Laz-caz yaptı birinci oldu

Laz-caz yaptı birinci oldu
Laz-caz yaptı birinci oldu

Quincy Jones başkanlığındaki jüriden ödül alan Sanem Kalfa, seneye Montreux Caz Festivali nde sahneye çıkacak. FOTOĞRAF: YVAN HÖHN

İsviçre'deki ünlü Montreux Caz Festivali'nde en iyi kadın caz vokal ödülünü kazanan Sanem Kalfa, klasik caz kalıplarının dışına çıkmayı seviyor. Kalfa yarışmanın finalinde söylediği şarkıya Karadeniz oyun havalarından esintiler taşımış, sahnede kaşık çalmış
Haber: ÖZLEM KARAHAN / Arşivi

İSTANBUL - Avrupa’nın en prestijli festivallerinden İsviçre’deki Montreux Caz Festivali, bu yıl güzel haberi Türkiye ’ye verdi. 44’üncüsü gerçekleştirilen festivalde Türkiyeli Sanem Kalfa, ‘en iyi kadın caz vokal’ seçildi. 28 yaşında büyük bir başarıya imza atan Sanem Kalfa, üç yıldır Hollanda’da yaşıyor. Prince Claus Konservatuvarı Caz Vokalistliği Bölümü öğrencisi olan Kalfa, performanslarında klasik caz kalıplarının dışına çıkmayı seviyor, zira İsviçre’deki finalde söylediği şarkıya Karadeniz oyun havalarından esintiler taşıdı. Trabzonlu Sanem Kalfa’yla müziğini ve Montreux’yü konuştuk.

Lisede çelloya başladın. Sen mi seçtin?
14 yaşıma kadar Trabzon’daydım. Sonra Ankara Güzel Sanatlar Lisesi’ni kazandım. Ortaokuldayken çelloyu kitapta görmüştüm. O uzaktan görmeyle öyle bir bağlanmışım ki çelloya, ‘Sen viyolonsel çalamazsın. Tırnakların hiç uygun değil’ gibi sözlere rağmen inatla çello istedim. Çello hocası Şebnem Yıldırım Orhan ellerime baktı ve ‘Olur, olur, yapar’ dedi. Nurdan Öğelek’le başladım. Son senemde Cumhurbaşkanlığı Senfoni’nin (CSO) Şefi Oğuzhan Kavruk’la çalıştım. Bana viyolonsel aldı, ‘Paran oldukça verirsin’ dedi. Güzel çellom olunca, güzel de çalışmaya başladım. Müziği anladım onunla. Sonra Gazi Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’ne girdim. Orada yine CSO sanatçılarından Şinasi Çilden’le çalıştım. Marmara Üniversitesi’nde son senemde piyano eşliğinde solo konser verdim. Bir de Şebnem Hoca’yla trio’muz vardı. Zeynep Özder, Şebnem Hoca, ben. Onlarla birkaç konser verdik. 

Üniversitede caza ‘bulaşmamıştın’ değil mi?
Klasik müzikle ilgileniyordum sadece. O zamanlar viyolonsel çalıp para kazanayım diye Marmaris’e gittim. Orada bir çiftle tanıştım, iyi arkadaş olduk. Caz dinliyorlardı. Onlar bana ‘Para kazanmak istiyorsan gitar çal, şarkı söyle’ dedi. Sonraki sene başladım şarkı söylemeye. Caz dinlemeye de onlar sayesinde başladım. Sonra Ankara’da Kamil Abi’yle (Kamil Bozoğlu) tanıştım. İkinci babam, ailem diyorum ben ona. Onlar bir otelde çalıyordu. Onlarla söylemeye başladım. Sonra da Hollanda’da okula başvurdum.

Neden Hollanda?
Çünkü Hollanda caz için gerçekten bir merkez. Cazla ilgili çok şey oluyor. Daha geniş açıdan bakıyorlar. Geleneksel değiller. Bir de şarkıcıların geçtiği eğitimleri merak ediyordum. Kamil Abi’yle bir yerlerde çıkıyorduk, şarkılar söylüyordum, normal bir caz dinleyicisi sayılırdım; ama cazın eğitimini almaya dair de büyük merak vardı içimde. Tezimi yazmadan gittim. Orada yeni bir üniversiteye başladım. 

Yarışmalar, konserler de ilk senenden itibaren mi başladı?
İkinci senemin birinci döneminde Hollanda Caz Vokal Yarışması’na katıldım, ikinci oldum. Klasik caz şarkılarını seslendirdim. O yarışma çok avantaj sağladı bana. Güzel yerlerde konserler verdim. İkinci senemin sonunda da albümü kaydettik. 

‘Türkü’ adlı albümünde kimlerle çalıştın?
Piyanoda Kaja Draksler, gitarda George Dumitriu, tubada Goran Krmac ve davulda Kristijan Kranjcan yer aldı. Slovenya Kültür Bakanlığı desteğiyle çıkardık albümü ayrıca.

