Koleksiyoner nasıl isterse öyle

Koleksiyoner nasıl isterse öyle
Koleksiyoner nasıl isterse öyle
Çağdaş sanatçı Burak Delier, koleksiyoner Saruhan Doğan'dan aldığı siparişi, hiçbir müdahalede bulunmadan harfi harfine yerine getirdi. Ortaya, lekeli kırmızı bir duvar çıktı
Haber: ELİF İNCE / Arşivi

Salı akşamı Pilot’ta Burak Delier’in son projesinin açılışı vardı. ‘Koleksiyonerin Dileği’ adlı sergi, beceriksizce kırmızıya boyanmış gibi duran bir duvar, Mehmet Akif Ersoy’un bir şiiri ve kısa bir videodan ibaret.

‘AB çarşaflı kadın ’ ve ‘cop darbelerine karşı koruyan parka’ (Parkalinç) gibi politik işleriyle tanıdığımız sanatçı, bu seferki işinde koleksiyoner-yani Saruhan Doğan-ne istediyse onu yapmış. “Hiçbir katkım yok, hiçbir yorum yapmadım” diyor. Kırmızı boyanın tonuna, şiirin nerede duracağına kadar Doğan

karar vermiş. Ufak bir ekranda, koleksiyonerin Delier’e siparişi veriş süreci gösteriliyor.
Şimdi filmi başa saralım. Delier ve Galeri Pilot’un sahibi Azra Tüzünoğlu, ‘Koleksiyonerin Dileği’ adlı proje için ‘koleksiyoner’ rolünü üstlenecek birini ararken akıllarına Saruhan Doğan gelmiş. Delier, Doğan’a gidip kendisine bir sipariş vermesini ve ne isterse harfiyen yerine getireceğini söylemiş. Doğan da Delier’den dedesinin her zaman severek okuduğu Mehmet Akif Ersoy şiiri ‘Ressam Haklı’ya ithafen kırmızı bir duvar boyamasını istemiş. Şiir, zengin bir adamın günün modasına uyarak köşkünün salonuna ‘tarihi bir resim’ yaptırmasını ti’ye alıyor.
Doğan’ın istekleri ve müdahaleleri sonucunda Delier’in boyadığı duvar, önceki gece ilk kez görücüye çıktı. Açılışa gelenler, kırmızı duvara arkalarını dönmüş, içkilerini yudumluyor. Delier, izleyicilerden bazılarının olaya iyice kaptırıp “Çok illüstratif olmuş” diye Saruhan’ın ‘eserini’ eleştirdiğini anlatıyor gülerek.

Yaratmama özgürlüğü
Yaratıcılığını ve ruhunu yaptığı işe katmaması, paradoksal gibi gözükse de Delier’e göre sanatçının kendisini özgürleştirme çabası...
Günümüzde ‘ayın elemanı’ndan işine tüm benliğini katması, mesai saatleri dışında bile işine tutkuyla bağlı olması, kısacası varlığının kariyerinden ibaret olması bekleniyor. Delier, sanatçıların da bu düzenin bir parçası olduğunu savunuyor, “Sanatta da değer, sanatçının imajı üzerinden oluşuyor” diyor. “Belki sanatçı bir tezgâhtar kadar ezilmiş, boyun eğmiş gözükmüyor ama ‘Ben özgürüm, bakın bunu ben kurguladım’ dediği, kendisini öne çıkardığı o an aslında en köle olduğu an.”

Delier, ‘Koleksiyonerin Dileği’ni
yerine getirirken, bu döngüye başkaldırmak için sanatını kendisine saklıyor: “Kendimi katmayarak kendimi kurtarıyorum işten.”
Bir yandan da sansür meselesine değiniyor, İstanbul Modern’i protesto etmek isteyen sanatçıların eserlerini imzaladıkları sözleşme yüzünden geri çekemediklerini hatırlatıyor, “Bir bakıyorsun ki sanatçılar Uzakdoğu’da merdiven altı sözleşmelerini aratmayacak şartlarla bağlanmışlar” diyor.

Geriye, dört günlüğüne kırmızıya boyanmış bir duvar ve birkaç soru kalıyor: Burada yeni bir grev fikrinin ipuçlarını bulabilir miyiz? Sadece günün belirli bir bölümünde standart işini yapan işçi figürü bizim kurtuluşumuz olabilir mi?
‘Koleksiyonerin Dileği’ 28 Ocak’a kadar Pilot Galeri’de.