Metalcilere 'dört büyük' müjde

Metalcilere 'dört büyük' müjde
Metalcilere 'dört büyük' müjde

Metalcilerin yıllardır yolunu gözlediği Rammstein nihayet geliyor.

Purple Concerts'ten Siyabend Süvari, thrash metal'in dört büyüklerinin yer alacağı festivalin müjdesini Radikal'e verdi: Metallica, Rammstein, Slayer ve Megadeth 25-27 Haziran'da İstanbul'da

MERVE EROL

 

İSTANBUL - Sayelerinde Metallica’dan Kylie Minogue’a bir sürü müzisyeni gördü Türkiye. Purple Concerts’in ajandasında sırada Eric Clapton-Steve Winwood ikilisi var. Firmanın sorumlu isimlerinden Siyabend Süvari, thrash metal’in dört büyüklerinin yer alacağı festivalin müjdesini de Radikal’e verdi...

Purple Concerts kaç senedir faaliyette?
Şu anda üçüncü senesinde. Dünyaca ünlü organizatör Marcel Avram’ın önderliğinde kuruldu. Şimdiye kadar Türkiye’de Metallica, Kylie Minogue, Enrique Iglesias, Lionel Richie gibi birçok etkinliğe imza attık. Bulgaristan, Romanya, Tel Aviv’deki ofislerimiz de direkt bana bağlı, oralarda da konserler yapıyoruz. Almanya’daki konserlere de destek veriyoruz, geçen sene AC/DC konserinin prodüksiyonunu ben yaptım mesela. Bu sene Türkiye’de Eric Clapton ve Steve Winwood’un konserini düzenliyoruz, Santralistanbul’da, 13 Haziran’da.
Lionel Richie’yle Steve Winwood’u nasıl aynı potaya koyuyorsunuz? Elinize kim gelirse getiriyor musunuz, yoksa bu bir zevk meselesi mi?
Bu işi sevdiğimiz için, müzikle bir arada olmak için yapıyoruz, ama sonuçta ticari bir iş tabii. Ben her türlü müziği severim ama, ağırlıklı olarak rock severim. Asıl işim bilgisayar mühendisliği, hepimiz farklı yerlerden geldik, müziği sevdiğimiz için buluştuk. Uluslararası olduğumuz için, birinin bir turnesi varsa, Almanya, Bulgaristan, Türkiye, Tel Aviv diye devam ediyor, fazla seçemiyoruz.
Bazen çok sevdiğimiz isimler Yunanistan’a kadar geliyor, Türkiye’ye getirilemiyor. Niye öyle oluyor?
Bazen finansal sorunlar oluyor. Ama kimin neyi sevdiğini, sponsorların, dinleyicilerin neyi isteyebileceğini zamanla kestirmeye başlıyorsunuz. Bizim müzik kültürümüz de yeni. İngiltere’de olsa, Lionel Richie orada elli konser vermiştir, bir ortalaması vardır. Türkiye’deyse her gelen ilk geliyor, ikinci gelen de hiçbir zaman ilki kadar ilgi görmüyor. Belki Metallica istisna olabilir.
Patti Smith de her sene gelse, aynı ilgiyi görebilir...
Babylon’da çaldı Patti Smith, 300 kişilik yer her zaman dolar. Babylon zaten çok özel, güzel bir yer, ne olursa olsun gidilen bir yer. Patti Smith’e sırf Roll okuyucuları gitse yeter. Ama büyük çaplı konserlere bakarsak, bu bir risk.
Peki AC/DC niye sizin turne ağınıza takılıp Türkiye’ye gelmedi?
AC/DC’ye Türkiye’de 90 bin kişi gelir mi? Rolling Stones’a 13 bin biletin kesildiği bir ülkede, bence gelmez. Halbuki AC/DC, dünyanın en çok bilet satan grubu, bütçeleri de ona göre. Zarar olursa, bayağı büyük bir zarar olur. Ama mesela Bulgaristan bir rock’n’roll ülkesi, köylerde bile radyoyu açtığınız zaman Iron Maiden çalar. 20 bin kişinin geleceği bir AC/DC konseri söz konusu olamaz. 
Mesela Romanya’da, Bulgaristan’da gitmeyecek, ama Türkiye’de iş yapacak birileri var mı?
Geçen sene iptal edilmeseydi, Depeche Mode’un sadece Türkiye ayağını yapıyorduk. Ama ZZ Top yaptık başka ülkelerde, burada yapmadık, burada hiç o kadar büyük olmadı çünkü.
AC/DC gibi, iyi konser garantisiyle anılan başka isimler kimler?
Phish diye bir grup var, burada pek bilinmezler, Amerika’da çok büyükler. Phish Festival yapıyorlar mesela, kamplı, üç gün boyunca Phish çalıyor. Grateful Dead ekolünden bir müzik, son hippiler. Yenilerden Muse var, her izlediğimde enerjileri beni etkiliyor.
Bruce Springsteen?
O inanılmaz, hele E-Street Band’le çalarsa mükemmel. Stada çalıyor adam, burada ‘Gel Açıkhava’da çal’ demek biraz garip olur. Frankfurt’ta izledim en son, 40 bin kişi yeni albümünün bile bütün şarkılarını biliyor. Burada çalsa, insanlar sadece ‘Born In The USA’ isteyecek (gülüyor). Leonard Cohen de mükemmeldi, hiçbir hareket yok, ama büyülenmiş gibi çıkıyorsunuz...
Kaç yaşında başladın bu işlere?
2002’de başladım, 22 yaşımdayken. H2000 Festivali’nde gönüllü olarak başladım. Suede ve Muse vardı, o dönem Suede’e tapardım, Muse’ü sonradan çok sevdim. O zaman günün sonunda eğlenebiliyorduk, sorumluluk yoktu, şimdi kontratlar, bütçeler... Akıl hastalığı bu iş!
Download çağında müzisyenler için konserler daha fazla önem kazanmaya mı başladı?
Evet. Plak şirketinden gelir söz konusu olmuyor, hatta onlar da konser gelirlerine göz dikmiş durumdalar. 360 derece her şeyi, tişörtü, konseri, reklamı kapsayan anlaşmaların peşindeler. Yeni gruplar için elverişli bir durum, kendilerini gösterebilecekleri çok mecra var artık. Yakın gelecekte festivallerin daha da büyüyeceğine inanıyorum. Bir turneyi tek başına götürebilecek grup sayısı gittikçe azalıyor. Stadyum konseri verenler hâlâ AC/DC, Rolling Stones, Bon Jovi, Bruce Springsteen, Madonna, U2, ölmeseydi Michael Jackson... Muse da yavaş yavaş Avrupa’da stadlara çıkmaya başladı. Ama bir Franz Ferdinand’ın gelecekte stad doldurabileceğini zannetmiyorum.
Turne halindeki festivaller çoğalacak sanıyorum. Organizatörler giderek büyük çatılar altında birleşecek, asıl zorluk bağımsız firmalar için söz konusu olacak. Sonuçta bir sürü güzel müzik var ortada, evinde müzik yapan bir adamı da dinleyebiliyorsunuz. Eskiden elimizdeki müzikler çok değerliydi, bir kaseti aylarca dinliyorduk. Bir kaseti çektirmek bir hafta sürerdi, şimdi bir albümü download etmek iki dakika. Bir yandan da şanssızdık, çünkü sadece o kaset vardı, o yüzden değerliydi (gülüyor).
Bir de 18 Nisan’da Abdi İpekçi’de bir ‘wrestling’ etkinliğiniz var Purple Concerts olarak. Eskiden pankreas dediğimiz şey değil mi bu?
Evet, Amerikan güreşi. Ama pankreas lafı bize nereden geldi, bilmiyorum. Satışları iyi gidiyor, ciddi bir ilgi var. Bir eğlence oyunu bu, teatral bir performans var ortada. Hedef kitlesi çocuklar, yedi yaşından on iki yaşına... 

