Livaneli'nin 'Mustafa'ya cevabı

Zülfü Livaneli'nin Atatürk filmi 'Veda', başarılı görselliğine karşın sinema yazarlarını pek memnun etmedi. Eleştirmenler, cuma günü gösterime girecek 'Veda'nın resmi tarihin dışına çıkmadığını ve sanki, zaaflarıyla Atatürk'ü anlatan belgesel 'Mustafa'ya cevap gibi olduğunu belirtiyor


ELİF EKİNCİ


İSTANBUL - Büyük müzisyen, yönetmen, yazar, siyasetçi Zülfü Livaneli’nin merakla beklenen Atatürk filmi ‘Veda’, dün sinema yazarlarına gösterildi. Atatürk’ün çocukluk arkadaşı Salih Bozok’un anılarından yola çıkarak Livaneli’nin senaryosunu yazdığı, başrollerinde Sinan Tuzcu, Serhat Mustafa Kılıç, Dolunay Soysert, Özge Özpirinçci, Ezgi Mola gibi isimlerin rol aldığı ‘Veda’, başarılı görselliğine karşın sinema yazarlarını pek memnun etmedi. Filmin Atatürk’le ilgili yeni bir şey söylemediğini iddia eden sinema yazarları, ‘Veda’nın sanki Can Dündar’ın zaaflarıyla Atatürk’ü anlattığı belgesel ‘Mustafa’ya cevap olarak çekildiğini söylüyor.
İşte Veda’yla ilgili sinema yazarlarının görüşleri.

Uğur Vardan (Radikal): Livaneli, geçen yıl Can Dündar’ın ‘Mustafa’da ‘insanileştirdiği’ Atatürk’ü, yeniden eski yerine koyuyor. Yani ulaşılmaz, mutlak, her daim doğru ve neredeyse Tanrısal... Film bütün o başarılı kostüm tasarımı, dönem atmosferi ve görsel zenginliğine karşın ne yazık ki içerik anlamında hiç yeni bir şey söylemiyor, Livaneli’nin senaryosu bildiğimiz, ilkokuldan bu yana okuduğumuz, gördüğümüz olayların kronolojik akışı şeklinde gelişiyor. Kafamızda varolan imaja taze bir soluk ya da farklı bir bakış getirmiyor. ‘Veda’nın sinemasal anları da ancak filmin sonlarına doğru beliriyor; o da Fikriye’yle Latife’nin çekişmesinde kıyıya vuruyor. Yani hikâyenin yaşayan ve seyirci gözüyle baktığımızda içine girebildiğimiz sadece iki karakteri var; onlar da aynı erkeğe sahip olma yarışında birbirlerinin değili konumuna düşen iki kadın... Bence ‘Veda’ harcanmış bir proje olmuş...

Murat Özer (SİYAD Başkanı): Filmde resmi tarih dışına pek çıkılmamış. Suya sabuna dokunmayan bir Atatürk filmi yapılmaya çalışılmış. Bilmediğimiz okumadığımız pek bir şey yok gibiydi filmde. Ama bunun da ötesinde filmin teknik olarak da çok başarılı olmadığını söyleyebilirim. Özellikle savaş sahnelerinde, daha özenli bir çalışma beklerdim böylesi bir prodüksiyondan. Film bize ekstra bir şey katmadı diyebilirim. Zülfü Livaneli’nin Atatürk’e bakışı ama resmi tarihten pek farklı bir bakış değil.

Şenay Aydemir (Referans): Film olarak iyi bir film değil. Bir sürü şey inkılap tarihi dersi gibi tekrar tekrar önümüze sürülmüş. Daha önce defalarca televizyonlarda izlediğimiz şeyler hepsi, yeni bir yorum getirmiyor, o yüzden söylediği yeni bir şey yok. Ama Latife-Fikriye-Atatürk üçlüsünün ilişkisinin çözüldüğü bir final sahnesi var. O sahne güzel çekilen bir sahne olmuş. Onun dışında yeni bir şey yok, çok para harcanmış belli ama yeni bir şey anlatmıyor bize. ‘Mustafa’yı aşan bir film olmamış.

Cumhur Canbazoğlu (sinemamuzik.com): Son derece genel hatlarıyla Mustafa Kemal Ataürk’ü işlemeye çalışan fazla masraflı bir prodüksiyon ve aceleye gelmiş bir yapım gibi geldi bana. Bilinenden farklı bir şey söylemeye soyunan bir film diye bekliyordum ama öyle değildi. Can Dündar’ın filmine yanıt gibi olmuş.

Murat Erşahin (Sinema): Bir liderin, onun halkı için verdiği savaşın filminin çekilmesine hâlâ ihtiyaç var. Çok geçiştirilmiş bir film olmuş. Biliyorum böyle filmler çekmek çok zor ama gereken ağırlık gereken yerlere verilmemiş. Kırılma noktaları filmde farklı ele alınmış. Çok önemli anlar, noktalar böyle mi ele alınmalıydı bilmiyorum. Biraz geçiştirilmiş. Hâlâ gerçek bir Atatürk filmine ihtiyaç var diye düşünüyorum ben. Latife Hanım’la Fikriye Hanım’ın öyküsü gibi olmuş bu film.

Cüneyt Cebenoyan (Birgün): Gerçekten kötü bir tasvir var filmde. Artık onu insan olarak anlamak filan bu günlerden mümkün değil bence. Sadece Atatürk’ü yüceltmek için yapılmış bir filmle karşı karşıyayız. Salih Bozok’la olan ilişkisi, onun bağlığının nasıl geliştiği... Karakterler ortaya çıkmıyor yani. Latife Hanım’ın bir yere kadar melek, bir yerden sonra şeytan olması da çok garip. Onu da hiç anlamaya çaba harcamamış bu film. Her haliyle kötüydü.

Ege Görgün (Tersninja.com): Tek taraflı bir anlatım vardı filmde. Atatürk, büyük bir karakter de olsa o da bir insan ve her insan gibi onun da yanlışları var, ama bu film tek taraftan bakmayı tercih etmiş. Söz konusu sinema ve sanat olduğu zaman her taraftan bakabilmeli sanatçı. O yüzden sinemasal anlamda çok başarılı bulmadım.

Mevlüt Tezel (Sabah): Hiç yeni bir şey anlatmayan bir film olmuş. Can Dündar’ın belgeseli bazı konularda çok cesur davranmıştı, tartışılan açıklamalara yer verilmişti. Bu film de sanki Can Dündar’ın çektiği belgesele karşı bir cevap olmuş gibi. Atatürk’ü yüceltirken bile ipin ucu kaçıyor ve olay biraz karikatürize oluyor artık. Oyunculuklar da bence aynı şekilde abartılıydı. Hayal kırıklığına uğradım.