@ubuget

'Leyla ile Mecnun beklentisinde olanlar Leyla ile Mecnun'u izleyebilirler'

'Leyla ile Mecnun beklentisinde olanlar Leyla ile Mecnun'u izleyebilirler'
'Leyla ile Mecnun beklentisinde olanlar Leyla ile Mecnun'u izleyebilirler'
Leyla ile Mecnun'un yönetmeni Onur Ünlü'nün yeni televizyon işi 'Beş Kardeş' bu akşam saatler sekizi vurduğunda Kanal D ekranında izleyiciyle buluşacak. Ünlü, Leyla ile Mecnun beklentisiyle Beş Kardeş'i izleyecek olanlara ekran fenomeni dizinin kendisini öneriyor!
Haber: ÜMİT BUGET - umit.buget@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL- Soğuk bir İstanbul akşamında Onur Ünlü röportajı için Kireçburnu yollarına düşüyorum. Sahildeki sete girdiğimde selam vermek ve ‘Hocam ne zaman uygunsanız’ demek için yanına doğru yaklaştığımda ‘şimdi’ diyor. Kelimenin tam manasıyla ‘o an’ı kastettiğini anlamam çok zamanımı almıyor. Çantanın ön gözündeki ses kayıt cihazını alelacele çıkarıp ilk üç soruyu ezberden soruyorum. Ben dördüncü soru için defteri çıkardığımda o çaylarımızı çoktan söylemişti. Tavşankanları da geldiğinde ellerim artık tamamen dolu. ‘Dur şimdi onu halledeceğiz’ diyerek şekerleri ince belliye atıp karıştırıyor. Tam manasıyla ‘sıcak’ bir karşılama…

Pazartesi dizi aleminin ölüm grubu gibi biraz. Karadayı ve Paramparça’yla rekabet meselesi için Ünlü: ‘Allah’a çok şükür bu sefer yapımcı değilim, onun bir bildiği vardır’ diyor bu gün tercihi için. Leyla ile Mecnun beklentisi içinde Beş Kardeş’in karşısına oturacaklara da fenomen dizinin kendisini tavsiye ediyor: Leyla ile Mecnun’u izleyebilirler. Ama böyle derken de işin özü itibari ile Leyla ile Mecnun’da da bir mahalle vardı; sıcak, samimi, bizden insanlar vardı onlar yine varlar’ diye de ilave ediyor.

Kanal D'nin yapımcılığını Ay Yapım'ın üstlendiği, senaryo ve yönetmenliğini Onur Ünlü'nün yaptığı, başrollerini Serkan Keskin, Osman Sonant, Tansu Biçer, Nadir Sarıbacak, Fatih Artman, Serdar Orçin, Melisa Sözen ve Nihal Yalçın'ın paylaştığı Beş Kardeş’ bu akşam saatler sekizi vurduğunda Kanal D ekranında izleyiciyle buluşacak.

Sırrı Süreyya’nın milletvekilliği meselesi, karakterlerin isimlerindeki şifreler, Serkan Keskin’in denizle bitmeyen ilişkisi de ‘ayaküstü’ röportajın konuları arasında… Başlıyoruz!



Öncelikle klasikten başlayayım, nasıl oluştu Beş Kardeş fikri?
Güzel oluştu. Seko’yla (Serkan Keskin) geçen mayıs ayında ‘ne yapalım’, ‘nasıl bir şey yapsak’ diye konuşuyorduk. Kötü Polis adlı bir polisiye konuştuk bir de böyle daha klasik bir şey yapalım dedik. Bu yeniydi, fantastikti falan bunlardan sıkıldık biraz.

Absürt komedi değil sanırım bu sefer?Evet değil. Normal, düz, klasik bir şey yapalım, klasiğin tadı ayrıdır dedik. Yavaş yavaş bu hikâyeyi gelişti ve öyle başladı.

SICAK SAMİMİ İNSANLAR GENE VARLAR!

