Komitas olmasaydı Ermeni müziği bambaşka olurdu

Komitas olmasaydı Ermeni müziği bambaşka olurdu
Komitas olmasaydı Ermeni müziği bambaşka olurdu

Eserlerden bazılarını belki 500 kere çalmışımdır. Bunlar o kadar iyi yapıtlar ki her seferİnde başka bİr şekilde çalıyorum Fotoğraf: MUHSİN AKGÜN

Piyanist Şahan Arzruni'nin Ermeni müziğinin önemli ismi Komitas'ın eserlerinden esinlenen albümü Kalan Müzik'ten çıktı. Arzruni "Komitas, Ermeni halk müziğini çok iyi anladı" diyor
Haber: MÜGE AKGÜN - muge.akgun@radikal.com.tr / Arşivi

1964’ten beri Amerika’da yaşayan piyanist Şahan Arzruni ünlü besteci ve derlemeci Komitas’ın piyano eserlerini bir araya getirdiği bir albüm yaptı. Müziğe ilgisi ağır basan bir din adamı olan, tüm Anadolu’yu dolaşarak Ermeni halk şarkılarını derleyen, insanın içine işleyen Anadolu türküleri ile tanıdığımız Komitas’ın halk danslarından esinlenen piyano eserleri de çok etkileyici. Ben albümü dinlerken çok keyif aldım. 

Türkiye ’de Komitas’ın hak ettiği gibi ilgi görmediğini, tanınmadığını düşünüyorum? Sizin tanışmanız nasıl olmuştu?
Dinden çok müziğe kanalize olmuş bir din adamı olan Komitas ismini tabii ben çok uzun zaman öncesinden biliyordum. İstanbul ’da uzun yıllar önce Kuruçeşme’deki Ermeni Kilisesi’nde Komitas Korosu vardı. 19 yaşındaydım. Piyano eğitimi aldığımı öğrenince bana “Sen gel kilisenin orgunu çal” dediler. Asıl adı Soghomon Soghomonian olan din adamı olunca Komitas adı verilen ünlü müzik adamı aslında bu koroyu 1910 yılında kurmuş. Adı sonradan Komitas Korosu’na çevrilmiş.
O zaman İstanbul’da Ermeniler Komitas’ın üç dört şarkısını bilirdi. Ben de Amerika’ya Julliard’a okumaya gittiğimde Komitas ve Haçaturyan gibi Ermeni bestecilerle kesinlikle ilgilenmedim. Ama bir çıkış yapmak için de farklı bir şeyler yapmam gerekiyordu. Chopen, Bhrams, Beethoven, Bach yorumlayarak bir yere varamazdım. 

Ne yaptınız?
1972’de Nixon Çin’e gitmişti, Çin müziği öğrenip Amerikalılara satayım dedim. Bu arada doktora yapıyordum. Gerçekten de çalıştım, konserler verdim. Asya müziği Derneği gibi bir yer vardı, onun başkanına gittim, durumu anlattım, bana yardım eder misiniz dedim. “Siz Çinli değilsiniz, nerelisiniz” diye sordu. Türkiye’de doğup büyümüş Ermeni asıllı olduğumu söyledim. Başkan “Senin Çin’le ne işin var, git Ermeni müziğini öğren” dedi. Önce üzüldüm, bozuldum ama sonra düşününce söylediklerini mantıklı buldum. O zaman bazı arkadaşlarımda Sovyet Ermenistan’ından gönderilmiş notalar vardı. Ermeni bestecilerin eserlerini toplamaya başladım. Sonra konser -konferans dizileri yaptım.
1969 yılında Komitas’ın doğumunun 100. yılıydı. Amerikalı Ermeniler bir plak hazırlamak istiyorlardı. Benim Komitas Korosu’nda piyano çaldığımı öğrendiklerinde bana geldiler. İstanbul’da konservatuvardan mezun olduğum zaman Koharik Gazarossyian adlı bir kadın besteci vardı. Mezuniyet hediyesi diye bana Komitas’ın 1925’te basılmış olan ilk piyano eserlerini hediye etmişti. Tabii o zamanlar önemini pek anlamamış ve alıp bir kenara koymuştum. 1970’te Komitas’ın piyano eserlerinden, şarkılarından oluşan ikili bir ‘long play’ çıkardık. 

İlk albümünüz neydi?
Haçaturyan’ın çocuklar için yaptığı eserlerdi. Sonra Bella Bartok ve diğerleri geldi. Bugüne dek 20-25 kadar albüm yaptım. 

