Kötülüklerin içinde umut bulmaya çalıştık

Kötülüklerin içinde umut bulmaya çalıştık
Kötülüklerin içinde umut bulmaya çalıştık
Ankaralı gruplardan Gece, üçüncü albümü 'İyi Niyetli Bir Gün'ü Sony Müzik etiketiyle yayımladı. "Her şeyin her zaman daha iyiye gideceğine dair bir inancımız var" diyen grup üyeleri, albümün isminin de bu umudu taşıdığını söylüyor.
Haber: ESRA ÜLKAR - esraulkar@gmail.com / Arşivi

İkinci albüm için daha karamsar bir albüm demiştiniz, bu albümü nasıl tanımlarsınız?
Can Baydar:
Bu albüm aslında yine diğer albümler gibi çok içgüdüsel olarak yaptığımız bir albümdü. Otuz yaşına geldik ve doğal olarak dünyayı algılayış biçimimiz, kendimize, kendi hayatlarımıza bakış açılarımız değişti. O bütün değişim müziğe de yansıyor. Albümde ikinci albümün karamsarlığından farklı olan taraf aslında biz hem kendi kişisel hayatlarımız olarak hem de ülkenin içinde bulunduğu dönem olarak bütün bu kötülüklerin, bu negatifliklerin içinde bir umut bulmaya çalıştık ve ‘İyi Niyetli Bir Gün’ ismi de oradan geliyor. Aslında geleceğe yönelik bir temenni gibi… Her şeyin her zaman daha iyiye gideceğine dair bir inancımız var. O inancın da çok önemli olduğunu düşünüyoruz ve insanların umutlarını kaybetmeden inandıkları doğrular uğruna savaşmaya devam edeceklerine inanıyoruz.
Nasıl bir süreçti hazırlanışı?
Can: Biz bu albümü yaparken enteresan bir süreçten geçtik. Albümün provalarını yaparken Gezi olayları patladı. Provaları bıraktık. Bunlar hayatımıza girdi. Biz bunların bir parçası olduk. Albüme pozitif yönde de yansıdı. Albümde iki tane Gezi şarkımız var.
Efe Bahadır ile çalışmışsınız…
Gökçe Balaban
: Efe ile biz 2010 yılından beri tanışıyoruz ve ilk tanıştığımızdan beri de çok iyi bir kimya oluşturduk aslında. ‘Ben Öldüm’ şarkısını Efe ile beraber yapmıştık. Ondan sonra iki tane daha projemiz oldu. Biri ‘Nilüfer 12 Düet’ projesiydi. Diğeri de ‘20 Yaş Altı Dünya Kupası’nın resmi müziğini yapmıştık.
Albümdeki çizimlerden bahsedelim…
Eren Çilalioğlu: Pelin Kırca çizdi bizim albüm kapağımızı ve içindeki resimleri. Bir sirk atmosferi, karnaval havası gibi… Suluboya ile teker teker uğraşarak yaptı.
Erdem Başer: Bizim de eskilerden tanıdığımız bir arkadaşımız, Ankara ’dan. O yüzden bizi de tanıyan bir kişi olduğu için albümü dinledikten sonra kafasında bir şey canlandı ve çizdi. Biz de gayet memnunuz.
Behçet Necatigil’in şiirinden de bir beste var.
Can: Evet, sevgili Erkan Oğur, Behçet Necatigil’in bir şiirini besteledi. Seneler önce Erkan Abi’nin inanılmaz yorumuyla kaydettiği bir şey… Biz de çok severek dinliyorduk. O şarkı bizim evde aslında bir araya geldiğimiz zaman arkadaşlarımızla çalıp söylediğimiz, çok keyif aldığımız bir şarkıydı. Aramızda konuşurken, “Bunu da kaydetsek mi acaba?” dedik ve sadece gitar ile vokalden oluşan bir şarkı olarak kaydettik.
Şiirle ilgili misinizdir?
Can:
Evet. Genel olarak benim en fazla okumaktan hoşlandığım yazı formudur şiir... Edip Cansever’i çok severim.
Gökçe: İkinci Yeni akımı ve bir de seksenler sonrası şiir akımı ile ilgileniyorum.
Sizin şarkılarınızla klipleriniz, sözlerle sound arasında ironi var gibi... Bu bilinçli bir tercih midir?
Can: Şarkı sözü yazarkenki eğilimlerimizle, sanırım armonik olarak bazen tınlattığımız sesler bir tezat oluşturabiliyor. O ilk bizim de gözümüze aslında ‘Ben Öldüm’ şarkısında çarpmıştı. Şarkıda daha karanlık bir şey anlatırken Erdem’in çaldığı armoni tam olarak bunun zıttı çok daha pozitif bir şeydi. Kurguladığımız bir şey değil ama bazen içimizden gelen şeyler öyle çıkıyor. ‘Derbeder’ şarkısında da geçerli. ‘Derbeder’ isimli bir şarkı var dediğiniz zaman insanın aklına çok karamsar, balat gibi bir şeyler gelirken, derbeder çok rock’n roll bir parti şarkısı. Bir şekilde içimizden öyle çıkıyor ve ileride tamamen sözleri de çok pozitif mutluluk anlatan melodisi mutluluk anlatan şarkılar da yapabiliriz.
