@ErkanAktug

'Leyla ile Mecnun' bildiğim bir kafa olduğu için...

'Leyla ile Mecnun' bildiğim bir kafa olduğu için...
'Leyla ile Mecnun' bildiğim bir kafa olduğu için...

FOTOĞRAFLAR: MUHSİN AKGÜN

'Behzat Ç'nin Harun'u Fatih Artman, 'Leyla ile Mecnun'un senaristi Burak Aksak'ın yönettiği 'Bana Masal Anlatma' filmiyle izleyici karşısında. Yakında Kanal D'de ekrana gelecek Onur Ünlü dizisi 'Beş Kardeş'te de izleyeceğimiz Artman'la 'Behzat Ç'den girdik, 'Bana Masal Anlatma' ve 'Beş Kardeş'ten çıktık...
Haber: ERKAN AKTUĞ - erkan.aktug@radikal.com.tr / Arşivi

‘Behzat Ç’den başlayalım... Kariyerinde çok özel bir yeri olsa gerek. Nasıl tarif edersin?
Her şeyden önce bir ilk benim için. Bir de çok şanslıyımdır, bu şans hala devam ediyor. ‘Behzat Ç’ gibi bir işle başlamak, çok özel bir işle, çok güzel bir rolle, beni çok mutlu etti. Uzun süre gitti. Uzun sürmesi daha da mutlu etti. Başladığımda konservatuar son sınıftaydım, o arada okulu da bitirdim. Haliyle sonrasında seçici olmaya gayret ettim. O sırada da tiyatro yaptım Ankara ’da, Tatbikat Sahnesi’nde, Sartre’ın ‘Mezarsız Ölüler’inde oynadım. O da beni çok mutlu etti, çok rahatlattı.

Özlüyor musunuz ‘Behzat Ç’yi, oynadığınız Harun karakterini?..
Özlemek değil de şöyle söyleyeyim, tabi ki bir film daha olsa çok severek oynarım.

Şimdi bir başka fenomen dizi ‘Leyla ile Mecnun’un senaristi Burak Aksak’ın filmi ‘Bana Masal Anlatma’da başroldesin. Vaktiyle ‘Behzat Ç’ ile ‘Leyla ile Mecnun’ sürpriz bir şekilde ortak bir bölümde birbirine konuk olmuştu. Siz takip ediyor muydunuz ‘Leyla ile Mecnun’u, sever miydiniz?
Yanlış hatırlamıyorsam bizim 32’nci, onların da 12’nci bölümüydü... Bizim de yoğun tempodan dolayı ‘Leyla ile Mecnun’u hiç izleyememiştim ama çok duymaya başlamıştım. ‘Behzat Ç’deki o aykırılık, o ‘başka şey’in ‘Leyla ile Mecnun’da da olduğunu söylüyorlardı. İzleyenler vardı çevremde. Son dakika şöyle bir bakma fırsatı bulmuştum. Sonra ‘Leyla ile Mecnun’un setine gittik, tam olarak bilmediğimiz için - Erdal Abi (Beşikçioğlu) de tam olarak bilmiyordu- oynarken en son dedik ki ‘Ne yapıyoruz biz, gerçekten çizgi film gibi karakterler’... (Gülüyor) Orada Onur Abi’yle (Ünlü) tanışma fırsatım olmuştu, çok severdim ben Onur Abi’yi... Sonrasında Burak’la (Aksak) tanıştım. Bir şekilde hayata bakışımız çok yakın gibiydi, hala da öyle düşünüyorum. 



FOTOĞRAFLAR: MUHSİN AKGÜN

‘Leyla ile Mecnun’ kafası diye bir şey var. Aynı şey ‘Bana Masal Anlatma’da da var. O kafaya giremem diye tedirginlik yaşadınız mı başta?
O tedirginliği ‘Behzat Ç’deyken ‘Leyla ile Mecnun’la yaptığımız ortak bölümde yaşadım esasında. Çünkü ‘Behzat Ç’de oynadığım Harun, ‘Leyla ile Mecnun’ kafasında bir karakter değildi. Bizimkisi ne olursa olsun gerçekçi bir işti ve kendi karakterimi bozmadan onların içine dahil olmak zor bir şeydi. Ama burada, bildiğim ve anlayabildiğim bir kafa olduğu için o kolay oldu.

