Mesele: İstanbullaşmak

Mesele: İstanbullaşmak
Mesele: İstanbullaşmak
Salt Beyoğlu'nun İstanbul odaklı etkinlik serisi '90'daki söyleşi, sunum ve performanslar alışıldık tespitlerden arınmış yapılarıyla taze ve iştah açıcı.
Haber: ALİ TUFAN KOÇ / Arşivi

Başlıktaki kavramın derdi tasası, en az hece sayısı kadar uzun. ‘İstanbullaşmak’ ile yaşadığı şehre sahip çıkmak, terazide bir türlü denk gelmeyen iki farklı eylem . İstanbul ’un (ne kadarrr da!) zengin, renkli ve kozmopolit olduğuna dair methiyeler düzmek, kabara kabara böbürlenmek ne yazık ki kişiyi İstanbullaştırmıyor. Yapılması gereken belli: Bir ucundan tutmak, hem gerçek hem mecazi anlamda kapının önünü süpürmek ve İstanbul hakkında zihin tokuşturulan, fikir pişirilen oluşumlarda bizzat yer almak. 

Açık adresi verelim: Salt Beyoğlu’nun ikinci kapsamlı sergisi ‘İstanbullaşmak’ ile paralel olarak devam eden sunum, performans ve özel gösterimlerle bezeli ‘90’ serisi. ‘90’, çizgisi net, köşesi belli bir söyleşi serisinden öte çatısı ‘İstanbul’ olarak atılmış geniş bir fikir platformu. Bir nevi açık mutfak. Her gün İstanbul üzerine başka bir fikir pişiyor. ‘Günün şefi’ sıfatıyla alanında uzman kişi, İstanbul üzerine bir konuyu çiğnenmemiş kavramlarla, günlük bir dille sohbete açıyor. Başlık İstanbul olunca malzeme bol: İstanbul’un ahşap evleri, yaya geçidi, sürdürülebilir mimarlığı, hatta ansiklopedisi, tek tek titizliklikle irdelendi, irdeleniyor. 

İhtiyacımız fikir 
‘90’ serisinden yakayabildiklerim arasında, İTÜ Mimarlık’tan Ali Taptık “İstanbul’un fotoğrafında ne gözükür(dü)?”, Fikir Sahibi Damaklar’ın lideri Defne Koryürek “İstanbul’dan hiç aç kalınır mı?”, Altyazı dergisinden Zeynep Dadak’ın “İstanbul filmini nereden çeksek?”e yanıt ararken geçilen yollar, dile dolanan kavramlar genelde aynı. Ve çoğu okul yıllarından zihnimize kazılmış ‘Jeopolitik önem’, ‘Göç yolu’ gibi baygın tespitlerden arındırılmış, taze ve iştah açıcı. Evet, İstanbul’a dair derdimiz çok: Yüksek enerjisini zaptedemiyoruz, cilvesiyle baş edemiyoruz. 

Tarihi geçmişi bir yanda, modernleşme süreci diğer yanda, sancılı yeniden evrilme, geleceğe devrilme aşamasında İstanbul’un ihtiyacı olan en elzem şey, fikir. Tek koşul kaynağının tepeden dayatılmış değil, İstanbullaşabilmiş insanlardan gelmesi. Bu söyleşi ve oturumlar bu anlamda İstanbul için keşfedilmemiş bir maden. Salt’ın önünden geçerken kafanızı içeri sokmanız bile İstanbullaşmak adına iyimser bir adım.

* Geçmiş söyleşi ve sunumlar, SALT Online – Proje İstanbul Facebook sayfasında izlenebilir. 



‘90’da gelecek program
Seullu grafik tasarımcılar Sulki ve Min’in sunumları, 15 Kasım, 19.00
Bağış Erten söyleşisi, 18 Kasım, 18.30
Zafer Arcagök performansı ‘Sıfır - I Want to be a Suicide Bomber’, 19 Kasım, 19.00