Türküleri caza uyarlama fikri nasıl çıktı?
Kaja’nın fikriydi. ‘Sanem, Türkiye’nin geleneksel şarkılarını çalalım mı?’ dedi ve başladık. Benim o zamana kadar alakam yoktu türküyle. Ben şarkıları seçtim, Kaja düzenledi. Bir şarkıyı George, bir şarkıyı Goran düzenledi. Bir turne düzenledik. Slovenya’nın en iyi yerlerinde konserler verdik. 

Albümde parçaların hepsi Türkiye ezgileri mi?
10 şarkının sadece bir tanesi Türk müziği değil. 

Montreux’de ‘en iyi kadın caz vokal’ seçildin. Yarışma nasıldı?
Çok heyecan vericiydi. Montreux’nün başvurularını birinci sınıftayken görmüştüm. Seviyesi bana çok yüksek geldi ama Hollanda’daki yarışmadan ikincilik almak da cesaretlendirdi beni ve başvurdum.
Türkiyeli kimse yer almadı bu yarışmada şimdiye kadar.
Başvurdular mı bilmiyorum. Ama Türkiyeli olarak katılıp bir de birinci olmak süper. 

Neden seçildin sence?
Bütün şarkıcılar için zorunlu şarkılar vardı. O şarkılara yaptığım düzenlemeleri çok değişik buldular. Hatta kaşık çaldım. Ben Karadenizliyim, gerçekten farklı duyuyorum. Düzenlemelerim de benim ezgilerimi taşıyor. Yarı finalde söylediğim şarkı Karadeniz oyun havası gibi oldu mesela. Şarkımı söyledim ve Quincy Jones’un ‘Wow!!’ diyen sesini duydum. İnanılmazdı... Konser yeri muhteşemdi. Seneye orada konser vereceğim ve bu benim için büyük heyecan. 

Bir de albüm çıkaracaksın.
İsviçre’de bir balık çiftliğinde muhteşem bir stüdyoda olacak albüm kaydı. Solo piyano yarışmasının birincisiyle beraber yapacağız. Beni en çok Montreux Caz Festivali’nde sahneye çıkacak olmam heyecanlandırıyor. 

Montreux’de elde ettiğin başarı Türkiye’de konser talebini artırır mı sence?
Ben Türkiye’deyken bu işle pek ilgili olmadığım ve şu anda da Türkiye’de yaşamadığım için, nasıl oluyor, bilmiyorum. Ama biliyorum ki, Hollanda’ya gittiğimde birçok konserim olacak. Slovenya’da, İtalya ’da konserlerim olacak. Ama Türkiye’de de böyle bir ilgi olur mu, bilmiyorum. Umarım olur.
Montreux’de ‘Sanem Kalfa from Turkey’ (Türkiye’den Sanem Kalfa) dediklerinde, o zamana kadar hiç öyle birşey hissetmemiştim. Söz konusu caz olunca insanlar, ‘Caz ve Türkiye?’ diyor. Bu beni sinir ediyor. Türkiye’de hiçbir şey olmuyor sanıyorlar. 

Neden sence?
Türkiye’de caz içine kapalı olabilir. Herkes birbiriyle çalıyor, herkes tanıdık. Mesela bu ikincilik olmasaydı, Kemal Abi de olmasaydı, Nardis’te böyle kolay konser vermezdim gibi geliyor. Türkiye’de konser yapmak o kadar kolay değil. Bu da insanları isteksizleştiriyor.

Peki Nardis’te konser vermek için ne yapmıştın?
Kamil Abi Zuhal Hanım’a (Focan) mail attı, benden bahsetti. Jazz dergisinde röportajımı yayınladılar. O sayede iletişimimiz oldu. Sonra mail attım konser yapalım diye ve oldu.

Konser nasıl geçti?
Nardis konseri çok güzeldi. Çok misafirperverlerdi. Çaldığım müzisyenler iyiydi. Çok rahattım o konserde. 

Nardis her yıl yarışmalara müzisyenler gönderiyor. Neden o yarışmalara katılmadın?
Zuhal Hanım ‘Buradaki caz vokal yarışmasına gel’ dedi bana. Kendi imkanlarımla gitmek zorundaydım ve bilet fiyatları çok pahalıydı. Benim yarışmayı kazanıp giderlerimi karşılayabileceğim birşey de elime geçmeyecekti. Gitmeyi isterdim; ama olmadı. 

Nardis’e bir daha gelmeyi düşünüyor musun?
Tabi ki. Ama artık kendi grubumla bir şeyler yapmak istiyorum. Çünkü o insanlar gerçekten bizim kültürümüzü bilmek istiyor. Çok meraklılar. Müziğimi çalmak istiyorlar. Ben, hiç konser ayarlayamıyorum kendi ülkemde. Buna sinirleniyorum. Hiçbir finansal destek yok. Kendi grubumu getirirsem bunun maddi bir karşılığı var. Aslında büyütüldüğü kadar bir şey de değil. Buna rağmen imkansız görünüyor. Litvanyalı arkadaşım var, Litvanya’ya gidiyoruz. Turumuz var, Slovenya’dayız. İtalya’ya gidiyoruz. Türkiye’de birşey olmuyor. İnanılmaz yetenekli insanlar benim grup arkadaşlarım. Buradaki caz dinleyicilerinin bu müzisyenleri duymaması bence büyük kayıp.