Medya bizi gözetliyor

Medya bizi gözetliyor
Medya bizi gözetliyor
David Fincher 'Kayıp Kız'da bir evlilik üzerinden günümüz medya ahlakına ve kitlesel reflekslere ilişkin gözlemlere soyunuyor. 'Modern' toplumun ilişki biçimleri ve yüzeydeki refleksleri tartışmaya açan filmin kadın başrol oyuncusu Rosemund Pike, performansıyla 'En iyi kadın'da Oscar'a aday olabilir. Uğur Vardan'ın Hürriyet Cumartesi'de yayımlanan eleştirisini sunuyoruz.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

KAYIP KIZ (Not: 4/5)
Orijinal adı: Gone Girl
Yönetmen: David Fincher
Oyuncular: Ben Affleck, Rosamund Pike, Neil Patrick Harris, Tyler Perry
Yapım: 2014, ABD
Süre: 149 dakika

The New York Times’ın film eleştirmeni Manohla Dargis’in deyişiyle ‘Sinemanın karanlık efendisi’ David Fincher, yine karakteristik çizgilerinde dolaşan ama kendi sinemasal yolculuğu açısından ilk ‘Kara komedi’si olarak da nitelendirilebilecek ‘Kayıp Kız’la (Gone Girl) huzurlarımızda… Gillian Flynn’ın kendi romanından senaryosunu kaleme aldığı film, Fincher’ın sosyal mesajları en yüklü çalışması da kabul edilebilir (Lüften, “Ama ‘The Social Network’ de vardı” diyerek kelime oyunları üzerinden itiraz etmeyin, çünkü o film mesajların değil ‘Mesajcı’nın öyküsüydü).
Önce her zaman olduğu gibi kısaca hikâye: Kâğıt üzerinde mutlu-mesut bir beraberlik yaşayan Nick Dunne, evliliklerinin beşinci yıldönümünde karısı Amy’nin kaybolduğunu fark eder. Olaya polis el koyar ve cinayet ihtimali vakayı ülke gündemine taşır. Ama asıl kötüsü Nick’in, kayıtsız ve dikkat çekici davranışlarıyla şüpheleri üzerinde toplamasıdır…
‘Şimdiki zaman Amerikan sineması’nın bence en kıymetli yaratıcılarından biri olan David Fincher’ın kendi içinde birinci elden akrabalıklar taşıyan filmleri sanırım ‘Se7en’ ve ‘Zodiac’tır. Biri kurgusal diğeri gerçek bir meselenin sinemasal yansıması olan bu iki ‘Seri katil’ öyküsü, yönetmenin filmografisindeki çizgi üstü yapıtlardandır... Sonu neredeyse tek bir sürprize bağlı yapımlar koridorunun ilk ana duraklarından biri de yine Fincher imzalı ‘The Game’dir… ‘Kayıp Kız’ sanki bu üç eski filmin belli oranlarda karışımlarından da izler taşıyor… Öykü ‘seri’ boyutuyla olmasa da yine katil olgusuna göz atıyor, belirli bir noktadan sonra da seyircisini yeni bir ‘oyun’un peşine takıyor…

DÜNÜN KATİLİ BUGÜNÜN KAHRAMANI
Ama ‘Kayıp Kız’ın asıl olarak bizimle tartışmak istediği dertler, ‘modern’ toplumun ilişki biçimleri ve yüzeydeki refleksleri. Film öncelikle ‘Bir Evlilikten Manzaralar’ şeklinde o kutsal kurumun kendine özgü problemli sularında yüzüyor. Tutkuyla atılan ilk adımların ardından zaman içinde önce rutine sonra da nefrete kadar uzanan bir sürecin dönemeçleri: Film geri dönüşlerle önce bu yolculuğa ilgi gösteriyor. Ama sonradan elini daha bir belli ederek asıl rotasının konturlarını çiziyor: Yani günümüz dünyasında medyanın aradığı malzemeyi bulması halinde meseleleri nasıl köpürttüğünü ve kitlenin de bu yoğun bombardımandan neredeyse ‘mazoşistçe’ hoşlandığını ve sürekli uçlarda dolaşmaktan özel bir zevk aldığını gösteriyor. Daha net bir şekilde ifade edelim: Dünün katili ve nefret öğesi, bugünün kahramanı ve idolü olabiliyor…
Fincher, bu türden dertlerin, genel sosyolojik okumaların sinemacısı değildi. ‘Se7en’, ‘Dövüş Kulübü’, ‘The Game’, ‘Panik Odası’, ‘Zodiac’, ‘Benjamin Button’ın Tuhaf Hikâyesi’ gibi geçmişteki işlerine bakılırsa insanoğlunun daha özel karanlık yanlarının ve bireysel yoldan çıkışlarının serüvenlerini son derece sağlam atmosferli filmlerle anlattı. ‘Kayıp Kız’ ise genel bir sosyolojik bakışı, elbette Fincher süzgecinden geçirerek seyirci olarak bizle paylaşıyor… Bundan sonra benzer hikâyeler ve dertler peşinde koşar mı bilemem ama ‘Kayıp Kız’da değişik bir iz olarak filmografisindeki yerini tabii ki alacak…
Oyunculuklara gelince: Nick Dunne’de Ben Affleck, karakterinin bazen olaylar karşısında aptallığa varan şaşkınlığını ve kendine özgü kayıtsızlığını yansıtmada gayet iyi. Ama filmin sanırım asıl sürükleyici ismi ‘Amazing Amy’ adlı çocuk kitaplarıyla da tanınan Amy tiplemesine hayat veren Rosemund Pike… İngiliz kökenli sanatçı kariyerinin en önemli rolünde karşımıza gelirken ortaya koyduğu performansla sanırım bu yılki Oscar’ların ‘En iyi kadın oyuncu’ dalında beş adaydan biri olacak. Pike, Amy’nin gelgitlerle dolu ruhsal dünyasını yansıtmada çok iyi. Çizdiği tipleme her ne kadar zaman zaman karikatürize kaçsa da Pike bu duruma kendince hoşluklar katmayı başarıyor. Kadın dedektif Boney’de Kim Dickens, Nick’in ikiz kardeşi Margo’da Carrie Coon, Amy’nin lise aşkı Desi’de Neil Patrick Harris, avukat Bolt’ta Tyler Perry çeşitli ölçeklerdeki rollerinde harikalar…
‘Dövüş Kulübü’, ‘The Social Network’ ve ‘Ejderha Dövmeli Kız’da da Fincher’la çalışan görüntü yönetmeni Jeff Cronenworth de filmin etkileyici görsel yapısının mimarı olarak dikkat çekiyor.
Sonuç olarak Fincher’ın yine kurgusal oyunlarla özel tatlar kattığı sezonun kayda değer yapımlarından biri olan ‘Kayıp Kız’ı kesinlikle kaçırmayın derim…