Liam Hemsworth Radikal'e konuştu: Jennifer'dan yaşadığım ana odaklanmayı öğrendim

Liam Hemsworth Radikal'e konuştu: Jennifer'dan yaşadığım ana odaklanmayı öğrendim
Liam Hemsworth Radikal'e konuştu: Jennifer'dan yaşadığım ana odaklanmayı öğrendim
Açlık Oyunları serisinin yıldızı Liam Hemsworth, Radikal'e konuştu. Söyleşide Jennifer Lawrence ile çalışmaktan büyük keyif aldığını söyleyen Liam Hemsworth, özel hayatıyla ilgili önemli detaylara değindi.
Haber: Aida Takia O?Reilly / Arşivi

Liam Hemsworth 13 Ocak 1990’da, Avustralya’nın Victoria eyaletinde bulunan Melbourne kentinde doğdu. Abileri Chris ve Luke da kendisi gibi aktör. Ergenlik yıllarında ağabeylerinin izinden gitmeye karar veren Liam, Avustralya’daki popüler pembe dizilerde yan roller üstlenerek kariyerine başladı. Ancak Avustralya pembe dizi endüstrisinde önemli bir yeri olan Neighbours’a katıldığında, şöhreti bambaşka bir seviyeye ulaştı.

Hemsworth Açlık Oyunları serisindeki Gale karakterini canlandırmaya başladığında, Hollywood’un şöhret basamaklarını daha da hızla çıkmaya başladı. Gale adlı karakter, Suzanne Collins’in aynı adlı romanından uyarlanan bu fütüristik hikayede, Katniss adlı baş karakterin en iyi arkadaşı ve sırdaşı olarak karşımıza çıkıyordu. Hızla yükselmesine rağmen etkileyici, ayakları yere basan bir profil çizen Hemsworth, uluslararası bir yıldız olma yolunda hızla ilerliyor. Hemsworth’le Açlık Oyunları: Alaycı Kuş Bölüm 1 filminin gösterime girdiği sıralarda bir araya geldik. 10 Kasım 2014’te Londra’daki Corinthia Hotel’de buluştuğumuz yıldız, bize kariyer hedefleri ve özel hayatıyla ilgili önemli detaylardan da bahsetti.

Bu filmle ilgili en çok özlediğiniz şey nedir?

Çekimleri Berlin’de bitirdik. Bu insanlarla zaman geçirmeyi çok özleyeceğim. Son birkaç yılda Jen ve Josh (Jennifer Lawrence, Josh Hutcherson) en iyi arkadaşlarım haline geldiler. İşe gelmeyi ve onlarla vakit geçirmeyi özleyeceğim. Tabii ki birbirimizi görmeye devam edeceğiz ama, son birkaç yıldaki deneyimlerimiz çok özel ve biricikti. Bittiği zaman çok üzüldüm. Sanki bir kitap okuyordum ve bölümün sonuna gelmiştim.

Çekimlerin sonunda yapılan parti nasıldı?

Parti çok eğlenceliydi. Sadece ufak ufak parçalar hatırlıyorum ve zannediyorum, güzel zaman geçirdik. (gülüyor)

Bu deneyim sizi ne ölçüde değiştirdi?

Benim için çok fazla kapı açtığını düşünüyorum. Artık bu endüstride beraber çalışmak istediğim yönetmenlerle ve diğer insanlarla tanışmam daha da kolaylaştı. Jen, Josh ve ben son birkaç yılda önemli dönüşümler geçirdik. Bence 20’li yaşların ilk yıllarında yaşanan şeyler, sizin karakterinizi oluşturuyor. Jen’den çok fazla şey öğrendim. Dürüst bir insan olmayı, her ne olursa olsun kendin gibi olmayı öğrendim.

Bu kadar başarılı olmaya hazır mıydınız sizce?

