'Masumiyet Müzesi' cumaya açılıyor!

'Masumiyet Müzesi' cumaya açılıyor!
'Masumiyet Müzesi' cumaya açılıyor!
Bu bir Orhan Pamuk romanıdır



İSTANBUL- Orhan Pamuk’un yeni romanı ‘Masumiyet Müzesi’ Cuma günü çıkıyor. Pamuk’un neredeyse on yıldır üzerinde çalıştığı, 2001 yılından bu yana yazdığı ‘Masumiyet Müzesi’ bir aşk romanı. Orhan Pamuk, bu romanında aşka odaklanırken günlük hayatın inceliklerine, resim, arkadaşlık, yalnızlık, mutluluk, gazeteler ve televizyon, aile gibi yazmayı sevdiği, kitaplarından iyi bildiğimiz pek çok konuya da değiniyor.

Roman 1975 yılında başlıyor. Tekstil zengini Basmacı ailesinin iyi okumuş 30 yaşındaki oğulları Kemal ile uzak akrabaları, yoksul Keskin ailesinin 18 yaşındaki güzel kızı, tezgahtarlık yapan Füsun arasındaki aşk anlatılıyor. Evlenmeye hazırlanan Kemal, yıllardır görmediği genç kadınla karşılaştığında ona aşık oluyor. Füsun’a duyduğu aşk onu hiç terketmiyor ve hikaye günümüze kadar geliyor.

Hilton’da bir nişan sahnesi
Bu aşk hikayesi evlilik, arkadaşlık, cinsellik, tutku, aile ve mutluluk hakkında pek çok hesaplaşma içeriyor tabii ki. Orhan Pamuk İstanbul’un arka sokaklarını da, dedikodu dergilerinin ‘sosyete’ dediği çevreyi de ayrıntılı ve eğlenceli bir bakışla anlatıyor. Resim, arkadaşlık, yalnızlık, gazeteler ve televizyon, aile gibi Pamuk’un sevdiği pek çok konu,70’li, 80’li yıllarla birlikte romanın içinden geçip gidiyor. Kitap Yeşilçam’a ve Türk sinema sanayine de uğruyor, oradar karakterler, hikayeler analtıyor. 1975 yılında Hilton Oteli’nde geçen bir nişan sahnesi tam 50 sayfa sürüyor ve bütün ayrıntılarıyla anlatılıyor. Kitabın kapağında yer alan 56 model Chevrole, pek çok sahnenin içinde geçtiği önemli nesnelerden biri olarak romanda yer ediniyor.

Ödüller arası yazmaya devam
Romana başladıktan sonra Orhan Pamuk ‘İstanbul Hatıralar ve Şehir’ kitabını yazdı aralarında Nobel’in de bulunduğu uluslararası dokuz büyük edebi ödül aldı: Prix du Meilleur Livre Ètranger (2002, Fransa), Grinzane Cavour (2002, İtalya), Impac-Dublin Roman Ödülü (2003, İrlanda), Alman Yayıncılar Birliği Barış Ödülü (2005, Almanya), Prix Médicis Ètranger (2005, Fransa), Nobel Edebiyat Ödülü (İsveç, 2006), Prix Mediterranée (2006, Fransa), Puterbaugh Ödülü (2006, ADB), Ovid Ödülü (2008, Romanya). Yedi yılda Pamuk, Türkiye’de Boğaziçi Üniversitesi, Hollanda’da Tilburg Üniversitesi, Almanya’da Berlin Frei Üniversitesi, Amerika’da Georgetown Üniversitesi, İspanya’da Madrid Üniversitesi, Lübnan’da Beyrut Amerikan Üniversitesi’nden şeref doktoraları aldı. Amerikan Sanatlar ve Edebiyat Akademisi ve Çin Sosyal Bilimler Akademisi şeref üyeliğine seçildi. Tüm bu ödülleri almak için çıktığı yolculuklarda uçaklarda, sabahları otel odalarında, Pamuk hiç durmamacasına ‘Masumiyet Müzesi’ni yazdı.

