Küratörün 'evrimi' üzerine

Görsel sanatların son otuz yıl içinde bir 'bilgi nesnesi'ne dönüşmesiyle öne çıkan kayyum sergilerindeki tartışılır 'otorite'ye işaret eden yazısında sevgili dostum Hasan Bülent Kahraman küratör/kayyum meşruiyeti meselesini irdeledi (6 Eylül 2001, Radikal).
Haber: ERDAĞ AKSEL / Arşivi

İSTANBUL - Görsel sanatların son otuz yıl içinde bir 'bilgi nesnesi'ne dönüşmesiyle öne çıkan kayyum sergilerindeki tartışılır 'otorite'ye işaret eden yazısında sevgili dostum Hasan Bülent Kahraman küratör/kayyum meşruiyeti meselesini irdeledi (6 Eylül 2001, Radikal).
Evet, yaklaşan İstanbul Bienali dolayısıyla ayaküstü kokteyllerde giderek artan küratör tartışmalarını yazılı platforma taşıyarak biraz da ben eşelemek istedim.
Küratörlük mesleğinin bu adla anılışının aslında çağdaş/güncel sanatı epey bir öncelediğine dikkat çekerek başlamak istiyorum. Bir empresario benzeri güncel sanat yıldızları yaratmakla başlayarak, kendileri sanat alanında yıldızlaşmaya yönelen 'güncel sanat küratörleri'yle aynı adla anılan 'küratörler', aslında yıllardır müzelerde bu unvanla çalışıyorlardı.
Eski usul memurlar
Bu unvan o zamanlarda bu denli yaygın olarak bilinmiyor ve kullanılmıyordu. Ancak British Museum, Metropolitan gibi eski usul doğal tarih müzelerinde kadrolu Çin sanatı ya da İslam sanatı küratörleri epey bir zamandır çalışmaktaydılar. Bu müzelerin ve bu uzmanlık kadrolarının içerdiği apaçık oryantalist tavra işaret edilmeli, ancak kuşkusuz konumuz bu değil. 'Eski usul küratörleri meşru kılan ne idi' diye sorduğumuzda ise 'bir araya getirerek sergiledikleri ya da müzelerin satın almasını sağladıkları nesneler üzerine göreli uzmanlıkları', yanıtını veriyoruz.
Diğer bir deyişle o müzelerde sıradan bir uzman memur olan o eski usul küratörlerin iktidarları 'makam'a, yani küratörlük
'unvan'ına dayalı olmaktan çok, 'bilgi'ye dayalı bir iktidardı. O insanların müzelerde işe alınmalarını sağlayan, konuları üzerindeki göreli nesnel bilgileriydi. Bu, hangi Çin vazosunun hangi döneme ait olduğunu bilmeye tekabül eden bir bilgiydi ve Çin vazolarından oluşan bir sergilemede çalıştıkları zaman da genelde bu küratörler nesneleri benzerlikler ve tarih çerçevesinde seçer ve bir araya getirirlerdi.
Güncel küratörlük
Son 30 yıl içinde popüler olan güncel küratörlük mesleğine baktığımızda bazı farklar söz konusu. Görsel sanat yapıtlarının
artık birer bilgi nesnesi olduğunu söyleyen Hasan Bülent Kahraman'a katılmamak mümkün değil. Apolitik ve görsel hazza yönelik eski usul sanat alanından farklı olarak sanatı, artık bir bilgi alanı olarak ele alıyoruz. Ancak sanat ortamını iyi izlemek, gelişmeleri
kovalamak, sezmek, oradaki dönüşümleri gözlemlemek ve bunları vurgulayan sergiler düzenlemek acaba o bilgi alanını ve bilgi nesnelerini gerçekten bilmeye mi tekabül ediyor? Yoksa bu kovalamaca ve sergilemece sanat ortamının içinde bir iktidar makamı oluşturmaya yönelik enformatik bilgilerden mi oluşuyor?
Geçenlerde elime geçen bir kartvizitin üstündeki 'bağımsız küratör' ünvanı bana bir konuya dair soyut bilgi ile aynı alana dair enformatik bilgi arasındaki farkı düşündürdü.
Küratörlüğün bu yeni türünün yıldızlaşma ve örgütleme eğilimi göz önüne alındığında insan bu kayyumluğun meşruiyetinin bilgiden çok yıldızyapma/yıldızlaşma makamına/unvanına
dayalı bir meşruiyet düşünüyor. Alanda yaşanan yapısal dönüşüm nedeniyle kayyum kelimesinin de, küratör kelimesinin de anlam olarak hiçbir dilde bu yeni usul mesleği tam karşılayamadığını düşünüyorum.
Aklımdan küratör yerine synectics kökenli
'synector' gibi bir kelime üretmek ve önermek geçiyor. Ancak bunun Türkçe yazılışı zorunlu olarak 'sinektör' olacağından bu meslekle en azından Türkiye'de iştigal edenlerin alınacağından korkuyorum. Yunanca kökenli 'synecticos' kelimesi, bir araya getirmek, birleştirmek anlamına geliyor.
'Yeni' ve 'farklı' bir şey söylemeye yönelik sergi örgütleme eylemi kayyumluktan farklı olduğu gibi bu yeni usul küratörlüğü sinema yönetmeni benzetmesinden farklı olarak bir şiir antolojisi derleyicisine benzetiyorum.
Yetkili sorumsuzluk
Küratörlük gibi sanat üretme eylemi de bir 'bir araya getirme' etkinliği içeriyor. Renkler, sözcükler, nesneler, öyküler, şekiller, fikirler bir araya getirilerek üretilen yapıtlar nitelik açısından bir araya getirenin sorumluluğundadır.
Sanat üretimiyle iştigal edenler zaman zaman bu şekilde ürettikleri farklı yapıtları da bir araya getirirler ve kişisel sergi yaparlar. Kişisel bir sergi oluşturma eylemi bir başkasının işinin üstlenilmesinden farklı olarak kuşkusuz kayyumluk değildir. Herhalde farklı yapıtları bir araya getirerek yeni bir bakış açısını da öne çıkaran bir tavır olarak adı belirlenmemiş yeni usul küratörlüğe daha yakın bir eylemdir. Ancak kişisel sergi açan kişiler hem ürettikleri her ürünün teker teker, hem de onları bir araya getirerek ürettikleri yeni bütünün hesabını vermek durumundadırlar.
Siyasetbilimciler iktidar/yetki/sorumluluk/meşruiyet meselelerini konuşurken bilgiye dayalı iktidarla makama dayalı iktidar ayrımını yaparlar. Meşruiyetini makamdan alan yeni usul küratörlüğün adının konmamış olmasının yanı sıra herhalde en ciddi açmazı da yetkili sorumsuzluğun kol gezebildiği buralarda bir yerde. Eh, cennet de böyle bir yer olsa gerek.