Mağarada çatışma var

Bir grup asker yamaçtan aşağı iniyor, ellerindeki G-3 makineli tüfeklerden ateş püskürüyor. Askerlerin önlerine kattığı biri yaralı iki eşkıya da onlara karşılık veriyor. Eşkıyalar bir mağaraya sığınmaya çalışıyor. Derken büyük bir patlama... Eşkıyalar yere yatıyor. Sonra da mağaraya giriyorlar.
Haber: OLKAN ÖZYURT / Arşivi

İSTANBUL - Bir grup asker yamaçtan aşağı iniyor, ellerindeki G-3 makineli tüfeklerden ateş püskürüyor. Askerlerin önlerine kattığı biri yaralı iki eşkıya da onlara karşılık veriyor. Eşkıyalar bir mağaraya sığınmaya çalışıyor. Derken büyük bir patlama... Eşkıyalar yere yatıyor. Sonra da mağaraya giriyorlar. "Kesin" diye bağırıyor Ümit Elçi... Altınşehir mağaralarının önündeyiz; Ümit Elçi'nin yönetmenliğini yaptığı, Kerem Alışık, Ferhat Gündoğdu, Ahmet Mekin, Ceyda Düvenci, Yelda Reynaud ve Arzu Yanardağ'ın rol aldığı 'Hoşgeldin Hayat'ın çekimlerinde. Filmde yanlışlıkla kardeşini öldüren ve sürgün hayatı yaşayan bir adamın dramı anlatılacak.
Buralara kadar gelmişken yukarıda tariflediğimiz sahnenin hazırlık aşamasından başlayarak tüm anına tanıklık etmek istiyoruz. Bir de Ferhat Gündoğdu meselesi var. Filmin aynı zamanda yapımcısı da olan Ferhat Gündoğdu'yu Gani Rüzgar Şavata'nın 'Doz'undan tanıyoruz. Ama kendisi gösterime girmeyen Nazif Tunç'un 'Yaralı' ve Cem Akyoldaş'ın 'Roja Reş' filmlerinde rol almış. Sinema çevrelerinin pek tanımadığı bir oyuncu. Filmin çekimleri sırasında Gündoğdu için 'aşiret reisi' şeklinde çıkan haberlerden dolayı da kafamızda soru işaretleri var. İşin doğrusu nedir? Sete gelmişken öğrenmek istiyoruz.
'Bu mesleği çok seviyor'
İlk gittiğimizde yol kenarına dizilen arabalardan malzemeler indiriliyor. Sete ilk olarak Ümit Elçi geliyor. Elçi yorulduklarını belirtiyor ama o ortaya emeklerine değer bir film çıktığı inancında. Ferhat Gündoğdu'yla ilgili haberler açıkçası Elçi'yi rahatsız etmiş. Elçi bu mevzuların nereden çıktığını bilmediğini söylüyor. Ama filmin böyle gündeme gelmemesi için oyuncusunu uyarmış. Elçi "Bana göre Gündoğdu sinema aşığı bir insan" diyor ve ekliyor "Bu mesleği çok seviyor. Çok doğal bir oyunculuk sergiledi".