Bilmiyorum. Olayları gün be gün değerlendirmeye ve şu anda yaşadığım, hemen önümde duran şeylere odaklanmaya çalışıyorum. Çok fazla ileriyi düşünmüyorum. Ancak bu tip şeyler için nasıl hazır olunabilir, onu da bilmiyorum. Rol yapmakla ilgili eğitimler aldım, ancak işin bu kısmıyla ilgili bir ders yok. Bir şeyleri yaşadıkça öğreniyorsunuz. Sanki birisi beni okyanusun en derin yerine atmış da, yüzeye çıkmaya çalışıyormuşum gibi…

Açlık Oyunları serisinde Jennifer Lawrence ile çalışmak sizin için nasıl bir duyguydu? Bu deneyimin size kattığı en önemli şey nedir?

Dediğim gibi, onun hem insan olarak, hem de aktör olarak dürüstlüğü beni etkiledi. Ondan öğrendiğim en önemli şeylerden birisi, sürekli yaşadığım ana odaklanmaktı. Kamera karşısında olduğum ve olmadığım her an için geçerliydi bu. Jen sade ve sadece dürüst bir insan. Size destek oluyor, uzaklardaki bir başka şeyi, ya da o sırada etrafta olmayan bir şeyleri düşünerek zaman harcamıyor. Sadece oraya odaklanıyor. Yaşanan duruma hemen adapte oluyor, çünkü zaten odaklanmış durumda. Bence onun çok iyi bir aktris olmasının esas sebebi de bu.

6 tane yeğeniniz var. Sizce nasıl bir amcasınız? Yeni gelen aile üyelerinden sonra neler değişti?

Muhtemelen dünyada şu ana kadar var olan en iyi amca olabilirim. En büyük abimin 3 kızıyla çok fazla vakit geçirdim. Chris’in en büyük kızıyla da baya vakit geçirdik. Ancak 6 ay önce doğan ikiz bebekleriyle vakit geçirme şansım olmadı. Sadece birkaç ay önce Londra’da onları göre fırsatım oldu. Chris çok fazla seyahat ediyor ve bir de bakıyorum ki gezegenin iki ayrı ucundayız. Bu yüzden görüşmemiz biraz zorlaştı. Ağabeyimin ilk çocuğu doğduğu zaman kendimi garip hissetmiştim. Üçümüz de birbirimize çok yakındık ve ağabeylerimden birinin çocuk sahibi olması çok garip gelmişti. Ama onlar dünyadaki en harika çocuklar. Hepsini çok seviyorum.

Onlarla neler yapıyorsunuz?

Onlara hediyeler alıyorum, (gülüyor) çikolata veriyorum, onlarla beraber yaramazlıklar yapıyorum.

Bakımlı görünmek için özel olarak bir şey yapıyor musunuz?

Pek değil. Sadece her şeyi kendi haline bırakıyorum. Aslında yakın zamanda Woody Harrelson’la western türünde bir film çektik. O zamanlar sakallarım gayet birbirine karışmıştı. Saçlarım da uzamıştı.

Kardeşler olarak aranızda bir rekabet var mıydı? Beraber yaramazlık yapar mıydınız, ya da birbirinizle uğraşır mıydınız?

Evet, tabii. Büyürken birbirimize sürekli aptalca şeyler yapıp durduk. Kardeşimin bir hava tüfeği vardı ve arada sırada bizi onunla vururdu. O zamanlar ormanda yaşıyorduk. Bir gün yanımda bir arkadaşımla evden çıkmıştım. En büyük ağabeyim Luke’un elinde havalı tüfek vardı ve bana kaçmaya başlamamı söyledi. Ben de sızlanıp beni vurmaması için ona yalvarmaya başladım. O ise “Bu kadar yakında olursan canın yanar, daha yakına gelirsen daha da çok canın yanar” dedi. Ben de koşmaya başladım ama beni popomdan vurdu. Böyle daha bir sürü aptalca hikayemiz var…

20’li yaşlarınızı yaşamaktan bahsettiniz. Merak ediyorum; nasıl bir değişim geçirdiniz?