‘Avrupa’nın en büyük sahnesi gelecek’
Metallica niye bir istisna Türkiye’de?
Metallica’nın 1991 albümü 300 bin kopya sattı Türkiye’de, AC/DC’nin öyle bir satış durumu da yok. Şimdi Metallica yine tek başına gelmeyecek, ‘big four’ halinde gelecekler, Slayer, Megadeth, Anthrax da çalacak. Thrash’in en büyükleri Avrupa’da dört festivalde sahne alacaklar, bir tanesi burası. Ayrıca dünyada ilk defa oluyor bu. Onların yanında Rammstein da var. Sonicsphere festivallerinin bir parçası olacak bu etkinlik. Gezici bir festival bu, aynı hafta sonunda gruplar çeşitli festival ayaklarında gidip gelecek. 25-27 Haziran tarihleri arasında bir stadyumda düzenlenecek festival. Prodüksiyon çok büyük, Avrupa’daki en büyük sahnelerden biri gelecek, geçen Metallica konserindekinin bir boy büyüğü.
Bahsettiğin dört büyük thrash grubu ‘80’lerde Türkiye’de de çok sevilirdi, sonra metal bir ara irtifa kaybetti, 2000’lerle yeniden yükselişe geçti. Metal hayatımızda neye karşılık geliyor sence?
Fanlık kurumu indie, Brit-pop gruplarında çok fazla gelişmedi. Bakıyorsun, ulaşılmaz tipler değil, herkes gibi bir adam, aynı şeyleri giyiyor, aynı enstrümanları çalıyor. Ama gençken James Hetfield deyince, posterinin karşısına geçip mosh yapardık. Sonra bizim kuşak iş-güç derken bu işleri bıraktı, ama yeni bir kuşak da geldi. Ama Metallica konserine gelenlerin yarısı, ’93 konserine de gelenlerdi.
Metal dışında, mesela David Bowie gelse?
Kuruçeşme Arena’yı doldurur.
Björk için ‘kimse dinlemiyor, herkes filmini seviyor’ diyordum, nitekim öyle oldu, fazla dolmadı. R.E.M. hayal kırıklığı oldu benim için, kötü değildi, ama küçük bir stadyum bile doldurabilirler diye düşünüyordum.