Leyla ile Mecnunun beklentisi içerisinde ekranın başına geçeceklere ne söylemek istersiniz?
Leyla ile Mecnun’u izleyebilirler. Ama böyle derken işin özü itibari ile Leyla ile Mecnun’da bir mahalle vardı; sıcak, samimi, bizden insanlar vardı onlar yine varlar ve açıkçası öyle çok da aklı başında insanlar değiller. O kadar da düz bir şey yapmıyoruz bence tatmin olurlar ama onlar bilir.

Kalabalıkla ve yine kaliteli bir kadro var. Aslında Leyla ile Mecnun’da tabiri caiz ise orada yıldızlaşan oyuncular vardı burada bir yıldızlar topluluğu var. Beş kardeşin beşi de başrol gibi
Hatta sadece beşi de değil. Devamında yanındaki oyuncular on-on iki tane esas hikâyenin ortasında olan oyuncu var ve bunların tamamı başrol oyuncusu.



KALABALIK ŞENLİKLİ SAHNELER YAZIYORUM

Onlara rol paylaştırmak nasıl oluyor yönetmen açısından?
Oyuncu yönetmen ile çok ilgilenmez aslında prensip olarak daha çok senaryo ile ilgilenir. Senaryoyu severse bu işin içinde olur. Oyuncular da bence senaryoyu sevdiler dolayısıyla işin içinde oldular. Çünkü tatlı bir hikâye var ve oyunculuk açısından kimse kimseyi ezmiyor belli bir denge var ortada buna özen göstermeye çalışıyorum çünkü bütün oyunculardan faydalanmak istiyorum açıkçası. Çünkü hepsi çok değerli. Orada senarist olarak çıkarcı bakıyorum açıkçası çünkü hangisi ile ilgili bir sahne olsa acayip şeyler oluyor hepsi birbirinden acayip ve birbirinden farklılar bir senarist olarak hiçbirini kaçırmak istemiyorsun onun için bende mümkün olduğu kadar dengeli bir şekilde dağıtmaya çalışıyorum hikâyeyi, bu bir yandan zorluyor beni. Normalde dizilerde bir-iki tane oyuncu vardır onlara yüklenirsin geri kalanlarla tabiri caiz ise idare edersin. Burada öyle bir durum yok hepsi çok iyi. Dolayısıyla hepsi birden aynı anda olsun istiyorsun onun için genelde kalabalık, şenlikli sahneler yazıyorum

Senaryoyu da bu sefer Leyla ile Mecnundan farklı olarak siz yazıyorsunuz bunun avantajı oluyor mu? yada nasıl bir durum ortaya çıkartıyor?
Ben çok yoruluyorum açıkçası ama Erkan Tunç var ikinci yönetmenimiz onunla beraber paslaşarak götürüyoruz. Ben de sürekli sette oluyorum, bir karavanım var oradan yazıyorum.

Genel yönetmenlik gibi mi?
Yok, şimdilik genel yönetmenlikten fazla aktifim. Erkan ile beraber olarak götürüyoruz işi sürekli olarak.



Serkan Keskin var burada yine önemli bir rolde Sait rolünde. Aslında kardeşlerin isimlerden de biraz bahsetmek istiyorum. İsimlerde de bir şifre var sanırım.
Evet aslında o çok karmaşık bir şey değil. Bunların annesi babası ölmüş babaları edebiyat öğretmeniymiş çocukların hepsine yazar ya da şair ismi vermiş isimleri de oradan geliyor beş kardeşin.

Canan ve Fahriye karakterinde de özel seçme isim gibi duruyor ama?
Yok, orada içimden ilk ne geldiyse onu yaptım.