Burak Aksak neticede ilk filmini çeken bir yönetmen. Siz de ilk başrolünüzü oynuyorsunuz. Nasıl bir karşılaşma, birliktelik ve dil oluştu aranızda.
Burak’la ilk başta arkadaş olduğum için, zaten birbirimize çok yakın olduğumuz için, filmin dışında özel hayatımızda da hep görüşüp filmle ilgili kafamızdaki soruları ya da filmin dışındaki konuları konuşabildiğimiz için filmde hiç sorun yaşamadık. Çok aynı dili konuştuğumuzu düşündüğüm için birbirimizi anlamadığımız bir durum olduğunu zannetmiyorum hiç.

Burak Aksak, Rıza rolü için sizi mi düşünüyordu baştan beri?
Sanmıyorum... Bilmiyorum daha doğrusu. Ama Burak’ın beni çok istediğini biliyorum. Çünkü yine ‘Leyla ile Mecnun’la ortak bölüme dayanan, onun yazdığına benim verdiğim karşılıktan dolayı, hoşuna giden bir oyunculuk tarzım olduğunu düşünüyorum. ‘Bana Masal Anlatma’da da bu role otucağımı düşünmüş. Böyle başladık. Çok da güzel oldu. Film öncesinde telefonda da çok konuştuk senaryo hakkında. Sonrasında yüzyüze de konuştuk nasıl olabileceği hakkında. Filmi izleyenler daha net anlayacaktır, esasında Rıza karakteri ‘Leyla ile Mecnun’ kafasındaki gibi çok fazla absürtlük yaşamıyor. Tamam filmde absürtlükler var ama Rıza filmin en muhlis, en efendi insanlarından biri...





Burak Aksak nasıldı sette, il film tedirginliği var mıydı?

Rahattı. Tedirginliği vardır belki ama bize yansıtmadı. Yönetmen tarafından bakmıyorum tabii, o anda ben zaten kendimi düşünüyordum. (Gülüyor) Ama rahattı. Anlayışlı ve anlaşılırdı. Bir yandan da arkadaş olduğumuz için o seviyeyi de aşmadan ne istediğini, neyin olup olmadığını, içine sinen sinmeyen ne varsa konuştuk. Bana karşı da çok anlayışlıydı. Güzel oldu.

‘Bana Masal Anlatma’nın hikayesinde sizi çeken neydi?
Hikayede beni çeken dışarıdan bir gözle bakıldığında Burak Aksak ama hikayenin içine girildiğinde babası olmayan, kendi ayakları üzerinde durmaya çalışan, annesiyle yaşayan birinin bu küçük hayatında bir yenden da aşkı, sevgiyi hep arayıp sonrasında da önce kendisinin de fark edemediği bir kahramanlık durumunu fark etmesi ve sonsarında kahraman olmaya çalışması ve karakterin değişmesi çok hoşuma gitti.

Harun’la Rıza’yı karşılaştırsanız...
Harun, Rıza’ya göre çok daha patavatsız, çok daha kaba, çok daha üçkağıtçı... Rıza’nın öyle şeyleri yok. Benzeyen tarafı yine samimiyeti olabilir.

‘Behzat Ç’de Erdal Beşikçioğlu gibi bir devle oynamak, herhalde oyuncuya ektsradan bir motivasyon sağlıyordur. Peki bu filmdeki motivasyon kaynağınız neydi diye sorsam?..
‘Behzat Ç’de hep Erdal Beşikçioğlu’yla yan yana durumumuz olduğu için beni de çok etkilemiştir, oyunuma da çok katkı sağlamıştır. Burada ise başrol benim ama sağolsunlar yan rollerdeki bütün büyüklerim, hocalarım, arkadaşlarım hepsi de beni o kadar iyi desteklediler ki hem özel hayatımda hem karakter olarak filmin içinde onlarla da oynamak beni aynı şekilde çok mutlu etti. İyi oyuncu karşı tarafı da oynatabiliyor. Kadronun iyi olması bunu bir şekilde sağladı.




Hande Doğandemir de gençliğin çok sevdiği bir dizinin, ‘Güneşi Beklerken’in oyuncusu. Onunla nasıl bir ortaklık kurdunuz?Hande’yle ilk bir araya geldiğimizde aramızda güzel bir elektrik oluştu. Zaten özel hayattaki birbirini iyi anlama durumu sette de oyuna yansıyor. O da senaryoda denilenin ya da alt metninin ne olduğunu çok iyi anlayan karşı tarafa da iyi oyun veren biri. Aynı zamanda çok enerjik. Çok örtüştük. O yüzden de iyi bir partner olduğumuzu düşünüyorum.