Yıllar sonra setlere dönen Elçi, diğer oyuncuların performansından da memnun. Ahmet Mekin'le yeniden çalışmak çok hoşuna gitmiş: "Bana, taze kan gibi geldi. Ahmet abiyle iyi bir diyolog kurdum. Ben, Ahmet abi sinemadan uzak kaldığı için konsantre sorunu yaşar mı diye kendi kendime hayıflanıyordum. Ama o çok istekliydi"
O sırada Ferhat Gündoğdu BMW cipinden iniyor. Hemen Gündoğdu'yla konuşmak istiyoruz. Gündoğdu, küçük yaşta oyunculuğa heves etmiş. Ona göre hakkında çıkan spekülatif haberlerin sebebi insanların kendisini pek tanımaması. Peki işin doğrusu ne? Gündoğdu bir aşiret reisi mi? Bu kadar parayı niye sinemaya yatırıyor? Filmde anlatılan öyküyü nereden esinlenerek yazdı? İlk elden bunlara cevap vermesini istiyoruz. O da anlatıyor: "Bizim ailemiz kalabalık. Biz 18 kardeşiz. Onun için böyle bir yakıştırma yapıldı. Oyuncu olmak istedim. Ailem de maddi manevi desteğini esirgemedi. Daha önce de filmlerde oynadım. Yaşanmış ve gözlemlediğim bazı olaylardan yola çıkarak bu hikâyeyi yazdım. İnsanlar, benim paramın olduğunu ve film yaptırdığımı düşünüyor. Bu önyargı beni üzüyor. Bir oyunculuk geçmişim var. Amacım oyunculuk konusunda kendimi kanıtlamak." Gündoğdu sinema serüveninin devam edeceğini, Said Nursi'nin hayatını sinemaya uyarlamak istediğini söylüyor. Neden Said Nursi diye sorduğumuz zaman "Yapılmasının gerektiğini düşündüğüm için" diyerek kaçamak bir cevap veriyor.
Bu arada yağmur hızını artırıyor.
Ama bir türlü beklenen Kerem Alışık gelmiyor. Yağmurdan korunmak için arabaya sığınıyoruz. Biraz zaman geçiyor. Sette bir hareketlilik yaşanıyor. Bir arabadan silahlar çıkıyor, askeri elbiseler dağıtılıyor. Bunlar figüranların kullanacağı malzemeler. Figüranların kimi 'Bu bot bana büyük geldi' diyor, kimi palaska istiyor. O sırada poşulu, şalvarlı Kerem Alışık beliriyor. Ümit Elçi, Alışık'ı şöyle bir süzüyor. Sonra da
Alışık'ın bıyıklarının biraz uzun olduğunu, kısaltması gerektiğini söylüyor. Alışık kem küm etse de son sözü Elçi söylüyor: "Seni yaşlı gösteriyor."
Gündoğdu, filmin çekimlerinde gerçek silah ve mermi kullanılacağını söylüyor. "Olur mu öyle şey" diyoruz, hayretle. Mermileri gösteriyor. "Peki önlem aldınız mı?" diyoruz, az ilerideki polis ekip arabasını gösteriyor! Oysaki biz ambulansı kastetmiştik...
Elçi: Yapmayın çocuklar
Biz yine de filmde gerçek silah ve mermilerin kullanılacağına ihtimal vermek istemiyoruz. Elinde silah tutan figüranlara soruyoruz "Silahlar gerçek mi?" diye. "Yok abi" diyorlar ama onlara silah veren "Gerçek silah burada" deyip belini gösteriyor. Ama o yaptığı gafın farkına varıyor. Telaşla silahın ruhsatlı olduğunu anlatmaya çalışıyor. Bu sırada bir patlama sesi duyuluyor. Ürküyoruz. Bu bir deneme.
Elçi "Yapmayın çocuklar beni kalpten götüreceksiniz dikkatli olun" diyor. Kerem Alışık biraz tedirgin "Oldukça zor ve tehlikeli bir sahne. Doğrusu biraz ürküyorum. Bütün dileğim bombaların ve silahların arasından sıyrılıp eve gitmek" diyor. Gündoğdu bütün tedbirlerin alındığını anlatarak Alışık'ı sakinleştirmeye çalışıyor.
Artık her şey hazır. Elçi son talimatları veriyor. Biz sahnenin sonunda büyük bir patlama bekliyoruz. Elçi 'Motor' diyor iki kamera çalışıyor. Ateşler ediliyor. (Silahların oyuncak olduğunu anlıyoruz.) Sonra büyük bir patlama duyuluyor. Koca bir toz bulutu... Artık film montaj masasına yatırılacak. 3 Aralık'ta seyirciyle buluşacak.