Kurtuluşa General Frunze desteği

Kurtuluşa General Frunze desteği
Kurtuluşa General Frunze desteği
Taksim Anıtı'nda Atatürk'ün arkasındaki iki Sovyet generalinden biri olan Frunze 1921'de 1.1 milyon altın rubleyle Ankara'ya gelmişti. Bu ziyarette Türk-Sovyet ilişkileri yeniden ısındı.
Haber: KANSU ŞARMAN / Arşivi

Milli mücadele yıllarında Ankara ’ya kritik önemdeki desteği sağlayan ülke Sovyet Rusya idi. Silah ve teçhizatın yanı sıra, nakit para olarak yapılan yardımlar her alanda yaşanan maddi sıkıntının giderilmesi için en önemli kaynaklardan biriydi.
Temmuz 1920’de Rusya’ya gönderilen Halil Paşa, Bolşeviklerden aldığı 100 bin Osmanlı Lirası değerindeki külçe altını Kazım Karabekir’e ulaştırmıştı. Aynı yılın ağustos ayında Bekir Sami Bey başkanlığındaki heyetin Sovyet Rusya heyetiyle yaptığı görüşmelerde para ve silah yardımı konusunda anlaşmaya varılmış ve ilk silahlar Trabzon’a gönderilmişti. 16 Mart 1921’de Moskova Antlaşması ise bu destek konusunda bir milat oldu. Sovyet Rusya 10 milyon altın ruble yardım yapmayı taahhüt etmişti. Bu paranın 4 milyon altın rublesi Yusuf Kemal Bey ve Rıza Nur Bey tarafından teslim alındı. Haziran 1921’de de 1.4 milyonluk kısmı gönderildi.
Ancak bu tarihten sonra ilişkiler ciddi bir gerginlik dönemine girdi. Sovyet Dışişleri Komiseri Çiçerin’in Türkiye ’ye karşı olumsuz tavrı, Türkiye’deki komünist ve sosyalist siyasi hareketlere karşı Ankara’nın tutumu ve hepsinden önemlisi Türk-Fransız yakınlaşması ve Fransa ile Ankara Antlaşması’nın Rusya’da yarattığı kuşkular üzerine, paranın geri kalan kısmının ödenmesi durdu. 

Sovyetler’e güvence 
Sakarya Savaşı’nın kazanılmasının ardından Ankara Hükümeti, Türk-Sovyet ilişkilerini yeniden ele aldı. Sovyet Rusya’ya Fransa ile anlaşmanın İngiltere ile müttefiklerinin arasını açmak ve Türkiye’nin karşısındaki düşman sayısını azaltmak amacıyla yapıldığı güvencesi verildi. Bu gelişmeler sonrası General Mihail Frunze başkanlığındaki bir heyet Ukrayna Sovyet Cumhuriyeti temsilcisi olarak Ankara’ya geldi. 5 Kasım 1921’de Harkov’dan hereket ederek Tiflis’e gelen Frunze, 13 Aralık 1922’de Ankara’ya vardı. Frunze, Türkiye ile Ukrayna arasında bir anlaşma yapmak ve Türk-Sovyet ilişkilerinin düzelmesini sağlamak istiyordu.
Frunze gelirken 1.1 milyon altın ruble yardım da getirmişti. Yine bu görüşmeler sayesinde 3 Mayıs 1922’de Sovyet yardımının 3.5 milyon rublelik bölümü de verildi. Askeri yardım olarak da bir mermi fabrikasının makineleri ve parçaları ile çok sayıda top, top mermisi, tüfek ve cephanesi gönderildi.
Frunze Ankara’da kaldığı süre içinde başta Mustafa Kemal olmak üzere Hariciye Vekili Yusuf Kemal Bey, Dahiliye Vekili Fethi bey gibi pek çok yetkiliyle görüşmeler yaptı. Ankara’da TBMM Dışişleri Bakanlığı tarafından Frunze şerefine verilen resmi ziyafette Mustafa Kemal Paşa “Türkiye ile Sovyet Rusya arasında anlaşmazlık olduğu yolundaki söylentilerin Frunze’nin gelişiyle sona ereceğini” söyledi. 