Rıza da Harun gibi kadınlara açılma konusunda sorunlar yaşayan biri. Normalde de öyle misiniz, hep bu tarz roller geliyor?

Ha yok! (Gülüyor) Şöyle bir şey: Rıza ile Harun arasındaki fark, Harun kaba bir şekilde, patavatsızca ya da bir yerden bir şekilde belli edebiliyordu aşkını. Rıza ise hiç belli edemiyor. Kendi içinde yaşıyor. Benimse hiç öyle bir sorunum yok. (Gülüyor)

Dıraşıdan bakıldığında ‘Leyla ile Mecnun’, ‘Behzat Ç’, ‘Güneşi Beklerken’... Hepsi de fanatikleri olan özellikle de gençlerin sevdiği dizilerden isimler ‘Bana Masal Anlatma’da buluşmuş gözüküyor. Haliyle beklenti de yüksek. Bu ayrı bir yük getiriyor mu oyuncuya yoksa ben oyunuma bakarım diye mi düşünüyorsunuz?
Ben oyunuma bakarım! Yani her dizinin ayrı fenomen olması ya da insanların beklentisinin olması tabi ki olması tabi ki önemli, inşallah beklentileri karşılanır, herkes mutlu olur, zaten o yüzden yaptık filmi. Ama bir yandan da birilerinin ve kendi fanlarımdan dolayı ekstra bir yük altına giremeyeceğim. Çünkü dün ‘Behzat Ç’ vardı, bugün ‘Bana Masal Anlatma’ var, yarın başka bir şey olacak. Ben oyuncuyum, bugün filmde oynarım yarın tiyatroda olacağım, ertesi gün dizi yapacağım... Onun için ben olabildiğince doğru oynamaya bakıyorum.

Peki karakterler galerinizde Rıza’yı nereye koyarsınız?
Yeleğini aldım Rıza’nın... (Gülüyor) Çok sevdim. Çok güzel bir yerde duruyor. Etrafıyla beraber çok kalabalık ama kendi içinde yalnız biri, çok tatlı, güzel bir yerde.

Onur Ünlü’nün yakında Kanal D’de ekrana gelecek dizisi ‘Beş Kardeş’te de oynuyorsunuz. Dizi nasıl gidiyor?
Harika gidiyor.




‘Beş Kardeş’teki karakteriniz nasıl biri?
Oradaki karakterim çok uçarı, fazla söz dinlemeyen, kendi halinde çok rahat olan, kendi yolu olduğuna inanan ama esasında hiçbir şekilde bencil olmayan, abilerine ve ailesine her zaman sadık, her zaman onların en küçüğü olduğunu bilen, bir yandan da dediğim gibi hep bir yıktmanın peşinde olan biri.

Temiz ama biraz fırlama biri demek istiyorsunuz!..
Evet, tam olarak öyle. Temiz ama fırlama... İnşallah temiz kalır ama, bilmiyorum! (Gülüyor)

İyice İstanbul’lu oldunuz herhalde...
Olamadım hala. Gidip geliyorum sürekli. Ev bulamadım. Bulursam taşınacağım. Öyle diyorum ama ruhumdan mıdır nedir bilmiyorum bir türlü olmuyor. Taşınsam da bir ayağım hep Ankara’da olacak, çünkü ailem orada. Bir Ankara bağımlılığı var.

İstanbul-Ankara...
Ankara derim hemen. İstanbul’da güzel ama, harika bir şehir. Çok kalabalık, kalabalık olmasa daha güzel olur. Ankara daha sessiz ve samimi geliyor bana...

‘Mezarsız Ölüler’ dışında tiyatro olacak mı bu sene?
Bu sezon yok ama önümüzdeki seneye olacağını düşünüyorum. Bir de bu yaktığım işlerin gidişatına bağlı, bakalım. Tiyatroda oyununda olmayı çok istiyorum, çünkü oyuncuyu disipline eden ve oynamanın yanında daha fazla sanatın içinde olduğunu hissettiren bir şey benim için tiyatro...