Bu son Komitas albümü nasıl ortaya çıktı?
Bu yıl mayısta buradaydım. Dostlarla, tanıdıklarla yemek yiyorduk. Dikran Gülmezgil ve eşi karşımda oturuyordu. Bana o gece bir projeme sponsorluk yapmak istediğini söyledi. Ben 68 yaşındayım, hayatımda daha önce katiyen böyle bir şeyle karşılaşmamıştım. Düşündüm, Komitas’ın eserlerini 40 yıldan beri çalıyorum. Bu muhteşem fırsat ayağıma gelmişken artık bunları bir albüm yapmalıyım. Benim hemen hemen tüm plaklarım çok önemli bir ses mühendisi olan Tom Lazarus’la birlikte yapılmıştır. O artık ünlülerle çalışıyor, benimle işi olmazdı aslında ama 25 yıldır tanıdığı için devam ediyoruz. Ona bu projeyi anlattım, “Olur ama benim istediğim yerde yapacaksın” dedi. Mechanics Hall, 1857’de inşa edilmiş, akustiği muazzam, Charles Dickens’ın konuşma yaptığı, Yo Yo Ma gibi isimlerin plaklarını yaptıkları bir salon. “Ne kadar?” diye parasını bile soramadan “Tamam”, dedim. Gittik, iki gün içinde Komitas’ı yaptık. Çok iyi kaliteli bir kayıt oldu. 

Neden bu kadar acele ettiniz?
Birisi bir para verdi mi, ne ortaya çıkacağını doğal olarak merak eder, sonucunu görmek ister. Yıllarca bekletmenin anlamı yok. Geçen yıl Carnegie Hall’da beraber çaldığımız Cihat Aşkın çok sevdiğim biridir. “Gel Hasan Saltık’la konuşalım” dedi. Gittik konuştuk ama pozitif bir tepki alamadım. Yine o sırada Osman Kavala’yı gördüm. Durumu anlattım, “Ancak bu işi sen halledebilirsin” dedim. Gerçekten de Hasan Saltık’la konuştu. Beş hafta kadar önce de Saltık beni arayıp “Biz bu işi yapacağız, kayıtları bana ver” dedi. Ben yazılarını da İngilizce hazırlamıştım. Ermenice ve Türkçeye de çevrildi. Tasarımıyla da mücevher kutusu gibi bir albüm oldu. 

Komitas’ın önemi nedir, Ermeni müziği için?
Eğer Komitas olmasaydı bugün Ermeni müziği tamamen bambaşka olacaktı. 19. yüzyılda Dikran Çuhacıyan gibi besteciler vardı, onlar İtalyan müziği etkisinde besteler yaptılar. Komitas Ermeni halk müziğini gayet iyi anladı. Ve o halk müziğini şehirde yaşayan Ermenilere öğretmek istedi. Fakat İstanbul’da yaşayan Ermeniler Avrupalı gibidir. Yani 1852’de Lizst buraya gelmişti onu dinlemişlerdi. Donizetti buradaydı. Komitas ise halk şarkılarının yapısını bozmadan piyano partisyonları yazdı. Şuşik Babayan bu parçaları piyano eşliğinde seslendirdi. Bu parçaları Paris’te dinleyen Debussy’nin “Komitas bir tek Anduni’yi yazmış olsa bile tarihe geçerdi” dediği hep anlatılır. 

Sizin için önemi ne bu çalışmanın? Ne hissettiniz Komitas’ı çalarken?
Çok eskiden olan bir hayali gerçekleştirebildim. Çok derinden hissediyorum onun duygularını ve çalabiliyorum. Belki on sene sonra daha iyi hissedip daha iyi ifade edebileceğim. Eserlerden bazılarını belki 500 kere çalmışımdır. Bunlar o kadar iyi yapıtlar ki her seferinde başka bir şekilde çalıyorum. Hep yeni bir şekilde çaldığım için taze kalıyor. O yüzden CD’den çok korkarım, o çalışı hapsediyorsun. Konserde çalarken ise halkı hissedersin ona göre çalarsın. 

Albümün konserini yapmayı düşünüyor musunuz?
Cihat Aşkın’la beraber bir konser yapmak isterim. Çünkü bazı parçalar keman için de aranje edilmiş. Bir bölümü Komitas bir bölümü de Haçaturyan ya da Adnan Saygun, Cemal Reşit Rey olabilir. Komitas’ın konser verdiği yaşadığı İzmir, Afyon, Bursa, Eskişehir, Erivan, Tiflis ve Berlin gibi şehirlerde bu albümdeki parçaları seslendirmeyi planlıyoruz. 

Türkiye’ye daha çok vakit ayıracak gibi görünüyorsunuz?
Bundan sonra Türkiye’de daha uzun süre kalmak, Türkiye’de herhangi bir konservatuvarda ders vermek ve Cihat Aşkın’la oda müziği yapmak istiyorum. Amerika’da yapacağım bir şey kalmadı artık. 