Daha fazla büyüdüğümü düşünüyorum. Yaşadığım her durumda kendime pozitif şeyleri hatırlatıyorum. Pozitif kalıyorum, negatif şeylerin bana etki etmesine izin vermiyorum. Her gün, yaptığım şeylerden ders çıkarmaya çalışıyorum. Şimdiye odaklanıyorum ve geleceği çok da fazla düşünmüyorum. O anda yaptığım şey beni mutlu ediyorsa, o zaman onu yapmaya devam ediyorum.

Hayatınızda sizi en çok kim etkiliyor?

Babam ve erkek kardeşlerim. Babam harika bir insan. Hem benim hem de erkek kardeşlerim için çok iyi bir rol modeli ve ilham kaynağı oldu. O olmasaydı hiçbirimiz bugünlere gelemezdik ve bugün sahip olduğumuz erdemlere sahip olamazdık.

Sette birkaç kez yaralandığınızı biliyorum. Bir süre önce Jen de sizi ambulansa bindirdiklerini ve sizin çok şeker göründüğünüzü, çünkü küçücük bir ambulansın içinde kocaman durduğunuzu söylemişti. Muhtemelen siz kendinizi şeker falan hissetmediniz. Nasıl bir duyguydu? Korkmuş muydunuz?

Hayır, dürüst olmak gerekirse çok sinirlenmiştim. Çünkü çekimlerin bitmesine 1 hafta vardı ve Jen ile benim koştuğumuz bir sahneyi çekiyorduk. Kameranın arkasındaydım. Jen’e yetişip kamerayı alma gerekiyordu. Ancak bileğimi burktum ve bir kırılma sesi de geldi. Düştüğümde baya canım yanmıştı. Setteki herkes yanıma geldi ve bir anda herkes sessizleşti. Çünkü çok kötü bir şey olacağını düşünmüşlerdi. Kendimi çok kötü hissettim. Bir sonraki hafta boyunca çekimlere katılamayacağımı, bu yüzden de çekimleri gelecek hafta bitiremeyeceğimizi düşünmüştüm. Neredeyse 1 yıldır çekim yapıyorduk. Bu yüzden herkes bitirmeye hazırdı. Francis için kendimi çok kötü hissettim. Herkesi hayal kırıklığına uğrattığımı düşündüm. Bu da beni çok sinirlendirdi. Daha sonra beni set boyunca taşıdılar, ambulansa koydular ve götürdüler. Bu olay bir Cuma günü yaşanmıştı ve çekimler bitene dek yürüyemeyeceğimi zannediyordum. O yüzden de gerildim. Fakat sonra röntgen çekildi, sadece kılcal damarlarımı incittiğim ortaya çıktı. Ben de hafta sonu boyunca dinlendim ve pazartesi güne tekrar işe başladım. Çalışma programını dönüşümlü olarak değiştirdik. Bir gün ayakta olduğum bir sahneyi çekiyorduk, bir başka gün ise oturduğum bir sahneyi. Koşma sahnesini de sonlara doğru, bu olaydan 1 hafta kadar sonra çektik.

İlk kez mi ambulansa binmiştiniz?

Evet, ilk kez binmiştim (gülüyor)

Kardeşiniz Luke için her şey iyi gidiyor. Denizaşırı ülkelerde de başarı elde etti. Birbirinizi görecek pek vaktiniz olmuyordur. Peki üçünüzün yaşadığı bu yolculuğu birbirinizle nasıl paylaşıyorsunuz? Ki sanırım Luke, Chris ile size ilham veren kişi aynı zamanda…

Evet, bu işe önce o girdi. Westwood adında bir dizinin pilot bölümünü çekti, duyduğuma göre oldukça iyiymiş. Ailecek bir grup maili kurduk. Yaşadığımız her şeyi orada paylaşıyoruz. Ya da aptalca fotoğraflarımızı falan da oradan paylaşıyoruz. Bu yüzden genellikle birbirimizle bağlantıdaydık. Ama evet, bence de garip. Şu anda hepimiz farklı hayatlar yaşıyoruz ve farklı şeyler yapıyoruz. Ama bir araya gelme fırsatımız olduğunda her şey çok güzel oluyor. Birbirimize yakın bir aileyiz.