Modern resim piyasası, klasiği geride bıraktı

Modern resim piyasası, klasiği geride bıraktı
Modern resim piyasası, klasiği geride bıraktı

Antik AŞ nin müzayedesinde, Doğançay ın Mavi Senfoni sini, Murat Ülker 2.2 milyon liraya aldı.

Yıllık hacmi yüz milyon liraya yaklaşan Türk resim piyasası müzayede satışlarıyla büyüyor. 2009-2010 sezonunda ilk defa modern resim, klasik resimden daha pahalıya satıldı. Burhan Doğançay ve Erol Akyavaş yeni fiyat rekorları kırdı
Haber: OĞUZ ERTEN / Arşivi

Dünyada artık büyük bir ekonomi haline gelen, yıllık 50 milyar doları bulan bir hacme sahip, alım ve satımların değerlendirmesinin ayrıntılı bir şekilde yapıldığı, 1700’lü yıllara kadar inen satış değerlerinin tutulduğu sanat piyasası, Türkiye ’de son birkaç yıldır gösterdiği çıkış ile gündemde.
Geçtiğimiz ay müzayede sezonu sona erdi. 2009-2010 sezonunun en önemli olayı neydi diye geriye dönüp bir bakıldığında hiç şüphesiz haftalarca konuşulan Burhan Doğançay’ın ‘Mavi Senfoni’ isimli yapıtının Antik AŞ’nin 15 Kasım 2009’da yaptığı müzayedede vergileri hariç 2 milyon 200 bin liraya satılmasıyla karşılaşırız. Bir satış sonucuyla da olsa uzun yıllardır ilk defa bir sanat yapıtının resmi, birkaç ulusal gazetenin ana sayfasında yer buldu. Modern Türk resmi ilk defa Türk halkının merak konusu oldu ve beş dakikanın üzerine geçmese de arabada, evde, kahvede konuşuldu. Bu satış aynı zamanda bir şeylerin değiştiğinin de bir göstergesiydi. Daha önce bir milyon liranın üzerine çıkamamış ve gereken ilgiyi yeterince görememiş modern Türk resminin artık yükselme zamanının geldiğini müjdeliyordu.

Klasik resim az bulunuyor
Dünyadaki ekonomik krize rağmen Türkiye’de sanat müzayedeleri yeni rekorların kırıldığı bir dönem yaşadı. 30 yıla yaklaşan kataloglu, otel salonlarından yapılan Türk müzayedelerinde ilk defa bu yıl, modern resim, her yıl rekoru elinde bulunduran klasik Türk resminden daha pahalıya satılmış oldu. En pahalı modern Türk resmi, Burhan Doğançay’ın 2 milyon 200 bin liraya satılan Mavi Senfoni isimli yapıtı olurken, en pahalı klasik Türk resmi ise Şevket Dağ’ın 1 milyon 700 bin liraya satılan ‘Ayasofya’sı oldu. Hatta Nisan 2010’da Antik AŞ. tarafından bir başka modern Türk ressamı Erol Akyavaş’ın ‘Kuşatma’ isimli yapıtı da Şevket Dağ’ın Ayasofya’sından daha pahalıya satılarak 2 milyon 200 bin liraya alıcı buldu. Bu durum bazı çevrelerce klasik Türk resminin değer kaybettiği gibi yorumlara sebep olsa da aslına bakılırsa durum klasik Türk resmi başyapıtlarının eskisi kadar rahat bulunamıyor olmasıyla ilgiliydi. Bir örnekle açıklayacak olursak, bundan beş-altı yıl önce 5 milyon liraya satılan ‘Kaplumbağa Terbiyecisi’ bugün satışa sunulsa 2004 yılındaki satış fiyatından daha yüksek fiyata el değiştireceğinden sanat piyasasında kuşku duyan neredeyse yok gibi.
Dünya devi müzayede evlerinin yurt dışındaki Türk resmi satışları da geçtiğimiz yıla oranla artışını sürdürüyor. Londra’da Sotheby’s müzayede evi tarafından 15 Nisan 2010’da yapılan Çağdaş Türk Sanatı Müzayedesi’nde gerçekleştirilen rekor satış ise Fahrünisa Zeyd’in bugüne kadar en yüksek fiyata alıcı bulan resmi oldu. Fahrünisa Zeyd’in ‘İsimsiz’ adlı tablosu bu müzayedede yaklaşık 1.5 milyon liraya alıcısı ile buluştu.
Bu sezon yurtdışında satılan Türk resmi yükselirken, Türkiye’de satılan yabancı sanatçıların resimleri de hafife alınmayacak bir artış gösterdi. 19. yüzyılda yaşamış Avusturyalı sanatçı Alois Schönn’e ait ‘İstanbul’da Eğlenen Saraylı Kadınlar’ isimli yapıt 6 Aralık 2009’da yapılan Antik AŞ. müzayedesinde 825 bin liraya satılarak sanatçıya ait dünya rekoru kırdı. Gittikçe daha da globalleşen dünyamızda Avusturyalı bir sanatçının Türkiye’de satış rekoru kırması her ne kadar ilk defa yaşanan bir durum olsa da Türk sanat piyasasının gittikçe güçlendiğini ve ileride bu örneklerin daha da fazla yaşanacağını göstermesi açısından oldukça dikkate değer. Schönn’den sonra Franços Prieur Bardin’in bir yapıtının 775 bin lira, Kont Alexandre Mordvinov’un bir yapıtının 750 bin lira ve Fausto Zonaro’nun ‘Kız Kulesi’ isimli yapıtının ise 600 bin liraya alıcı bulması Türkiye’de yabancı sanatçılara duyulan ilginin de bir göstergesiydi. 

