubunun her şarkı arasında birkaç sigara molası verip 4-5 saat kayıt yaptıklarını görmüştük. Biz çalışmanın son günü zannederdek gerçeği öğrendik, kayıt için tek bir çalışma günleri vardı, o da buydu. Şaşkınlığımızı hayretle karşıladı o gün Erköse: "Ne var ki? Aylarca tekrar tekrar çalıp mı kaydedelim? Müzik bir kerede çıkar. En doğrusu ve gerçeği de ilk çaldığındır. Tekrar tekrar çalıp kaydedersen yalan olur."
Geçtiğimiz günlerde Barbaros Erköse Ensemble adıyla Yeni Dünya Müzik etiketiyle 'Türk Müziğine Yolculuk' albümünü yayımlayan Erköse, bu gece Babylon'da olacak. Kâh içinden geldiği geleneğin izinden giderek 'gümüşten kanatlarıyla' uçuracak klarnetini, kâh cazın nameli kısmına dalacak. Her şey bir kereliğine o an çıkacak. Siz de orada olursanız kaçırmamış olacaksınız.