Serkan Keskin Leyla ile Mecnunda da ‘İsmail Abi’ olarak denizden beklentisi olan biriydi hep o geminin gelmesini bekliyordu. Bu sefer yine denizle ilgisi var balıkçı, başarılı bir balıkçı mı?
Balık tutmuyor balık satıyor balık dükkânı var kısmet balıkçısı aslında deniz ile ilişkisi Leyla ile Mecnun’daki kadar direkt değil ama olabilir. Ama yine de denizle bir ilgisi var. Serkan’ın da denizle bir ilgisi var kendisi dalgıç denizden de balıktan da gerçekten anlıyor. Hatta ondan danışmanlık alıyorum hangi mevsimde hangi balığı yazayım diyorum o bana söylüyor ona göre yazıyorum.

Serkan Keskin Sait karakteriyle ilgili ‘Ben oynadığım için esintiler olabilir ama bir İsmail Abi değil’ demişti.
Şöyle söyleyeyim Serkan ile Ben de Özledim’i çektik. Leyla ile Mecnun çektik, yakın zamanda ben ‘İtirazım Var’ diye bir film çektim ve Ali Atay’ın çektiği Limonata filmini de izledim. Dört tane Serkan izledim. Hani fiziği bu kadar değişmeden birbirinden ayrı bu kadar insan nasıl yapabiliyor şaşırıyorum. Ona şaştığım gibi diğer oyunculara da şaşıyorum. Bu da senarist olarak seni coşturuyor ne istersen yazabiliyorsun. Çünkü onlar nasıl olsa oynayabiliyorlar bir şekilde.

Biz Kasımda yapmıştık röportajı Serkan Keskin’le biraz uzun oldu siz galiba yedi bölümü çekmişsiniz. Stres oldu mu yayın gününü beklerken?Beş bölüm çektik, stresli mi oldu! Bir yandan oldu ‘ne olacak’ ‘ne çekilecek’ diye. Neticede insanlar sette işlerini yapıyorlar ve şimdilik senaryolar da fena gitmedi. Dolayısıyla herkes eğleniyor şimdilik mutluyuz.

Hep böyle setler eğlencelidir diye konuşulur bu set için de aynı duyumlar geliyor, doğru o zaman?
Yok biz sıkıntıdan patlıyoruz! Mümkün olduğunca bitsin de bu lanet yerden gidelim istiyoruz, sıkıla sıkıla çekiyoruz (Gülüyor)



BU SEFER YAPIMCI DEĞİLİM ALLAH’A ŞÜKÜR

Pazartesi akşamı (bu akşam) sekizde başlıyor. Pazarteside Karadayı’nın, Paramparça’nın olduğu ‘sert’ bir gün aslında. Rekabet açısından ne diyeceksiniz?
Aslında rekabet kısmı daha çok yapımcının ilgilendiği bir kısım. Ben bu sefer yapımcı değilim Allah’a şükür. Yani dolayısıyla o kararla ilgili yapımcımıza güveniyoruz, bir bildiği var muhakkak.

Yaz için İtirazım Var’ın devamı ya da başka bir film projesi var mı?
Başka bir şey çekeriz herhalde. Bir- iki ihtimal var bakalım birisini çekeriz inşallah.

Orada yine enteresan bir imam karakteri vardı burada yine kardeşlerden biri imam. Kertenkelede de Timur Acar oynadı sıra dışı bir imam karakterini. Sizin de ezber bozan bir kaleminiz olduğunu da biliyorum…
O bahsettiğin diziyi izlemedim ama Timur Acar iyi bir oyuncu muhakkak iyi bir şey yapmıştır. Samimiyetle görmedim işi ama duydum tabi herkes gibi orada da eminim tatlı bir şey vardır. Onun dışında belki yazın yapacağımız işlerde benim üçüncü bir imam karakterim de olabilir. Bu ara böyle denk geldi imamlardan gidiyoruz. Allah hayırlara çıkarsın (Gülüyor)

Buradaki imam karakteri de yine nevi şahsına münhasır bir imam galiba?
Evet öyle ama buradaki imam karakteri nasıl söyleyeyim daha ortalama bir imam. ‘İtirazım Var’daki Selman Bulut kadar sert bir imam değil. İmama daha çok benziyor (Gülüyor)



