Malum, Maalouf!

Malum, Maalouf!
Malum, Maalouf!
Muhteşem. İnanılmaz. Coşkulu. Başka bir dünyadan... Tüyler ürpertici... İbrahim Maalouf'un CRR'deki performansını tanımlayan kelimeler listesi böyle uzayıp gidebilir. 24. Akbank Caz Festivali sebebiyle, 'Illusions' albümünün turnesi kapsamında İstanbul'a yolu düşen Maalouf ve şahane ekibi, hücrelerimizi müzikle doldurdu.
Haber: GÜLDEHAN AYSAN / Arşivi

Hemen konser sonrasında paylaşılan sosyal medya yorumları geceyi özetlemeye yeter aslında: “Ancak edindiğimiz sükûneti, yetenek, enerji, şeytan tüyü gibi çeşitli nedenlerle yerle bir eden İbrahim Maalouf ve saz arkadaşları. Çok yaşasın!” “Yaktın be İbo!” “Ne zamandır böyle mutlu, güzel, heyecanlı olmamıştım…” “seyirciye ıslık çaldıran adam” “Islık çalarak anlaştık.”

Bir İbrahim Maalouf konseri izlemeye gelen bizler, CRR’ye uygun şekilde yerlerimize yerleşmiş, sakin ve ciddi sahneyi izliyorduk. Sonra bir baktık, melodiye ıslık çalıyoruz. Tempo tutuyoruz.. Ayakta dans ediyoruz. Maalouf, hepimizi avcunun içine almış, ara ara havaya kaldırıp daireler çizdiği işaret parmağıyla koca konser salonunu, binlerce kişiyi yönetiyor.. Sadece müzik değil, bir performans var karşımızda..

Enerjik ve son derece yetenekli bir ekibe sahip Maalouf, aynı kendisi gibi... Bas, elektro gitar, klavye, davul ve üç trompet, ilk notayla büyülemeye başlıyorlar. Caz, hard rock, klasik müzik, arap tınıları arasında geziniyor melodiler. 2013 yılında çıkan Illusions albümünden Nomade Slang, InPressi, Illusions, True Story gibi parçaları yüzlerce defa dinlenir, her seferinde yine farklı bir ses duyulur, başka bir duygu hissedilir..
Sahne düzeninden, ışık oyunlarına kadar, ince düşünülüp hazırlanmış bir konser, ama bir o kadar da hiç hazırlanılmamış ve emprovize.. Önce kendi eğleniyor sahnede ve izleyenlere aktarmayı başarıyor. Sadece müzikten ve yetenekten daha derin teması…

“Bazı insanlar konser sırasında çok konuştuğumu söylüyor. O yüzden konuşmamı kısa kesiyorum… Bazı insanlardan kastım annem, aslında” deyip tüm salonu güldürdükten sonra daha 12 yaşında yaptığı bestesi Beirut geldi. Doğduğu şehir Beyrut’u 1993’te ilk ziyaret ettiğinde gördüklerinden etkilenerek yaptığı bestesi içinde kaybolduk… Tüm salon melodiyi mırıldanırken, derinden bir trompet sesi yaklaştı…

Müzisyen bir anne babanın ikinci çocuğu İbrahim Maalouf.. Müzik ve trompet hayatına 7 yaşında, babası sayesinde giriyor. Yeteneğin sebil olduğu bir ailenin ferdi kendisi zaten… Babası Nassim Maalouf, trompetle Arap makamlarını çalmayı mümkün kılan ‘çeyrek ton trompet’ tekniğinin yaratıcısı. Annesi piyanist Nada Maalouf, amcası yazar Amin Maalouf.. Daha ne diyelim…

Savaş sırasında Beyrut’tan kaçan ailesi Paris’e yerleşiyor. Küçük yaştan itibaren müzikle haşır neşir İbrahim, 9 yaşında babasıyla turnelere gidiyor. 15 yaşında ise ilk defa profesyonel müzisyenlerin dikkatini çekiyor: Bir oda müziği konseri sırasında yorumladığı, klasik trompet repertuarının en zor eserlerinden kabul edilen, Bach’ın 2. Brandenburg Konçertosu’yla. Ve ardından konservatuar hayatı başlıyor. Önce klasik müzikle sınavını veriyor. Ardından Barok dönem müzikleri ve daha modern tınılara geçiş..
Bugüne kadar toplam 5 albümü var: Diasporas (2007), Diachronism (2009), Diagnostic (2011), Wind (2012) ve Illusions (2013). Bir yandan Conservatoire Regional de Paris’te emprovizasyon öğretiyor. Film müzikleri, Sting’den Lhasa de Sela’ya birçok önemli müzisyenle performansları da diskografisinin bir parçası.

İbrahim Maalouf üç kez bis yapıp, ekibindeki trompetçilerden biri gaydayla sahneye fırlayıp, tüm CRR alkışla inledikten sonra, oldukça isteksiz, durumu kabul edip salonu boşalttık. Kulağımızda Beirut, yüzümüzde bir tebessüm, tadı damağımızda, ruhumuz tok…