'Mağaramdan çıktım'

İnek Şaban, Kel Mahmut, Damat Ferit... Evet bunlar 'Hababam Sınıfı'nın unutamadığımız karakterleri.
Haber: OLKAN ÖZYURT / Arşivi

İSTANBUL - İnek Şaban, Kel Mahmut, Damat Ferit... Evet bunlar 'Hababam Sınıfı'nın unutamadığımız karakterleri.
Ama filmle ilgili unutamadığımız sadece karakterler mi? Tabii ki hayır. Bir de Melih Kibar'ın elinden çıkma müziği...
Yıllarca 'Hababam Sınıfı'nın orijinal müzik kayıtlarını arayanlara duyurulur, Melih Kibar 25 yıllık birikimini 'Yadigâr' adlı albümde topladı. Dost Müzik etiketiyle çıkan 'Yadigâr'da 'Çoban Yıldızı', 'Belkıs Hanımın Konağı' gibi kulağımızın aşina olduğu enstürümantal parçaların yanı sıra Erol Evgin ve Zerrin Özer'in sesinden dinlemeye alışık olduğumuz 'Sevdan Olmasa', 'Bir de Bana Sor' ve 'İşte Öyle Bir şey' gibi bir dönemin hit şarkıları bulunuyor. Günümüz pop müzik sanatçılarından Candan Erçetin, Yaşar, Yeşim Salkım, Demet Sağıroğlu, Emre Altuğ ve Sibel Gürsoy ustayı kırmayıp bu parçaları yeniden yorumlamışlar. Ayrıca albümde Garanti Bankası'nın 'Sucu Çocuk' reklamının müziği de bulunuyor.
Uzunca bir süredir müzik çalışmalarına ara veren (reklam müzikleri hariç) Melih ustaya aramıza hoş geldin dedik ve albüm elimize geçince dizinin dibine çöktük.
Küskünlük sona erdi galiba?
Evet beni mağaramdan çıkarttılar. Düzeysizliğe, kalitesizliğe karşı bir savaştır bu. Pop müziğin ne olduğunu insanlar görsün. 'Yadigâr'ın devamı da gelecek. Bir dizi olacak. Yeni nesillere bu parçaları ulaştırmanın bir misyon olduğunu düşünüyorum.
Erol Evgin, Zerrin Özer'in sesinden dinlediğimiz parçaları albümde yeni kuşak popçular yorumlamış.
Bu benim fikrimdi. Kim hangi parçayı söyleyebilir diye düşündüm. Sonra telefon ettim. Koşa koşa geldiler. Kayıtlardan sonra 'Melih abi sen bu parçanın bana bu kadar yakışacağını nereden biliyordun' dediler. Eee 25 yıl az zaman değil.
Belki de en hayırlı parça 'Hababam Sınıfı'nın
müzikleri.
Evet ona 'Mona Lisa' gibi parça diyorlar. Yavaş çalınca hüzün, hızlı çalınca sevinç duygusu uyandırıyor. Ben parçanın bu özelliğini yıllarca sonra farkettim. 24 yaşında yaptım bu besteyi.
'Sucu Çocuk' reklamının müziği...
Reklamının yayımlanmasında sonra Elazığ'dan bana telefon ettiler 'Abi siz yapmışsınız müzikleri, ne olursunuz bu parçayı bize gönderin' diye. Bana bu şekilde ulaşılması çok hoşuma gitti. Çünkü zor bir ulaşma şeklidir. Ben de bir gün albüm yaparsam bu parçayı mutlaka koyacağım dedim.
Ama uzunca bir süre sessiz kaldınız. Hatta küstünüz.
Bunun çeşitli faktörleri var. Bir tanesi Çiğdem Talu'nun vefat etmesinden sonra o düzeyde bir şarkı sözü yazarı buladım açıkcası. Biz onunla et ve kemik gibi yaşıyorduk. Özlemlerimiz aynıydı. İkicisi bu 'pop müzik çatlamasının' getirdiği düzeysizlik ve kalitesizlik. Ama en önemlisi telif hakları sorunu.
Bu telif hakları kültürsüzlüğü Türkiye'nin bir ayıbı değil mi?
Evet dünyada telif haklarını ciddiye almayan üç-beş ülke arasındayız. Sırf 'Hababam Sınıfı'nın yayınından bana dünya normlarında bir telif hakkı verilmiş olsaydı şu anda bu söyleşiyi benim yatımda yapıyor olurduk; seni de helikopterimle aldırmıştım. 'Çoban Yıldızı'nı TRT iki yıl boyunca sabah ve akşam toplam sekiz dakika kullandı. Almanya normlarında düşünürsek böyle bir durumda besteci günde 560 mark para alırdı.
Ama geçmişe dönüş yok. Şimdi özellikle MESAM'ın girişimleri ve insanların bunu kabul etmesiyle bu gelen paralar belki karnımızı doyurmamıza yeter diye düşünüyorum. Ama burası Türkiye. Her an Türkiye'nin kalkınması için telif haklarını kaldırıyoruz diyebilirler.
Yurtdışından hiç telif geldi mi?
1986 yılında 'Halley' bir toplama plakta çıktı. Adamlar yedi bir doları yatırdılar hesabıma. Bunu gördüğüm zaman çöktüm.
Bütün bunlar sizi reklam müziği yapmaya itti galiba Benim kaçacağım bir alan vardı. O da reklam müziği. Daha meydan okuyucu bir alan. Hem perde arkasında kalıyorsunuz. Başarılı olduğunuz zaman insanlar size ulaşıyor.
Sizin kuşağın oluşturduğu müzik birikimine rağmen pop müzik diye yutturulmaya çalışılan ve kulaklarımızı tırmalayan acayip bir şey çıktı ortaya.
Türkiye'de pop müzik patlaması diye sunulan olay 'pop müzik çatlamasıydı'. Hiçbir bakış açısı olmayan prodüktörler ortaya çıkıp kendi beyinsizlikleri doğrultusunda birtakım insanlara pop müziği biz destekliyoruz diye bir kültürsüzlük sundular. Yoldan geçen güzel göğüslü kıza, güzel gözlü erkeğe 'Gel sana bir kaset yapalım birader ya da hanım abla' diye işe koyuldular. Ortalık şarkı söyleme yetisi olmayan bir sürü insanla doldu. Onlara parça vermenin zaten bir anlamı yoktu.
Sizin kuşağın yaklaşımı nasıldı?
Bir bakış açısı vardı. Müzik dışında başka alanlardan da beslenirdik. Çünkü müziği ciddiye alıyorduk. Bu işin bir ahlakı vardı. Ben hocam Timur Selçuk'tan bunu öğrendim. Ama bu pop müzik çatlamasıyla sesi bile olmayan insanlara albüm yapıldı.
Ben ne kadar bu saçlarla şampuan reklamlarında oynayabilirsem o insandan da o kadar şarkıcı olur işte. Artık prodüktörler bu işin böyle gitmeyeceğini anladılar. Çünkü büyük iddialarla bir şarkıcı yaratılıyor ama albümü satmıyor. Kalite en ilkel kabilede bile mutlaka kazanır.
Bundan sonra müziğe devam...
İstediğim şarkı yazarını sonunda buldum. O da Demet Sağıroğlu. Müziğe devam. Londra'da bir müzikal yapmadan ölmeyeceğim.