@ErkanAktug

'Kosmos'un cümlelerini anlamadım'

'Kosmos'un cümlelerini anlamadım'
'Kosmos'un cümlelerini anlamadım'

Sermet Yeşil, beş yıldır Eskişehir Tiyatroları kadrosuyla sahneye çıkıyor. FOTOĞRAF: MUHSİN AKGÜN

'Kosmos'un senaryosunu ilk okuduğunda büyük bir boşluk hisseden Sermet Yeşil, 'Çünkü Kosmos'un cümlelerini anlamadım. Zaten Reha Erdem senaryoyu korka korka vermişti. Bir kere oku yeter demişti. Sete çalışmadan gelmemi istiyordu' diyor
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - Demek ki dizilerin getirdiği popüleritenin ve paranın cazibesine kapılmayan, tiyatroyla ve arada bir de iyi filmlerde oynamakla yetinen idealist oyunculardan hâlâ varmış. Reha Erdem’in Antalya’da Altın Portakal alan, Berlin’in Panorama bölümüne seçilen benzersiz filmi ‘Kosmos’un Kosmos’u Sermet Yeşil gibi...
Hacettepe Devlet Konservatuvarı’nı bitirmiş Sermet Yeşil. İki sene Ankara Sanat Tiyatrosu’nda çalışmış, sonra yolu İstanbul’a düşmüş. Fakat İstanbul içine pek sinmemiş. “Çünkü” diyor Sermet, “Başka düşlerim vardı tiyatroya dair. AST’ta kalmak istemiştim ama olmadı. Hep tiyatrodan para kazanmak istedim, televizyonu hiç düşünmedim açıkçası’ şimdiye kadar da hiç olmadı zaten. Set ortamından hoşlanmıyorum. Çok zor. Tiyatro ve diziyi bir arada götüren arkadaşlarım var ama ne kadar yıprandıklarını ben görüyorum.”
Konservatuvarın son yılında Reha Erdem’in ‘Kaç Para Kaç’ında rol alan Sermet Yeşil, 2001’de İstanbul’a geldiğinde bir süre Sadri Alışık Tiyatrosu’nda çalışmış, aynı yıl Tayfun Pirselimoğlu’nun Monreal’den ödüllü filmi ‘Hiçbiryerde’de oynamış.
İstanbul’un pek içine sinmeyen ortamından Anadolu Üniversitesi’nde çalışan bir arkadaşı kurtarmış Sermet’i. “Arkadaşım arayıp ‘Türkiye’nin ilk ve tek üniversite tiyatrosu Tiyatro Anadolu’da çalışır mısın?’ diye sordu. Olur dedim, apar topar gittim Eskişehir’e ve kaldım. Sonra ordan da ayrılıp Eskişehir Şehir Tiyatroları’na girdim, beş sezondur oradayım.”
Zaten 1977 Eskişehir doğumlu olan Sermet, bu kentin ortamından hayli memnun. “Genç bir ortam var Eskişehir’de. Seyircilerin en yaşlısı 40 filan. Öğrenci kenti olduğu için, her yıl da yenileniyor izleyiciler. Her yıl bir sürü yeni seyirci geliyor şehre. O yüzden oynadığımız oyunu en az 3-4 sene oynuyoruz, bitmiyor.”
Gelelim ‘Kosmos’a... İlk görüşmede Reha Erdem, Sermet’in saçına bakmış, gözlerine bakmış, tenine bakmış ve ‘Olur’ demiş. Gülerek anlatıyor Sermet Yeşil, “Resimden karar vermişti, oradan sonra resmin içini doldurmak da sana düşüyor. Zaten korka korka verdi senaryoyu. ‘Bir kere oku, hadi beni kandır iki kere oku ama üç kere okuma’ dedi. Çünkü çalışmadan gelmemi istiyordu.”
Filmde Sermet’in canlandırdığı Kosmos karakteri, mucizeler dağıtan bir hırsız. Dağlardan tepelerden ağlayarak zaman dışı sınır şehrine (Kars) geliyor. Hastaları iyileştirme gücü olduğu keşfedilince şehirde hemen kabul görüyor. Soranlara ‘aşk peşinde’ olduğunu söylüyor. Yemek yemiyor, uyumuyor, sadece çay ve avuç avuç yediği şekerle besleniyor. Şehre girerken nehirde boğulmaktan kurtardığı küçük çocuğun ablası genç kızla kuş gibi ötüşerek konuşuyor.
Sermet Yeşil’e ilk bakışta fantastik gibi görünen senaryoyu okuduğunda neler hissettiğini soruyorum. “İlk okuduğumda büyük bir boşluk hissettim” diyor, “Çünkü cümlelerini anlamadım Kosmos’un. Diyor ki, ‘Taa 7 kat göklere çıktım, indim.’ Dur diyorum şimdi, nasıl? Bir daha okuyayım. Sonra bir şey anlamadan kapadım. Reha’yla konuşa konuşa karakteri açtık. ‘Bir şey bul’ dedi Reha abi, ‘Hani bir oturma, kalkma, bakma, bir yürüme tarzı. Bir şey bul ki, bu çok insan olsun.’ Ve hiç benim düşündüğüm gibi değilmiş. Ben önce gerçekten uzaylı gibi düşünmüştüm. Bir de ‘Şaman kökleri olan bir adam’ dedi. Şaman deyince oyuncuya, her kapıyı açmış oluyorsun ve oyuncuyu durdurmak çok zor oluyor.”
Fakat Reha Erdem, asla çalışmanı istememiş. “Kafasında bir şey var, o onu biliyor. Senin de kafanda bir şey var, sen de onu biliyorsun. Ve bunlar çarpışıyor. Eğer senin kafandaki çok fazlaysa, o iş yürümüyor. O yüzden mümkün olduğu kadar boş gitmeye çalıştım sete” diye anlatan Sermet Yeşil, sadece filmde çıkardığı kuş sesi için çalışmış, o çığlığı birlikte seçmişler. Birkaç çığlık kaydetmişler, arka arkaya dinlemişler, denemeler yapmışlar. “Film şirketinin bahçesinde, Levent’in ortasında, insanlar balkondan çıkıp bize bakıyorlardı ne yapıyor bunlar diye.”
Okuduğu senaryoyla izlediği filmi karşılaştırmasını istiyorum Sermet’ten. “Filmin beni senaryosal kısmında en çok ilgilendiren sınır meselesiydi. Senaryoda gördüğüm reel buydu. Çok hayvan objesini düşünmemiştim. O sesler filan yoktu bende, ben senaryoyu çıplak okudum ve şimdi gördüğüm şeyle arasında dağlar kadar fark var” diye anlatıyor ve ekliyor: “Reha Erdem’le çalışmak benim için ikinci bir okul gibi oldu. Filmi izleyince onun yönetmenlik yeteneğini anlıyorsun.”


    ETİKETLER:

    Sadri Alışık