Milliyetçi Sırplar bu filmi görmek istemiyor

Milliyetçi Sırplar bu filmi görmek istemiyor
Milliyetçi Sırplar bu filmi görmek istemiyor
Altın Ayı ödüllü Bosnalı yönetmen Jasmila Zbanic, 33. İstanbul Film Festivali'nde FIAC ödülü için yarışan 'Sesini Duyuramayanlar İçin'de savaş sırasında Bosna Hersek-Sırbistan sınırında bir otelde neler yaşandığını hatırlatıyor. Filmiyle ilgili soruları yanıtlayan Zbanic, bugünkü gösterime de katılacak.
Haber: CEYDA AŞAR / Arşivi

Sesini Duyuramayanlar İçin
18 Nisan Cuma 16:00 Atlas (yönetmenin katılımıyla)/ 19 Nisan Cumartesi 16:00 Feriye/ 20 Nisan Pazar 19:00 Rexx

Bosna ve Sırbistan’da savaş biteli yıllar oldu ama bugün bölgeye turist olarak gidildiğinde bile yaşanan vahşetin izleri fark edilebiliyor. Avustralyalı turist Kym bir video günlük tutarak keyifli bir seyahat yapıyor. Bir gün yolu Bosna Hersek-Sırbistan sınırındaki pastoral görünümlü Visegrad kasabasına düşüyor. Geceyi geçirdiği “romantik” Vilina Vlas Oteli’nde bir türlü uyku tutmayınca, savaş sırasında orada neler yaşandığını öğreniyor. Artık Kym asla sıradan bir turist olmayacak, öğrendikleri tüm hayatını değiştirecek... 2010’da Altın Lale Jürisi’nde de yer alan başarılı yönetmen Jasmila Zbanic’in İngilizce çektiği bu filmin ilk gösterimi Toronto Film Festivali’nde yapıldı. Film, kendini oynayan Kym Vercoe’nun gerçek yaşamöyküsünden uyarlandı. Yönetmen Jasmila Zbanic, sorularımızı yanıtladı.

Grbavica filmi bütün dünyada tanınmanızı sağladı. Bosna’daki savaşa dair hislerinizi dünyaya anlattınız. Savaş biteli çok uzun zaman oldu. Sizce bu savaşın etkileri asırlarca anlatılmalı?Grbavica bir Bosna hikâyesi, ama daha evrensel anlamda insanlardan, yıkım ve nefreti, yaratım ve sevgiye dönüştürme kabiliyetinden bahsediyor. Film, tüm dünyada gösterildi. Bu kadar çok insanın Bosnalı kadınların hikâyesini duyabilmesi beni çok mutlu etti. Bir hikâye, insanın kalbine dokunabiliyorsa savaş hikâyesi mi, “normal” bir hikâye mi olduğu önemli değil. Ben hiç öyle bakmıyorum.

Grbavica’dan beri sizde neler değişti?
Her filmde hayata ve sinemaya dair bir şeyler öğreniyorum. Ruhumu özgür bırakmaya çalışıyorum; bir yandan da her filmde giderek artığını umduğum bilgimi kullanıyorum. Bence, ne şanslıyız ki her şey giderek iyileşiyor.

Turist karakteriniz, Vilina Vlas Oteli’nde kalmaya karar veriyor. Ancak bütün gece uyuyamıyor. Sonradan öğreniyor ki o otelde, savaş sırasında binlerce kadına tecavüz edilmiş. Kym, gerçekten hiçbir şey bilmemesine rağmen uyuyamadı mı? Bu bölüm kurmaca mı gerçek mi?Gerçek. Kendini çok kötü hisseti ve sebebini ancak Avustralya’ya döndükten sonra anlayabildi. Açıklayamadığı bu sarsıcı deneyimi, onu dönmeye ve bu deneyimden bir oyun çıkarmasına yol açtı.

Çekimler sırasında halktan olumsuz tepkiler aldınız mı? Bu otelin utanç verici tarihi hakkında konuşmaktan sizi alıkoymak istediler mi?
Şehir ve bölge insanı hâlâ tarihi inkâr ediyor ve filmi izlemek istemiyorlar. Milliyetçi Sırpların iktidarda oldukları bölgelerdeki sinemalar filmi göstermek istemediler. Çok yazık; çünkü insanlar ancak geçmiş ve bugün hakkında konuşmaya başladıklarında uzlaşı başlayabilir.

Pek çok kişinin öldürüldüğü yerlerden biri olan tarihi köprüye de sık sık vurgu yapıyorsunuz. Bu köprü sizin için ne ifade ediyor?
Visegrad’daki köprü, UNESCO Dünya Mirası listesinde. 1577 yılında ticaret ve refahın sembolü olarak Osmanlı İmparatorluğu tarafından yapılmış. Bosna-Hersek’teki savaş sırasında, 1992 Visegrad katliamında bu köprüde çok sayıda Boşnak sivil Bosnalı Sırp Ordusu tarafından öldürüldü. Bu köprüyle ilgili kendi hislerimi filme kattım. Film izlenmeden önce bu düşüncelerimden bahsetmek istemiyorum. Seyircilerin kendi duygularını yaşamalarını istiyorum.

Senaristiniz ve oyuncunuz Kym, gerçekten Avustralyalı mı? “Bir turist, başka bir milletin acılarından faydalanarak ilginç bir hikâye anlatıyor.” Filmin böyle algılanmasından ürktünüz mü hiç?Evet, Avustralyalı. Bence biz turistler de dünyadan eşit derecede sorumluyuz. Bu yüzden de hiç ürkmedim. Kym evrensel ve çok güzel bir şey yapıyor. Tam da bu sebeple, asla yüzeysel bir turist olmadan, gerçek bir insan oluyor.

FACE Sinemada İnsan Hakları Yarışması’nda yer almak ve yeniden İstanbul Film Festivali’nde olmak nasıl bir his?
İstanbul’a daha önce defalarca geldim. İlk defa İstanbul Bienali kapsamında sanatçı olarak gelmiştim. Daha sonra filmlerimle geldim. Bir kez de İstanbul Film Festivali’nde jüri olarak geldim. İstanbul Film Festivali en sevdiğim festivallerden biri. Muhteşem filmler, harika bir enerji, harika bir şehir. Konukların hepsi benimle aynı fikirde. Festivale katılan tüm konuklar sevildiklerini hissediyorlar.