Locarno kışkırtmaya çalışıyor

Locarno kışkırtmaya çalışıyor
Locarno kışkırtmaya çalışıyor

Fransızların gay porno yıldızı François Saga nın başrolünde oynadığı L.A. Zombie bazı festivallerde biraz sansürlenmişti. fotoğraf: reuters

Locarno Film Festivali'nin yarışmalı bölümünde hem Zeki Demirkubuz'a hayran bir Sırp yönetmenin çektiği melodram, hem de eşcinsel porno ile zombi türlerini harmanlayan bir korku filmi 'Altın Leopar' için şansını deniyor
Haber: MEHMET BASUTÇU / Arşivi

LOCARNO - Oleg Novkoviç, üçüncü filmi ‘Beyaz, Beyaz Dünya’ (Beli beli svet) ile çarpıcı bir ‘çağdaş balkan trajedisi’ imzalamış. Hızla değişen Sırp toplumunda kendilerine yer bulamayan,  maden ocakları etrafında kurulmuş Bor adlı küçük kentin günlük akıntıları içinde boğulup giden sıradan insanların tutkularını, bunalımlarını, kavgalarını anlatırken, klasik yunan trajedisini alabildiğine gerçekçi, sağlam bir sinema diliyle günümüze uyarlamış. Greve giden maden işçilerinin sessiz ama kararlı direnişleri; kocasını ödürdüğü için yedi yıl hapis yatan orta yaşlı kadının salıverilmesi; o kadının bir bar işleten maçist eski sevgilisi; o eski sevgiliye aşık olan uyuşturucu bağımlı çekici kızı; ve tabii sonunda sevgililerin kardeşten de öte, baba-kız olduklarının ortaya çıkması... Kısacası bir melodramın tüm unsurları var filmde ama, önemli olan bu renkli yaşam kesitlerinin derinliği olan sağlam, gerçekçi bir tablo çiziyor olması. Oleg Novkoviç, Balkan ülkelerine ve tabii ki bize özgü o melodram eğiliminden kurtaramamış kendisini. Bu görüşümü, “Yok hayır, filmim aslında bir trajedi, melodram değil,” diye yanıtlayıp uzun açıklamalara giriyor... Oysa bu konuya tepkisel karşıtlıktan arınarak bakmak gerek. Novkoviç konuşmamız sırasında Türk sinemasını yeterince tanımadığını; ancak, son yıllarda DVD’den izlediği ‘Kader’i çok beğendiğini ve her yıl öğrencileriyle izleyip tartıştıklarını anlatıyor. Sırp yönetmenle Demirkubuz’un dünyalarında bir koşutluk olduğu doğru. Tutkuların tasvirinde aynı katıksız yaklaşımı paylaşıyorlar. Oleg Novkoviç, “Batı’nın beklediği türden filmler yapmaya çalışmanın aslında ne kadar yanlış olduğunu vurgulamakta da çok haklı...
Genç Romen yönetmen Marian Crisan, Altın Leopar’ın adayı olan ilk filmi ‘Morgen (Sabah) ile, Novkoviç’in sözünü ettiği taklitçilikten ve ‘hoşa gitme’ dürtüsünden kurtulamamış. Macar sınırındaki bir kasaba yakınlarındaki küçük çiftlik evinde somurtkan karısıyla yoksul bir yaşam süren Nelu, Almanya ’ya gitmek isteyen Diyarbakırlı kaçak yolcu Behran’a yardım eli uzatır. Sınır polisinin saçma bürokratik uygulamalarını, yeni AB üyesi ülkeler arasındaki sorunları, idari sürtüşmeleri, yoksul insanların umutsuzluklarını iğneleyici, mesafeli bir mizahla işleyen ‘Morgen’da oyuncu yönetimi de zayıf olunca, Behran karakterini yorumlayan Yalçın Yılmaz tekdüze bir oyun sunmak zorunda kalıyor... Batılı eleştirmenler bile pek övgüye değer bulamıyorlar ‘Morgen’ı... 

Kışkırtıcılığın amacı ne?
Fransız sinema çevreleri ve Fransız kültürüne yakın İsviçre basını daha ilk günlerde Olivier Pere’in yenilikçi ve cesur seçimlerine destek vererek, Locarno’da heyecan verici yeni bir dönemin başladığını vurguladılar. Bu heyecana ortak olmayanlarsa, şimdilik bekle gör politikası izlemekteler.
Yarışmalı bölümde sunulan iki ‘cüretkâr’ film, Locarno’da geleceğin sinema dillerini arayan yenilikçi biçimlerden ve kışkırtıcı içeriklerden çekinilmediğinin simgesi olurken, polemiklere de açık kapı bırakıyordu. Eşcinselliği pornografi sınırlarını zorlayarak işleyen Kanadalı Bruce Labruce ‘LA. Zombie’, genç kuşak Fransız yeni dalgasının temsilcilerinden Christophe Honoré de ‘Homme au bain’ (Banyo Yapan Adam) adlı deneysel ve provokatif sinema örnekleriyle, Altın Leopar adayları arasında farklı bir kategori oluşturuverdiler. Bruce LaBruce,  ‘hard gay porno’ ile vampir ve korku filmleri türlerini, kodları tersine çevirerek birlikte işleyen orta metrajlı diyalogsuz ‘LA. Zombie’de, Los Angeles kentine farklı bir estetik gözle bakıyor. Müzik kullanımının da başarılı olduğu bu tuhaf nekrofil balenin, Melbourne’da bir festival programına alınan ‘soft’ versiyonunun gösterimi bile yasaklanmış... ‘LA. Zombie’yi  yorumlayan Fransız gay porno filmlerinin yıldızı François Sagat’yı, Christophe Honore’nin filminde de başrolde buluyoruz. Yine eşcinsellik üzerine, birlikteliği, ayrılığı, cinsel çekiciliği sorgulayan, iki akşam önce Piazza Grande’de ödül alan Chiara Mastroianni’nin de rol aldığı ‘Banyo Yapan Adam’ı  72 dakika boyunca izlemeye dayanamayan seyircilerin bir bölümü sessizce salondan ayrılıyor... Tamamlanmamış deneysel bir çalışma niteliğindeki bu filmin neden yarışmalı bölüme alındığını sorgulamak gerekiyor...