Kliplerinizin ne kadar içindesiniz? Hikâyelerinin, kurgularının…
Can:
Bayağı içindeyiz ya… Çünkü sonuçta yaptığımız iş ne olursa olsun, biz ne kadar insanlarla, yönetmenlerle, tasarımcılarla, plak şirketi ile çalışırsak çalışalım, bu işin bütün sorumluluğu bize ait. A’dan Z’ye her kısmına müdahil oluyoruz. Çoğu klip fikrini birlikte tasarlıyoruz. Bizim Eren ile birlikte montajını yaptığımız bir klibimiz bile var mesela.
Eren: Serdar Ferit, bizim ’Yarım’ ve ‘Bana Bir Şarkı Söyle’nin video klibini çeken arkadaşımız. Onunla beraber ikinci klibimizi montajlamıştık.
Gökçe: Gönenç mesela çoğu klibimizin yönetmenidir. Pelin albüm tasarımımızı yapar. Fotoğraflarımızı çeken Ersoy Alap var. Hepimizin aslında ortak noktası Ankaralı olmamız ve aynı kültürel arka plandan geliyoruz.
Yani Ankara ile bağlar kopmamış…
Gökçe: Ankaralılar hep bir koloni şeklinde geziyor. Ankara’da büyümüş, orada lise okumuş, üniversite okumuş insanların böyle bir birbirine benzemesi gibi bir durum var. Ankara’nın bir kültürü de vardır. O yüzden sanırım daha yakın hissediyor olabiliriz. Ankara’yı da seviyoruz.
Cover’larınız da başarılı. ‘Gamsız’ cover’ı sizin şarkınız gibi anlaşılmıştı. Başka çaldığınız cover şarkılar var mı?
Can:
‘Gamsız’ı çaldığımızda daha önceden şarkıyı bilmeyenler -ki o şarkı çok gün yüzüne çıkmamış da bir şarkıydı- bizim şarkımız sandı. Bu bizim için bir cover’ın başarılı olmasının en spesifik durumu. Şarkıyı ne kadar kişiselleştirebilirsek o cover o kadar başarılı oluyor. Nilüfer ile yaptığımız düet ‘Başıma Gelenler’ mesela grup olarak bizi çok tatmin etti.
Geçen yıl düzenlenen FIFA 20 Yaş Altı Dünya Kupası için şarkı yaptınız. Sipariş şarkı yapmak nasıldı sizin için?
Can: Grupta futbolla Erdem az ilgilidir diğer üçümüz futbolu severiz. Evde çaldığımız halihazırda bir şarkı vardı. Biz o şarkıyla ilgili “İçinde bir spor ruhu taşıyor. Bir olimpiyat açılış töreninde çalabiliriz” filan gibi konuşuyorduk. Teklif gelince çok şaşırdık göz göze bakıp “Biz bunu evrenden çağırdık” dedik. Şarkı hazırdı. Sadece biz ne anlatmak istiyoruz bu turnuvayla ilgili diye bir konuşma yapıp neyden bahsetmek istediğimize karar verdik. Bir süt firmasından bu teklif gelseydi o belki zorlanacağımız bir şey olurdu.
Eren: İyi bir turnuva, ilk kez Türkiye ’de yapılıyor. O yüzden heyecanlanmıştık. ‘Yıldızlar buradan yükseliyor’ diye sloganları vardı onun üzerine şarkının sözlerini yazdık. Bir de onun İngilizcesini yaptık.
Son olarak konserler diyeceğim ama…
Can:
Ne yazık ki Soma’da böyle bir olay yaşandı. O yüzden mayıs konserleri iptal oldu. İnsana hiç değer verilmeyen bir ülkede yaşıyoruz. Bu değeri de ortaya çıkaracak şey kültür ve sanat... Kültür ve sanattan bağlarınız koptuğu anda insan hayatına bir değer yükleyemiyorsunuz. Biz de bu ülkede müzik yapmaya çalışan bir rock grubu olarak sadece müzikle ilgilenemiyoruz. Hayatımızı zorlaştıran korkunç faktörler oluyor. Ülke olarak çok zor bir dönemden geçiyoruz.
Eren: Keşke hiç yaşanmasaydı ama bu hep böyle oluyor. Bir şey olduktan sonra tedbir alınıyor. Ders çıkaramıyoruz böyle şeylerden. Önceden kayıplar verip daha sonra bir şeyler yapmaya çalışılıyor.
Erdem: Bundan sonra olmamasını umuyoruz. Bu bir doğal afet değil.