Metallica noktayı koydu!

Metallica noktayı koydu!
Metallica noktayı koydu!

Metallica'dan Robert Trujillo ve James Hetfield (sağda).

Exi 26 Akbank Sonisphere Festival, festivalin ağa babası Metallica'nın tüyler ürpertici şovuyla sona erdi. Metallica'nın muhteşem seyirciyle vedalaşması hayli uzun sürdü, "En kısa zamanda tekrar geleceğiz" dedi Lars Ulrich. 1980'lerde thrash metal'i beraber yaratıp dünyanın merkezine koyan diğer üç grup; Anthrax, Megadeth ve Slayer büyüklüklerini gösterdi
Haber: DOĞU YÜCEL / Arşivi

İSTANBUL - Sonisphere’in son günü Gren ve Foma ile başladı. Her iki grup da alternatif tatlara sahip olsa da Big Four için gelen ‘thrasher’ kitleyi ısındırmayı bildi. Foma’nın Ronnie James Dio için ‘Holy Diver’ın başını çalması festival boyunca sık sık yapılan ithafların güzel bir örneği oldu. Şimdi sıra tarihte ilk defa bir araya gelen Big Four’daydı. Eski solistleri Joey Belladonna ile kısa zaman önce aşk tazeleyen Anthrax klasını konuşturdu. ‘Dört büyükler’in Trabzonspor’u olsalar da en az diğerleri kadar iyi oynadılar. Gitarist Scott Ian’ın zıp zıp hareketleri, ‘Indians’ta Belladonna’nın kızılderili kılığına girmesi unutulmaz kadrajlara sebep oldu. Performansın zirve noktaları ise Anthrax’la özdeşleşen cover’lar oldu; Joe Jackson şarkısı ‘Got the Time’ ve Trust şarkısı ‘Antisocial’. Bir de Dio için çalınan ‘Heaven and Hell’ tabii ki. 

Gitarı amfiye geçirdi!
Festivalde ilk defa Megadeth’ten önce bir 20 dakikalık sarkma yaşandı. 20 dakikalık gecikme de sound sorunlarını aşmaya yaramamıştı belli ki, Megadeth performansı boyunca ses istenildiği gibi olmadı. Hatta buna sinirlenen Dave Mustaine konserin sonunda amfilerden birine gitarının sivri gövdesini geçirdi, amfi yere düştü. Fakat ses problemlerini kapatan bir unsur vardı; seyirci! Megadeth seyircisi sadece nakaratlara değil, sololarda bile gruba eşlik etti! ‘Peace Sells’, ‘Symphony of Destruction’ gibi klasikler güzeldi ama sanırım en güzeli hiç beklemediğimiz ‘Sweating Bullets’ oldu. Mustaine’in seyirciyle iletişimi daha önceki konserlere nazaran çok daha sıcakkanlıydı. Slayer’a gelelim. Kısa zaman önce doktorlar tarafından kafa sallaması yasaklanan Tom Araya’nın durgunluğu gruba da yansımış gibi göründü. Aşırı agresif şarkılar ama durgun bir vokalist ikilem yarattı. Neyse ki Slayer’ın ölüsü bile coşturmaya yetti! Ah bir de ‘Dead Skin Mask’ çalınsaydı...
Üç gün boyunca sabahtan akşama kadar coşuldu, edildi, artık enerjimiz tükenmek üzereydi. Fakat The Good, The Bad and the Ugly’nin mezarlık sahnesi dev ekranlarda belirince her şeyi unuttuk. Ennio Morricone’nin ‘The Ecstasy of Gold’u İnönü korosu tarafından söylendiğinde yine tüylerimiz ürperdi. 1993, 1999, 2008... Bu konserlerde ne yaşadıysak, ne hissettiysek yaşımıza başımıza bakmadan aynılarını yaşadık, hissettik. ‘Master of Puppets’ta 50 bin kişi metal’in efendisine itaat etti ve hep bir ağızdan ‘Obey Your Master’ diye bağırdı. ‘Nothing Else Matters’ta çakmaklar kaldırıldı, ‘Blackened’da gökyüzüne alevler yükseldi, ‘One’da bombalar patladı, daha önceki konserlerde Dio’ya adadıkları ‘Fade to Black’te ise kaybettiklerimize veda edildi. ‘Trapped Under Ice’ güzel bir sürprizdi. James Hetfield’ın kameralara Big Four penasını gösterdiği an ve ‘80’lerden beri var olan bu dört gruba’ adadığı ‘Sad But True’ güzel anlardan sadece birkaçıydı. Konser bittikten sonra Metallica üyeleri sahneden hemen inmedi, dakikalarca pena ve baget dağıttılar, tek tek konuştular. “En fucking kısa zamanda tekrar geleceğiz.” dedi Lars Ulrich. Kısacası Metallica sadece Sonisphere’i değil, hayatlarımızı salladı ve gitti.
İstanbul’daki metal fırtınasının dindiğini sananlar ise yanılıyor. Bu cuma Maçka Küçükçiftlik Park’ta Unirock Festivali başlıyor, üç gün boyunca Cannibal Corpse’undan Obituary’sine, Nevermore’undan Amorphis’ine metal’in daha yeraltına saklanmış dehaları sahne alacak. Foça Rock Tatili’nde W.A.S.P., U.D.O. ve Primal Fear var. Zeytinli Rock Festivali’nde ise Soulfly rüzgârı esecek. Eylülde Kuruçeşme Arena, Ozzy Osbourne’u ağırlayacak. Organizatörlerimiz Türkiye’deki metal kitlesine epey geç uyandı, devam etmeleri lazım.
Daha bunun Iron Maiden’ı, AC/DC’si, Bon Jovi’si, Motörhead’i, Slipknot’ı, Aerosmith’i, KISS’i, Rush’ı var. Sonisphere’e gelen 50 bin kişilik metal ordusu hazır kıta bunları bekliyor, duyurulur.

Festivalin yıldızı seyirci
Big Four, Rammstein, Manowar, Accept, Alice in Chains ve Volbeat en çok iz bırakan performanslara imza atsalar da Sonisphere’in esas yıldızı seyirci oldu. Konaklamalı bir festival olmadığı halde erkenden festivale gelip yerli/yabancı ön grupları izleyen, destekleyen, alkışlarını esirgemeyen çok güzel ve ‘siyah’ ağırlıklı olsa da ‘rengârenk’ eğlenceli bir kitle vardı. Tribündeki seyirciler grupları olduğu kadar pogo, headbang, circle pit, crowd-surfing gibi metal ritüellerini yapan kitleyi de izledi. Tabii bu noktada söylemek gerekir ki; yüksek ücretli biletle girilen sahne önü uygulaması olmasa coşku ikiye katlanabilirdi. Rahatına düşkün, yaşça daha büyüklerin yer aldığı sahne önü bölümü coşkuyu böldü, circle pit’lerin çapını küçülttü, gerçek fanların gruplara yaklaşmasını engelledi. Festival ruhuna uygun olmayan bu uygulamanın üzerinde düşünülmesi gerek.