Kulakları biraz yormak lazım!

Kulakları biraz yormak lazım!
Kulakları biraz yormak lazım!
Uzun zamandır beklenen albümü 'Rüyadan Kaçış'ı yayımlayan, Türk rock camiasının yakından tanıdığı Ayşe Saran, "Kolay dinlenen müzik, yıllardır kulakları tembelleştirdi" diyor
Haber: ELİF EKİNCİ / Arşivi

Uzun zamandır müzikle uğraştığınızı biliyoruz. Nedir müzikal geçmişiniz? 
Amatör olarak Taksim’de birkaç barda sahne aldım, bunun dışında yine amatör olarak üniversite festivallerinde gruplarla şarkı söyledim. Alaylıyım ve bunun eksiklikliğini zaman zaman çekmiyor değilim ama konservatuara çok da sıcak bakmıyorum. Çevremde hep benden yaşça büyük sağlam müzisyenler oldu, asıl eğitimim onlarlayken başladı. 

Sizi ‘Doğa İçin Çal’, ‘Van İçin Rock’ gibi etkinliklerde de izledik geçmiş yıllarda. 
Bu iki etkinlik de, hayatım boyunca dahil olmaktan gurur duyacağım etkinlikler. ‘Doğa İçin Çal’, sekiz yıl önce bana ilk demomu yapan Fırat Çavaş’ın başlatmış olduğu bir projeydi. ‘Van için Rock’ fikrininse çıkış anına şahidim; Güneş Duru, neden deprem yararına bir konser düzenlemiyoruz tadında bir tweet yazdı, hemen iletişime geçtim. Oradan çok şey öğrendim. Yardım ve azim neler yaptırıyor insana bunu çok net gördüm. Çok çirkin eleştiriler geldi kulağımıza ama şimdi o gün toplanan parayla Van’da bir okul yaptırılıyor. Onlar sıcacık evlerinde klavye kahramanlığı yapadursunlar, neyse ki ilahi adalet var! 

Daha önce bir süre Hande Yener’le de çalıştınız. Janrlarınızın farklı oluşu bir zorluk yaratmadı mı? 
Benim için en büyük sahne tecrübesi Hande ile çalıştığım dönemdi; büyük sahneler, büyük etkinlikler, sahnede ne yapılır, nasıl yapılır, nasıl durulur... Çok iyi bir deneyimdi. 

Sert bir müzik yapmanın zorluklarını yaşıyor musunuz? 
‘Rock mı, satanist misiniz siz?’ mantığı olduğu için bizde, herkes uzak duruyor bu müzikten. Ama üç gün boyunca sadece metal gruplarının sahne aldığı bir stad organizasyonuna onbinlerce insan geldi bu ülkede. Hani azınlıktık? Kafaları açmak, kulakları biraz yormak lazım, kolay dinlenen müzik, kulakları tembelleştirdi, dertsiz sözler beyinleri tembelleştirdi. 

Şu sıralar neyi dert ediyorsunuz? 
Fikir hapisleri, içeri tıkıştırılmış gazeteciler, yazarlar, zeki ve öngörülü adamları imha etme çabasındakiler, berbat AVM kültürü, şike kabusu, güvensizlik hali, siyasilerin birbirlerine hakaret yağdırmaları, siyasilerin kaderimizi, hayatımızı, insanlığın kaderini belirlemeleri, durmadan verdiğimiz şehitler, alınan ve alınacak intikamlar, tecavüze uğramış kadınlar, özgür bırakılan tecavüzcüler, çocukları seks işçisi olarak çalıştıran insan suretindeki canlılar, işsizler, sansür, demokrasi kavramının bizlerle adeta saklambaç oynaması, namus, töre cinayetleri, bazı kimselerin yatlar, gemiler alışı, bazı kimselerinse açlığı, evsizliği, eğitimsizliği, kenara itilişi, su testisinin su yolunda kırıldığını söyleyip yine de saygı görenler, depremzedelere yardım etmek için gelip de, göçük altında kalıp hayatını yitirenler, sorumsuzlar, caniler, ötekileştirenler, izdivaç programları, entelektüel gibi görünen ama aslında tek derdi para kazanmak olan, bilgisiz adamlar-kadınlar, halkın tahammülsüzlüğü... Bunların hiçbirine razı değilim!