Gelecekte müzikal olarak yapmak istediğiniz başka projeleriniz var mı?
Türk Ermeni ilişkileri zaman içinde eminim rayına girecektir ama benim asıl istediğim tüm Ortadoğu’yu müzik bakımından bir araya getirmek. 20. yüzyılda Rum, Azeri, Gürcü, İran, Mısır müziğinde bir sürü besteci var. Onları ortaya çıkarmak isterim. Ama Ermeniler böyle bir projeye destek vermezler bunun için Akbank, Yapı Kredi, İş Bankası gibi sanatı destekleyen kurumlardan yerlerden destek olması lazım.

Amerika’da yaşayan Ermeniler çok zorluk çıkardı
Türkiye’den sanatçılarla işbirliği, burada albüm çıkarma özellikle Amerika’da yaşayan Ermeniler için bir sorun olmaya devam ediyor mu?
Amerika’da yaşayan Ermeniler bana çok zorluk verdiler. Türkiye ile işbirliği yapmam onların hiç hoşuna gitmedi. Ama ne kadar doğru yolda olduğumu şimdi gördüler. Türkiye’nin politikasının şimdi ne olduğunu görüyorlar. Bir ay kadar önce Tayyip Erdoğan ’ın Dersim konusunda yaptığı konuşma çok çok önemliydi. Bu Ermeni sorununun çözümüne de yol açabilir.
1996’da Gürer Aykal’la çalmıştım. Birbirimizi çok sevmiştik. Bana Ermenistan’la Erivan ve Ankara ’da birlikte bir şey yapsak demişti. Ter Petrosyan dönemiydi. Onun danışmanı gibi olan sonra da Dışişleri Bakanı olan Oskaryan’la gayri resmi konuşarak durumu anlattım. “Kültür yoluyla ilişkiler yumuşar, ne dersiniz” dedim. Bu iş gayet iyi gidiyordu Ter Petrosyan gitti yerine Koçaryan geldi bu sefer her şey değişti iki taraf da hayır, dedi. Şimdi Erdoğan ve Davutoğlu sayesine bir ılıklık var...

1915 onu etkiledi
Başına böyle bir trajedi gelmeseydi kim bilir daha neler yapacaktı?
Bence tek sebep 1915 değildi. Mozart 35 yaşında öldüğünde Mozart’tı. Mendelsshon da 36 yaşındaydı aramızdan ayrıldığında. 

Çankırı dönüşü çalışmaları var mı?
1916’da Çankırı’dan geldikten sonra o dansları yeniden kopya etmiş onlar var. Bence 1915 olayları kendisi için çok büyük bir etki yaptı. Fakat tek sebep değildi. Zaten sinirli bir kişilikti. “Tek şamar deveyi yıkar” diye bir söz vardır, bence ona olan oydu. Yalnız, 2000 tane halk şarkısı toplamıştı, onların büyük bir kısmı kayboldu. Berlin’de doktorasını yaparken tezi Kürt şarkılarıydı. Onlar Ermenistan’da yayımlandı. Türk ve Kürt şarkıları var onlar da yayımlandı. Kalan Müzik bir Türk, bir Ermeni ve Kürt şarkıcı bularak bu şarkıları bir albümde toparlamalı. Ben başlarında dururum. Ama operacı değil, halk şarkıcısı olmalı bu isimler.

Komitas Kimdir?
Türkiye’de Gomidas, Ermenistan’da Komitas olarak anılan ünlü müzik ve din adamı Soghomon Soghomonian 1869 yılında Kütahya’da doğdu. Çok küçük yaşta anne ve babasını kaybetti. Henüz 12 yaşındayken Etchmiadzin’e din okumak üzere yollandı. 1895 yılında Vartabed (rahip) unvanını aldı. Tiflis ve Berlin’de müzik okudu. Doktorasını Kürt halk şarkıları üzerine yaptı. Ermeni, Türk, Kürt olmak üzere 3000 halk şarkısını kayıt altına alarak notalarını çıkardı.
1910 yılında İstanbul’a yerleşti ve 300 kişilik büyük bir koro kurdu. 24 Nisan 1915’te 246 aydın ile birlikte tutuklanarak Çankırı’ya sürgüne yollandı. Gençliğinden beri var olan ruhsal problemleri artınca Halide Edip Adıvar’ın çabasıyla İstanbul’a getirildi ve La Paix Hastanesi’ne yatırıldı. Daha da kötüleşince Fransa’da bir akıl hastanesine nakledildi. 18 yıl burada yaşadı ama bir daha asla müzik yapamadı.