Sonuçta ‘Masumiyet Müzesi’, ‘Cevdet Bey ve Oğulları’ndan sonra Pamuk’un en uzun romanı oldu, 592 sayfa. ‘Cevdet Bey ve Oğulları’ ile ‘Kara Kitap‘ta olduğu gibi, Pamuk’un doğup büyüdüğü Nişantaşı semti gene romanın merkezinde. Ama Çukurcuma, Taksim, Harbiye, Beyoğlu semtleri ile Boğaz yalıları ve lokantaları da romanda geniş yer tutuyor. Pamuk’un diğer romanlarından tanıdığımız bazı karakterleri, mesela 1Kara Kitap’ın ünlü köşe yazarı Celâl Salik, Cevdet Bey’in oğulları, Pamuk’un ailesi ve kendisi de romanda görünüyor. Nitekim bu romanı Orhan Pamuk’un en kalabalık kitaplarından biri, yakyaşık 150 karakter yer alıyor, hatta bu karakterler için kitabın sonunda bir de dizin hazırlanmış.
Pamuk, biri ‘Masumiyet Müzesi’nin düşünsel, edebi, kişisel ve felsefi kaynakları, diğeri büyük aşk romanları konularında olmak üzere, romanına da ışık düşürecek iki makale yazıyor. Romanını açıklamaktan çok, onu nasıl kurduğunu, nasıl hayal ettiğini ve diğer aşk romanlarından farkını araştıran bu makaleler, önümüzdeki günlerde Türkiye’de ve dünyada yayımlanacak.

Romanda, yazar Pamuk müzeyi gezer

‘Masumiyet Müzesi’, sadece bir roman değil, aynı zamanda yazarın yıllardır kurmaya çalıştığı bir müzenin de adı.

Bu müzede Pamuk’un roman kahramanı Kemal’in, sevgilisi Füsun’un dokunduğu eşyalarla oluşturduğu koleksiyon sergilenecek. Bu tutkulu aşk boyunca Füsun’un peşinde gezen Kemal, takıntılı biçimde Füsun’la ilgili objeleri toplar. Romanda okuduğumuz bu objelerin gerçek halleri ise ‘Masumiyet Müzesi’ni oluşturur. Yıllar sonra Füsun’un yaşadığı Çukurcuma’daki evi satın alan Kemal, ve onu yıllarca topladığı objeleri, ilk seviştikleri yatağı, içinde gezdikleri Chevrole’yi de barındıran bir müzeye dönüştürür. Ardından müzesinin bir kataloğu olması gerektiğini düşünerek, ‘bir zamanlar ailelerinin ortak iş yaptığı yazar’ Orhan Pamuk’u bulur. Böylece Masumiyet Müzesi, Kemal Basmacı’nın anlattıkları üzerine Füsun’u tanımış, hatta onunla bir kez dans bile etmiş olan Orhan Pamuk tarafından yazılır.

Orhan Pamuk, bu kurguya uygun biçimde Çukurcuma’da yıllar önce aldığı binada, böyle bir müze açmaya hazırlanıyor. Romanın okurları, hikayelerini bildiği, o aşk ve gündelik hayat içinde ne anlam ifade ettiğini öğrendiği nesneleri müzenin içinde bulabilecek. Böylece tamamen bir kurgu olan roman ve somut objeler arasında ilginç bir ilişki kuran Pamuk, romanın atmosferini kuracağı müzede tekrar yaratacak. İkisi birlikte oluşan, roman ve müze karşılıklı bir ilişki kuruyor; ‘romanın müzesi, ya da müzenin romanı’ gibi...
Tabii bu müze henüz açılmış değil. Pamuk müze için oluşturduğu koleksiyonu ilk olarak Türkiye yılı vesilesiyle Frankfurt’taki ünlü Schirn Galerisi’nde sergileyecekti. Ancak sergi henüz hazır olmadığı için vazgeçildi. (Kültür Sanat)