SIRRI SÜREYYA’YI YANIMDA GÖRMEK İSTERİM

Sırrı Süreyya Önder’in vekilliği bırakacağı ile ilgili iddialar var. İtirazım Var da onunda bir katkısı vardı. 7 Haziran’dan sonra onu sette mi Meclis’te mi görmek istersiniz?
Onun arkadaşı olarak ben onun ne kadar yorulduğunu ne kadar büyük çaba harcadığını nasıl özverilerde bulunduğunu yakinen biliyorum. Dolayısıyla ben artık onu benim yanımda görmek isterim orası neresi ise! (Gülüyor) Gelsin buralarda beraber takılalım isterim ama doğrusunun yine ne olduğunu emin ol o kendisi bilir.

Deli Yürek’te ve Ben de Özledim’de sizin oyunculuğunuzu görmüştük. Burada ufak da olsa bir üçleme yapmayı düşünüyor musunuz?
Yok bu dizide olmaz. Çünkü Ben de Özledim’de yalandan kendimizi oynuyorduk dolayısıyla oralarda biraz görünüyordum. Ama burası ciddi bir yer! Bu kadar oyunculuk yeteneği gerektiren bir işin içinde olamam, ezilirim. Kendimi de durup dururken niye ezdireyim (Gülüyor)

Sizin çektiğiniz dizilerde çekim yaptınız yerler genel olarak merak ediliyor ama kendileri mi bulsun izleyiciler?Bulsunlar ya karşıdayız? Bu sefer karşıda çekiyoruz, genel olarak karşıdayız diyelim.

Leyla ile Mecnun’u özellikle çok sormak istemedim ama sıcaklıktan kurtulup dönüp baktığınızda ne hissettiriyor? Kendi isteğinizle bitse finali gene böyle mi olacaktı? Bunu da çok merak eden var…
Yani bitmeseydi nasıl biterdi bilmiyorum bir iki final vardı kafamızda. Burak’ın kafasında da bir şeyler vardı benim de vardı. İkisini meç edip bir şey yapardık herhalde nasıl biterdi bilmiyorum şimdi ama öyle ya da böyle bitti. Biz hayatımız boyunca gurur duyacağımız bir iş yaptık. Tabi ki Leyla ile Mecnun’u unutmayacağız! O bize çok şey verdi çok seviyoruz.

Ben de Özledim’i yaptığınız için pişmanlık var mı?
Hayır, pişmanlık demeyelim o biraz ağır olur ama biraz aceleye geldi ve sonucu itibari ile pek memnun olmadığımız, daha iyi bir şey yapabilecekken yapamadığımız bir şey çıktı ortaya, buna üzülüyoruz. Yoksa niye pişman olalım yaptık ve arkasındayız! O da bizim işimiz, altında bizim adımız yazıyor.



Bu dizide yine şiir olacak mı?
Olacak evet var. Çünkü karakterlerden bir tanesi özellikle Nazım karakteri şiirle çok ilgili. Şiir onun hayatının bir parçası dolayısıyla bizim de hayatımızın önemli bir parçası oluyor. Ama tabi şiir film de film içinde şiir de zordur. Birbirini iterler aslında onun dengesi önemlidir. Belli bir denge içinde zaman zaman şiir duyacağız.

Genel olarak konudan bahsedersek; Sait’in abisi olduğu aile 99 İzmit depreminde anne-babasını kaybediyor ve Sait bir şekilde o günden bu yana onlara anne babalık yapıyor. Ve bir gün evlenmeye karar veriyor! Kardeşleri de evlenmesinden pek hoşnut değiller sanırım.

Hoşnut olan var olmayan var.

Ama sonra bir ilk aşk ya da çocukluk aşkı Fahriye devreye giriyor
Evet doğru. Ondan sonra da olaylar gelişiyor. Fragmanlardan izlediğiniz kadarıyla toparlaması bu. Güzel fragman izliyorsunuz (Gülüyor)