'Minyonlar'cası efendi ararken...

'Minyonlar'cası efendi ararken...
'Minyonlar'cası efendi ararken...
'Çılgın Hırsız' serisinin sevimli yan karakterleri, sadece kendilerinin ön planda olduğu bir yapımla karşımızdalar. Film, 'Minyonlar'ın yeni bir 'Efendi' aramalarının öyküsünü anlatırken seyircisini 1968'in Londra'sında hoş bir geziye çıkartıyor.
Haber: UĞUR VARDAN - ugur.vardan@radikal.com.tr / Arşivi

MİNYONLAR (Not: 3/5)
Yönetmen: Pierre Coffin, Kyle Balda
Seslendirme: Beren Saat (Allison Janney), Kenan Doğulu (Michael Keaton)
Yapım: 2015, ABD
Süre: 91 dakika

Vakti zamanında, 3 Ekim 2010’de sevgili uydumuz ‘Ay’ı küçülterek çalma hevesli bir adamın (ismi ‘Gru’ydu) hayatına giren üç yetim kızla birlikte iyiliği keşfetmesini anlatan ‘Çılgın Hırsız’ (‘Despicable Me’) adlı animasyon vizyona girdiğinde, onlara ilişkin şu notu düşmüşüm: “Gru ve doktor Nefario’nun her türlü işini gören ‘Minyon ordusu’ ise ‘Charlie’nin Çikolata Fabrikası’ndaki ‘Umpa-Lumpalar’ı andıran, hoş tiplemeler olmuş.” İşte o ‘Minyonlar’, ‘Çılgın Hırsız 2’de de yan karakterler olarak boy gösterdikten sonra ‘kendi kaderlerini tayin hakları’nı ele geçirip yepyeni bir çalışmada bağımsız bir öyküyle huzurumuzdalar...

‘Minyonlar’ (‘Minions’) adını taşıyan bu yapımda da ilk iki filmin yaratıcı kadrosunda yönetmen olarak bulunan Pierre Coffin var. Fransız animatörün bu kez yardımcılığını 15 yıldır sektörün içinde yer alan ve birçok yapımda çalışan (‘A Bug’s Life’, ‘Monsters, Inc.’, ‘Toy Story 2’ gibi) Kyle Balda üstlenmiş. Bazı sahneleri itibariyle miniklerden ziyade yetişkinlere seslenen göndermeleriyle dikkat çeken ‘Minyonlar’da öykü, bu sevimli yaratıkların tarihsel serüvenlerine göz atıp 1968’de mola veriyor ve bu noktada, üç minyonun (Kevin, Stuart ve Bob), efendisiz toplumlarına bir ‘Patron’ aramak için çıktığı serüveni anlatıyor. Yolu önce Orlando’daki ‘Kötüler Konferansı’na düşen üçlü, burada Scarlett Overkill’in düzenlediği bir yarışmada ipi göğüsleyince bambaşka bir kaderin parçası oluyor. ‘Çağın en süper kötü kadını’ unvanlı Scarlett’in amacı İngiltere Kraliçesi’nin tahtını ve de tacını ele geçirmektir. Bunun için de hep birlikte Londra’ya yollanıyorlar...

‘Abbey Road’ göndermesi

Filmin başında ‘Minyonlar’ın ilk çağlardan bu yana geçirilen evrelerdeki pozisyonlarını anlatan bir bölüm var ki, burası adeta hem minikler hem de yetişkinler için küçük ve zevkli bir tarih dersi niteliğinde. Sonraki aşamada öykü kendi kulvarında akıp 1968’de ‘Modern zamanlar’a uğrarken popüler kültürün o dönemki kodlarıyla karşılaşıyoruz; Nixon, 68 hareketi, protesto yürüyüşleri, ‘Tatlı Cadı’, ‘The Saint’ gibi TV dizileri vs. gayet hoş hatırlatmalar. İş Londra kısmına gelince bu sevimli yapım -bu aralar sıkça karşımıza gelmesi itibariyle bir anlamda gına getiren- ‘Ajan filmleri’ne ve Bondvari esprilere göz kırpıyor. Lakin ‘Minyonlar’ bu noktalarda sıkıntı vermiyor, zarifçe dokunuşlarla yoluna devam ediyor. Kraliçe ve saray (Buckingham) esprileri ve dokundurmaları da fena değil ama ben işin
Londra kısmında en çok ‘The Beatles’ ve ‘Abbey Road’ göndermesine bittim: bence öykünün en ince ve zekice yanı burasıydı...


Ya göze batan ‘bağzı’ noktalar? İlk iki filmde (yani ‘Çılgın Hırsız 1 ve 2’de) karşımıza gelen ana karakter Gru’yu seslendiren Steve Carrell’ın kullandığı Doğu Avrupa aksanlı İngilizce benim gibi öküz altında buzağı arayanlara “Kötülüğün kaynağı eski komünistlerdir” türü çağrışımlar yapıyordu. Sürekli bir ‘efendi’ yani yönetici arayan ‘Minyonlar’ da sanki sistemin kendisine buyurdukları karşısında sesini çıkarmayan uysal kitleleri andırıyor. Üstelik sevimlilikleri, tabloyu daha da ‘vahim’ hale getiriyor! Bu tespitlere ‘zorlama yorumlar’ diyebilirsiniz ama üç filmin bendeki kimi çağrışımları bu yönde.

‘Minyonlar’ Türkçe ve ‘Minyonca’ gösterime girecek. Seslendirme kadrosunda Beren Saat, Kenan Doğulu, Hakan Yanlı, Özlem Abacı, Ercan Demirel gibi isimlerin yer aldığı bu animasyon, sonuçta minikler ve yetişkinler açısından farklı anlamlarıyla ilgiye değer bir çalışma. Filmin soundtrack’inde yer alan The Spencer Davis Group, The Doors, The Turtles, The Who gibi grupların varlığı da cabası...