25 Aralık’ta Mustafa Kemal ile Azerbaycan Sovyeti Temsilcisi Abilof’un da hazır bulunduğu görüşmesinde ordunun durumu hakkında detaylı bilgi aldı. Abilof görüşmeye ilişkin Azerbaycan Dışişleri Komiserliği’ne gönderdiği raporda Frunze’nin Mustafa Kemal’e, Ankara’ya gelişiyle birlikte ülkesinde Fransa-Türkiye antlaşmasıyla ortaya çıkan kuşkuların ve Türk-Sovyet ilişkisinin gerginleşmesine neden olan haberlerin yanlış olduğu kanaatine vardığını belirtiyordu. Frunze 25 Aralık’ta Çiçerin’e gönderdiği ilk raporda Türkiye’de halkın içinde bulunduğu durumun çok kötü olduğunu, savaştan yorgun düştüğünü ancak mücadelenin devamında kararlı olduğunu ve halkın Rusya’dan yana olduğunu yazdı.
Ukrayna heyeti için düzenlenen törenlerin ardından Frunze, Dışişleri Bakanı Yusuf Kemal Bey ile görüşmelere başladı. 2 Ocak 1922’de, Moskova Antlaşması’na benzeyen ama bazı ek koşulları içeren bir antlaşma imzaladı. Türkiye, Ukrayna’yı bağımsız ve egemen bir devlet olarak tanıdı. Ukrayna da Türkiye ile Kafkas-Sovyet devletleri arasındaki her anlaşmayı tanıyacağını bildirdi. 

Lenin’e mektup 
Mustafa Kemal 4 Ocak 1922’de Frunze’yle yaptığı ikinci görüşmede Lenin’e ulaştırılmak üzere bir de mektup verdi. General Frunze de ülkesine dönüşünün ardından Türk-Fransız antlaşmasının Sovyetler’e karşı yapılmadığını şöyle anlatıyordu: “Türk-Fransız Antlaşması’nda Sovyet Federasyonu’na ve Sovyet Ukrayna’ya karşı ilişkiler konusuna değinilmiyor. Yine söylüyorum, bize karşı yorumlanabilecek hiçbir nokta yok bu anlaşmada. Şunu da memnuniyetle belirtebilirim ki, Türk hükümeti bu antlaşmayı imzalamadan önce bütün tedbirleri almış ve bizim ilişkilerimize zarar verebilecek hiçbir maddeye izin vermemiş. En önemli askeri sırlara varıncaya değin incelemem için bana izin verilmişti. Türk ve Yunan orduları arasındaki askeri yazışmaları, orduların ihtiyaçlarını, sayılarını, silah sayı ve niteliklerini, cephe gerisi durumlarını, hemen her şeyi öğrendim. Türk silahlı gücünün genel durumunu hemen hemen Ukrayna ordusunun gibi biliyorum.”
General Frunze ve Ukrayna heyetinin 53 günlük ziyareti sadece bozulan siyasi ilişkileri düzeltmekle kalmadı. Aynı zamanda Türk ordusuna Rus ağır askeri malzemesinin sağlanmasını ve Moskova Antlaşması’yla Türkiye’ye taahhüt edilen 10 milyon altın rublelik yardımın kalanının da alınmasını sağladı.
Frunze’nin ziyaretinin Anadolu’da halk üzerindeki etkisini ise Ocak 1922’de Ankara’da göreve başlayan Sovyet Elçisi Aralov’un anılarından dinleyelim: “Samsun yakınlarında dik bir bayırdan inen bir arabaya rastladık. Arabayı 10-12 yaşlarında bir Türk çocuğu sürüyordu. Tercümanımıza ona, Rus olduğumuzu söylemesini ve Sovyetler hakkında bir şey bilip bilmediğini sormasını istedim. Çocuk gülümsedi ve şimdi Ruslar’ın Türkler’in dostu olduğunu bildiğini ve köylerinde ‘yüzü ışıklı iyi bir Rus’ gördüğünü söyledi. Ne kadar doğru ve şairce anlatmıştı Frunze’yi.”