Kudsi Erguner büyüledi

Berlin'de bir kilisede, Kudsi Erguner'in Hafız'dan Goethe'ye uzanan müziğine Almanlar da büyük ilgi gösterdi.
Haber: YEŞİM VESPER / Arşivi

BERLİN - "Kendini ve ötekini tanıyan her kimse şunu da fark
edecek ki, Doğu ve Batı artık birbirinden ayrılamaz". Türkiye'nin AB'ye girme çabaları çerçevesinde düzenlenen ve Türkiye'nin kültürel çeşitliliğini Avrupa'ya göstermeye çalışan 'şimdi now' festivalinin de hedefiyle örtüşen Goethe'nin bu dörtlüğüyle bitiyordu Kudsi Erguner'in konseri.
Neyzen Kudsi Erguner'in bu yeni çalışması Goethe'nin, ilhamını Hafız'dan alarak yazdığı Doğu-Batı Divanı'nın bir bölümünü İstanbullu müezzinlerin, nefesleri kesen bir müzik eşliğinde Almanca olarak okuması üzerine kurulu. Proje, ilk kez geçen hafta Berlin Passionskirche'de seslendirildi.
'Edebiyat ve dine bak'
Gençliğinden beri İslam'a ve Doğu'ya büyük ilgi duyan ve 14. yüzyılın büyük Acem şairi Şirazlı Hafız'ın hayranı olan Goethe, doğu motiflerini, eğretilemelerini kullanarak ve doğulu ozanların yarattığı mistik atmosferi yakalayarak, ancak yine de Batılı bir şair olarak oldukça şahsına münhasır şekilde yazdığı 'Doğu-Batı Divanı'yla, Doğu'yu Batılıların merakını uyandıran ve onlar tarafından ulaşılabilen bir cografyaya dönüştürdü. Öte yandan, bu divanda yer alan, tamamıyla evrensel değer taşıyan duygu ve düşünceleri ne Doğu'ya, ne de Batı'ya; sadece tüm insanlığın ortak dokunulmaz kültür varlığına ait olarak görmek de mümkündür. Goethe'nin Divanı'ndan Gazeller adını taşıyan proje çerçevesinde zarif ve rafine bir şekilde yorumlanan bu divan, Batı'nın kutsal mekânını Doğu melodileriyle çınlattı. Goethe'nin söylediği "Diğer kültürleri keşfetmenin en iyi yolu edebiyat ve dinden geçer" sözünü doğrularcasına... Üstelik onun tezini daha da güçlendirmek için bunu bir de müzikle harmanlayarak...
En son bölümde, Goethe'nin Kur'an'ın Bakara suresinin 115.
ayetinden alıntılayarak yazdığı "Doğu da Allah'ındır, Batı da..." diye başlayan dizeleri, müezzinlerin önce özgün haliyle, daha sonra da Almanca olarak okumaları ise konserin zirvesiydi. Herkesi bir yerlere uçuran bu bitirişin ardından pek çok izleyicinin hemen dünyevi konulara dönmesi şüphesiz hiç kolay olmamıştır.
Türkler kadar Almanların da doldurduğu Berlin'in orta yerindeki bir kilisede Hafız'dan Goethe'ye uzanan yolda Kudsi Erguner'in yaptığı aracılık, Türkiye'nin gerçekten de Doğu ile Batı arasında bir köprü olduğunu tekrar gözler önüne serdi. Şimdi sıra AB'nin de bunu sindirmesinde.