Kumsalın aykırı çocuğu...

Kumsalın aykırı çocuğu...
Kumsalın aykırı çocuğu...
'Aşk ve Merhamet', 60'ların ünlü topluluğu The Beach Boys'un beyni konumundaki Brian Wilson'ın çalkantılı hayatının iki ayrı dönemini, paralel bir anlatımla perdeye taşıyor. Wilson'ın iki ayrı dönemini canlandıran Paul Dano ve John Cusack gayet iyiler.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

AŞK VE MERHAMET (Not: 3.5/5)

LOVE AND MERCY
Yönetmen: Bill Pohlad
Oyuncular: John Cusack, Paul Dano, Elizabeth Banks, Paul Giamatti
Yapım: 2014, ABD
Süre: 121 dakika

Deha, kapıyı yalnız başına çalmaz... En azından beyazperdeye gölgesi akseden onca gerçek kişiliğin hayat izlerini sürerken tanıklık ettik bu duruma... Örnek mi? Mesela David Helfgott’un öyküsünü anlatan ‘Shine’ın ya da John Forbes Nash’in serüvenini karşımıza getiren ‘A Beautiful Mind’ın hatırlattığı gibi. Haftanın mönüsünde öne çıkan ‘Aşk ve Merhamet’ (‘Love & Mercy’) de 60’ların ünlü grubu The Beach Boys’un beyni konumundaki Brian Wilson’ın psikolojik sorunlarla boğuştuğu çalkantılı hayat hikâyesinden pasajlar sunuyor.

Yönetmenliğini, ‘Brokeback Mountain’, ‘Into The Wild’, ‘Fair Game’, ‘The Tree of Life’, ‘12 Yıllık Esaret’ gibi filmlerin yapımcısı olarak tanınan Bill Pohlad’in üstlendiği ‘Aşk ve Merhamet’, Wilson’ın iki ayrı dönemine odaklanıyor ve film paralel bir biçimde, bu iki farklı zaman dilimi üzerinden bir sanatçının portresini genel konturlarıyla önümüze atıyor. Gençliğini Paul Dano’nun, orta yaşlılığını ise John Cusack’ın canlandırdığı Wilson’ın, baba baskısı altında (ki bu baskının kapsama alanı dahilinde fiziksel şiddet yani dayak da var) geçen çocukluk günlerinin psikolojik yansıması, uyuşturucunun da etkisiyle ilk kez 20’li yaşlarda kıyıya vuruyor ve hayatının sonraki dönemlerine de taşınıyor. Brian’ın kardeşleri Carl, Dennis ve kuzenleri Mike Love’ın yanı sıra Al Jardine’dan oluşan The Beach Boys, dönemin en önemli gruplarından The Beatles’la çoğu zaman zirve yarışına girerken (ki Paul McCartney’ye göre ‘God Only Knows’ adlı şarkıları bütün zamanların en iyisidir), Brian’ın ilk kez bir uçak yolculuğu sırasında başgösteren psikolojik sorunları giderek grubun kaderini belirleyici en önemli etken oluyor. Gruptaki kırılmaya sadece mental problemler değil, sanatsal arayışlar ve tercihler de etki ediyor. Brian’ın, “Artık büyüdük, hayattaki ve müzikteki duruşumuz değişmeli” tavrına karşın Mike Love’ın “Piyasa müziği yapalım, rakiplerimizle ancak böyle başedebiliriz” yaklaşımları aralarındaki çatlağı daha da derinleştiriyor.


Film, geçmişe uzandığında bu sorunları ve grubun yaşadığı süreçleri perdeyle taşırken Brian Wilson’ın orta yaşlılığında ise Cadillac almak üzere gittiği galeride tanıştığı araba satıcısı Melinda Ledbetter’la, sonradan aşka dönüşen ilişkisine odaklanıyor. Lakin bu ilişkiye de, Brian’a çocukluğundakine benzer şekilde adeta ‘baba zulmü’ yaşatan özel doktoru Eugene Landy ‘bilim’ ve tedavi adına engel olmaya çalışıyor.

Dano ve Cusack çok iyi
‘Aşk ve Merhamet’, belki bir özel bir parantezde ‘Shine’a yakın duruyor ama genel bir çizgideki akrabalığını ‘Ray’, ‘Walk The Line’ gibi yapıtlarla kuruyor. Öte yandan film, bir büyük grubun ve de bir büyük müzik dehasının değerini genç kuşak seyirciye hatırlatma görevini de üstleniyor. Kendi adıma ‘Aşk ve Merhamet’in biraz daha sarsıcı olmasını beklerdim; filmin böylesi bir hissiyatı aktaramamasının nedeni mesafeli anlatımı mı yoksa ana karakterinin kendine özgü yapısı mı bilemedim (belki de sorun bende, onu da bilemedim). Ama yine de Bill Pohlad’in filmi fazlasıyla tatminkâr bir çalışma.


Ya oyunculuklar? Brian Wilson’ın iki ayrı döneminde karşımıza gelen Paul Dano ve John Cusack gayet iyiler. Sanki bu film, kolay hatırlanması bakımından Oscar dönemine yakın vizyona girse Cusack’ın ‘En İyi Erkek’te en azından adaylık şansı yüksek olurmuş gibi geldi bana. Elizabeth Banks de Melinda Ledbetter’da son derece inandırıcı bir kompozisyon çizerken Paul Giamatti, Dr. Eugene Landy’de ‘Tuhaf karakterler koleksiyonu’na bir yenisini katıyor ve bu kez sinir bozucu gülümsemelerine Anton Chigurh’vari (Javier Bardem/ ‘İhtiyarlara Yer Yok’) saç stilini eklemiş bir biçimde karşımıza çıkıyor. Kayda değer bir öykü ve de biyografi izlemek istiyorsanız, ‘Aşk ve Merhamet’ bu türden bir fırsat sunuyor, kaçırmayın derim...