Marlene sahnelere döndü

Berlin'de başlayıp, Hollywood'ta
'yıldız'lık ile taçlandırılan, Paris'te noktalanan, görünürde gizemli gerçekte ise alabildiğince yalın bir yaşamın oyuncusu
Marlene Dietrich...
Haber: ŞEHNAZ PAK / Arşivi

İSTANBUL - Berlin'de başlayıp, Hollywood'ta
'yıldız'lık ile taçlandırılan, Paris'te noktalanan, görünürde gizemli gerçekte ise alabildiğince yalın bir yaşamın oyuncusu
Marlene Dietrich... Çıkık elmacık kemikleri, derin ve buğulu bakışları, ağzında sigarası ve esrik kadın imajıyla gerek sanatı gerekse yaşadığı ilişkilerle bir döneme damgasını vuran Marlene Dietrich, Zeliha Berksoy'un yorumuyla tiyatroda hayat buluyor.
Semiha Berksoy Opera Vakfı prodüksiyonu, Murat Karasu'nun yönettiği 'Marlene' adlı tek kişilik gösteride Berksoy'a Almila
Uluer eşlik ediyor. Pam Gems'in yazdığı
'Marlene', Dietrich'in ünlü Olimpia konseri gecesinde yaşadığı heyecan ve coşkunun ekseninde, kendisi ve yaşamıyla yaptığı hesaplaşmayı konu alıyor.
Konserli bir oyun olarak tanımlanan
'Marlene', 12 Kasım'da İstanbul Devlet Tiyatrosu Taksim Sahnesi'nde seyirci karşısına çıkacak. Özel bir Brecht yorumcusu olan Zeliha Berksoy'un bu kez kendisi için baştan sona yabancı bir repertuvara soyunduğunu da hatırlatalım.
Ortak noktaları kabare
Berliner Ensamble, Brecht, kabare üçgeninde soluklandırdığı oyunculuğu ve şarkıcılığıyla yakından tanıdığımız Zeliha Berksoy için Marlene Dietrich'i yorumlamanın ayrı bir önemi var: "Dietrich de gerçekte kabare tiyatrolarını çok iyi bilen ve oynayan bir kadın. Ayrıca şarkı söyleme edası daha çok kabere tarzında. Bu bakımdan bana çok yakın geliyor. Berlin'in 20'li ve 30'lu yılları, Brecht ve arkadaşlarının gittiği kabareler ve gece yaşamı, tiyatro hayatı gibi ortak bir kaynaktan geliyor Dietrich de. Aynı zamanda tarz olarak da Brecht'in müzikallerindeki kadınları hatırlatıyor. Birazcık apaşlığı ve dokunaklılığı olan."
Bir keresinde kendini "Marlene Dietrich, ünlü ve zengin bir yıldız... Marlene ise çok yalnız bir kadın... Birincisi, ikincisinin bedeli ve diyetidir..." diye tanımlayan Marlene Dietrich'in, iki farklı yanı olduğunu ifade eden Berksoy zaten oyunun da bu çerçevede şekillendiğini belirtiyor:
"Marlene Dietrich'e yakıştırılan bir 'büyülü kadın' imajı var. Hollywood sineması yaratırken yapıyor bunu. Yıldız konseptini onunla yaratıyor. Bir ürün haline geliyor Dietrich. Ama bunun arkasında bambaşka bir Marlene var. Dostluklarında, aşklarında, kavgalarında yaşam içindeki bütün savaşında çok özgün bir insan. Mücadeleci, sade, yer yer komik, dokunaklı ve zeki bir kadın."
Yıldız olmanın bedelini ödeyen diğer sanatçılardan daha 'farklı' ve 'ağır' bir karşılık ödemiş aslında Marlene Dietrich. Zeliha Berksoy, 1930'da sinema yapmak için ayrıldığı ülkesi Almanya'dan uzakta geçen yıllarda savaş ve Nazizm karşıtı olma yolunda mücadelesini son ana kadar sürdüren Dietrich'in bu durumun getirdiği burukluğu hep üstünde taşıdığının da altını çiziyor:
"Ülkesinden uzakta olmasının getirdiği acı bir dokunaklılık var. Hep kafasında şu ikilem var: 'Ülkeme dönmeli miyim, dönmemeli mi?' Hiçbir zaman Nazizm gerçeğini soykırım hikâyesini kendi milletine yediremiyor. Kendi milletinin bu şekilde suçlanmasından çok rahatsız oluyor. Kendi Almanlığından
utanıyor. Bu nedenden ötürü de başını dik tutamıyor. Bir Alman olarak bedel ödüyor. Hangi topluma girse o Alman bir sanatçı. Her koşulda köksüz ve bir parça yenik hissediyordu kendini."
'Marlene', 12 Kasım saat 20.30'da Taksim Sahnesi'nde. Ayrıntılı bilgi için Tel: 0212 249 69 44