'Kraliyet' gençliğe indi

Artık bizim de 'krallara layık' bir tiyatromuz var. Çoğunu ekrandan tanıdığımız, tiyatro kökenli bir grup oyuncu İstanbul Kraliyet Tiyatrosu'nu kurdu.
Haber: AYŞE MİNE BALKANLI / Arşivi

İSTANBUL - Artık bizim de 'krallara layık' bir tiyatromuz var. Çoğunu ekrandan tanıdığımız, tiyatro kökenli bir grup oyuncu İstanbul Kraliyet Tiyatrosu'nu kurdu. Ahmet Saraçoğlu, Berke Üzrek, Serdar Orçin, Serhan Ernak, Alper Düzen ve Barış Başar'dan oluşan topluluğun oyunlarını Saygın Delibaş ve Fethi Kantarcı yazıyor. Tiyatronun kurucusu yok. Kantarcı ve Ernak, "Biz bu kadro ile zaten hep birlikteydik. Şimdi bir de tiyatro yapıyoruz" diyor. İstanbul Kraliyet Tiyatrosu oyuncuları, tiyatrolarının kalıcı olacağını, hatta ayrılıklar olsa dahi bir tüzel kişilik olarak yaşamasını istediklerini söylüyor. Grubun çoğu Müjdat Gezen Sanat Merkezi'nden tanışıyor. Oyuncuların hepsi farklı işler yaparken Kantarcı ve Delibaş bir oyun projesiyle çıkmış ortaya. Hepsi de tereddütsüz 'evet' demiş. Oyunu bile okumadan...
Depo Bar'ın işletmecilerinden Ayten Soykök'ün 'Buyrun burada oyunu sahneleyin' demesiyle sahne problemi de çözülmüş. Şimdi her pazartesi ve cuma günü dar alanda kısa paslaşmalar misali, 10 metrekarelik bir sahnede 50-60 kişiye oyun sahneliyorlar.
Topluluğun ilk oyunu 'Hastasıyız', müzikal bir komedi. 'Hastasıyız'da mekan, bir psikolog muayenehanesi. Oyunun olay örgüsü buraya gelen dört hasta ile başlayıp terapi süreciyle tırmanıyor.
Grubun adı neden İstanbul Kraliyet Tiyatrosu?
Ahmet Saraçoğlu: Royal Shakespeare Company gibi bir isim arıyorduk. Önce bu ismi olduğu gibi almayı düşündük. Ama çok pahalıya mal olacaktı! Ben de madem İstanbul'da yaşıyoruz, bunun yerlisini yapalım dedim. Ve İstanbul Kraliyet Tiyatrosu adı ortaya çıktı. Böylece kendi krallığımızı ilan ettik. Önce çok mu iddialı diye düşündük. Ama oyunumuz kadar tiyatromuzun ismine de ilgi olunca hepimiz bu ismi sevdik.
Alper Düzen: Amblemimizde fesli aslanlarımız ve kız kulesi var!
Barda oynamanın eksileri ve artıları neler?
Düzen: Gençler tiyatroya gitmiyor. Biz onların ayağına giderek hedefe doğrudan ulaşıyoruz.
Serhan Ernak: Hiçbir tiyatro sahnesinde seyirciye bu kadar yakın olamayız. Mesela bir seyirci Alper'in sahnede giydiği süslü püslü ayakkabısına dokundu.
Barış Başar: Birisi ben sahneye çıktığımda 'Aaa Barış!' diyor.
Saraçoğlu: Seyirci neredeyse 'Az önce yaptığınızı anlayamadım, bir daha yapar mısınız?' diyebilecek durumda. (Gülüşmeler.)
Fethi Kantarcı: Ama bar ortamı çok sıcak bir ortam.
Serdar Orçin: Seyircilerin bizi izlerken eğlenmesi, içki-sigaralarını içebilmeleri, yani rahat olmaları hoşumuza gidiyor. Bar atmosferi oyunu da bizi de çok etkiliyor. Dizleri neredeyse sahneye deyen bir seyirciye oynamak çok farklı.
Tiyatronun barda yapılmasını siz nasıl değerlendiriyorsunuz, insanlar nasıl karşılıyor?
Berke Üzrek: Bar insanlara daha cazip geliyor diye düşünüyorum. 'Off Beyoğlu' durumu ile insanlar hem sigara ve içkilerini içiyor hem oyun izliyor hem de eğleniyorlar. Yani komple bir gece programı yapabiliyorlar.
Düzen: Aslında yaptığımızın Amerika'da örnekleri çok. Bilmeyerek böyle bir şeye adım attık.
Oyunu barın dışında sahnelere de taşıyacak mısınız?
Düzen: Daha büyük sahnelerde de oynayacağız. Bazı festivallere ve üniversitelere gideceğiz. Fakat barı asla bırakmayacağız.
Bilgi için Tel: 0212 251 34 73