Marianne Faithfull: Günümüzden beğendiğim tek ses Amy Winehouse

Marianne Faithfull: Günümüzden beğendiğim tek ses Amy Winehouse
Marianne Faithfull: Günümüzden beğendiğim tek ses Amy Winehouse
Rock 'n roll, Rolling Stones, Mick, 'Broken English', uyuşturucu bağımlılığı, sokaklarda yaşama, küllerinden yeniden doğma, ikon haline gelme... "En dibi görmeden yukarı çıkamazsın" söyleminin muhteşem örneği... Ona sorarsanız ise "yaşadıkları, bütün kadınların yaşadıkları..." Cuma akşamı İstanbul'da sahne alacak olan Marianne Faithfull, sorularımızı yanıtladı.
Haber: GÜLDEHAN AYSAN - guldehanaysan@gmail.com / Arşivi

RADİKAL - “İnsanı canlı tutan tek şey başkaldırmaktır,” demesi boşuna değil. 1960’larda İngiliz pop ve rock müziğinin merkezinde, en çok Mick Jagger’la yaşadığı ilişkisi sebebiyle konuşuldu. Artık konunun gündeme gelmesinden fenalık geçiriyor olsa da (ki 50 yıl aynı konunun tekrar tekrar önüne sürülmesi herkese benzer duygular yaşatır herhalde), bu ilişki bir mihenk taşı hayatında. Rolling Stones’un bazı parçalarına da konu, hatta: 'You Can’t Always Get What You Want', 'Wild Horses', 'I Got The Blues' ve tabii ki Faithfull imzalı 'Sister Morphine'. Sonrasında uyuşturucu bağımlılığıyla mücadelesi, sokaklarda bir ‘evsiz’ olarak yaşaması ve 1979’da 'Broken English' adlı parçasıyla sahalara dönüşü, birçok kişi için ilham kaynağı. Sayısız albümü, zamanının ikonlaşmış filmlerindeki oyunculuğu, otobiyografisi, çocuk yetiştirmesi, hayata bakışı, her şeyiyle tam Rock ’n Roll... Ve müzikle dolu 50 yılı geride bırakırken, “Yapmak istediğim her şeyi yaptım ve gitmek istediğim her yere gittim” diyebilme rahatlığında…
Marianne Faithfull, cuma akşamı CRR Konser Salonu'nda İstanbulluların karşısına çıkacak, öncesinde sorularımızı yanıtladı.  

Önceki röportajlarınızda bütün albümlerinizin hayatınızdan kesitler yansıttığından bahsediyorsunuz. Yeni albümünüz 'Give My Love To London' hangi dönemi yansıtıyor? Ya da hayatınızın hangi yönlerini?
Her zaman şu anı yazarım. Geçmişten ufak ayrıntılar da içeri sızar biraz, çünkü zamanın sürekliliğine inanıyorum. Geçmiş, gelecek ve şimdi, hepsi aynı zamanda var oluyor, bunun gerçek olduğunu biliyorum. Şimdiyi yazıyorum ve besteliyorum; bir de son üç yıl içerisinde olanları. Son derece zor günler yaşadım. İki tane çok kötü kaza geçirdim, kuyruk sokumum üç ayrı yerden kırıldı, kalçam kırıldı ve yanlış kaynadığı için tekrar kırılıp tedavi edildi. Sekiz ay boyunca kemik iltihabıyla mücadele ettim. Bu olanlar, bir de çok sevdiğim bir arkadaşımın yaşadıkları var: Büyük aşkım, hastalığı sebebiyle bir ölüm-kalım savaşı verdi. Ve şimdi albümün çıkmasından bir sene geçtikten sonra görüyorum ki, 'Give My Love to London' gerçekten büyülü. Bize, bana ve bahsettiğim arkadaşıma yardım eden bir büyüydü sanki. Ve işin aslı, gerçekten de işe yaradı, bize yardım etti ve şimdi ikimiz de çok iyiyiz ve yola devam etmeye hazırız.

Böylesine ikonlaşmış bir ses ve ikonlaşmış bir kadın olmak nasıl bir duygu? Zamanın kadınları için bir örneksiniz...
Kendimi hiçbir zaman örnek olarak düşünmedim. Ama yaşamın çok basit bir formülü olduğunu söyleyebilirim: Gerçeklere sadık kalın, kendi gerçeğinize, her konuda dürüst olun. Yaşınız ilerledikçe bilmeniz gereken neyse öğrenirsiniz. Doğal olarak gelişiyor bu. Ben hiçbir şey bilmiyordum ama zamanla, yavaş yavaş öğrendim ve sanırım benim yaşadıklarım, her zaman, her kadının yaşadıkları... 

Yeni albümün hazırlıkları nasıldı?
Tek kelimeyle sihirli.

Albümde hangi müzisyenlerle çalışacağınıza nasıl karar verdiniz?
Benim onları seçtiğim kadar onlar da beni seçti aslında. Olayların doğal gelişimi böyle oldu. Farklı bir ses istediğimizi biliyorduk ve Rob Ellis, Dimitri Tikovoi ve Flood ile çalışma şansı yakaladık. Brian Eno ve Roger Waters’ın da dahil olmaları ayrıca bir hediye gibiydi.

Albümde hangi şarkı favoriniz, bir favori varsa tabii?
Sanırım Deep Water.

Müzik bestelemek nasıl bir prosedür sizin için?
Çok zor bir iş, ama çok seviyorum. İlham gelince yazıyorum… Sonra kayda girmek, müzisyenlerin bir araya gelmesi, beste yapmak, hepsi birer rituel.

UMARIM BİYOGRAFİMİ BEN HAYATTAYKEN ÇEKMEZLER
Billie Holiday, Sarah Vaughn, Ella Fitzgerald beğendiğiniz sesler arasında. Bugünlerde aynı kalibrede kadın sesleri var mı sizce?
Amy Winehouse dışında hayır yok.

Kimleri dinliyorsunuz?
Klasik müzik ve caz. Ayrıca Damon Albarn’ın ve Nick Cave’in çalışmalarını çok beğeniyorum..

Anne olmak hayatınızı nasıl değiştirdi? Uyum sağlayabildiniz mi?
Çok zordu, ben anaç bir insan değilim normalde. Ama oğlumu yetiştirdim ve sanırım iyi de bir iş çıkardım. Tabii ki tek başıma değil, yardım aldım ve hiç kimsenin de yardım almadan bir çocuk yetiştirebileceğini düşünmüyorum. 

Otobiyografinizin film olma ihtimali var mı? İrlandalı bir yönetmenle son anda yolları ayırdığınızı biliyoruz. Bir 'Faithfull filmi' izleyebilecek miyiz?
Bildiğim kadarıyla hayır. Ve umarım ben hayattayken olmaz..