Hat sanatı da ilgi görüyor
Türk müzayedelerinde 2009-2010 sezonunda vurgulanması gereken bir başka yükseliş ise hat sanatında yaşandı. Türk hat sanatının önemli örneklerinin müzayedelerde boy göstermesinin ardından gelen rekor satış haberleri, Türk koleksiyonerinin hat sanatına gösterdiği ilginin boyutlarını da ortaya çıkardı. Mayıs ayı içinde Alif Art’ın yaptığı müzayedede Hasan Rıza Efendi’ye ait bir hat levhası 950 bin liraya alıcı buldu. Bu rakam aynı zamanda bir hat levhasına verilen en yüksek değeri de oluşturdu. Aynı müzayedede Ahmet Karahisari’ye ait bir levha da 550 bin liraya alıcı buldu. Nisan 2010’da Antik AŞ. tarafından yapılan bir müzayedede ise Kazasker Mustafa İzzet’e ait bir ‘Hilye-i Şerife’ vergileri hariç 880 bin liraya alıcı bularak sanatçının en pahalı yapıtı olma ünvanını kazanmış oldu.
Gün geçtikçe sanat piyasası yeni rekor haberleri ve yeni ilgi alanlarıyla ses getirse de heykel, seramik ve fotoğraf sanatının da bu hızlı dünyaya daha yakından temas etmesini arzulamamak elde değil. Bugün müzayede evlerinin 60-70 milyon lira ve galerilerin ise 30-40 milyon liralık bir sanat pazarını döndürdüğünü düşünecek olursak aşağı yukarı 100 milyon liralık bir sanat piyasasına sahibiz. 2004 yılından bu yana gittikçe yükselen bir sanat piyasası için önümüzdeki yıllar yeni sürprizleri ve yeni rekorları beklemek için çok da sabretmemizi gerektirecek bir sebep olmadığını gösteriyor.    
Peki, sanat piyasasındaki son birkaç yıldır yaşanan bu ani yükselişin sebepleri nedir? Bu soruyu da sanat piyasasının önemli aktörlerinden Yahşi Baraz ve yaptığı son müzayedelerde modern Türk resminin rekor fiyatlarını yakalayan Olgaç Artam’a yönelttik. 

‘Fiyatları etkileyen, koleksiyoncu sayısındaki büyük artış’

Yahşi Baraz (Galeri Baraz):
Müzayedeler aslında biz galericilerin yapamadığı şeyi yaptı. Galeriler aşağı yukarı 35-40 yıldır özveriyle çalışarak sanatçıların tanıtımını sağladı fakat müzayedeciler 2000’lerden sonra bu geçmişi de kullanarak sanat pazarının çok ilerlemesine sebep oldu. 90’lı yıllara kadar klasik ve empresyonist resimlerin neredeyse tümü satıldı. Bu satış büyük karlarla olmasa da bir kamuoyu oluşması için önemliydi. Klasik ve empresyonist resimlerin bitmesiyle galerilere de genç sanatçılar kaldı. Esas pazar klasik ve empresyonist resme yönelik olduğu için müzayedeciler de son yıllarda bulunmayan klasik resim yerine modern Türk resmine yönelmeye başladılar. Yeni koleksiyoncu grubu da 1950 sonrası Türk resmine yoğunlaştı.
Bundan sonraki dönemde daha genç sanatçılara bir gidiş olacak. Gençlerin desteklendiği bir döneme girileceğini düşünüyorum. Müzayedelerdeki artışın sebepleri de bu dinamiklerde saklı, görünen yüzünde ise koleksiyoncu sayısındaki büyük artış ilk sırada sayılabilir. Ayrıca Sotheby’s ve Christie’s gibi dünyaca ünlü müzayede firmalarının Türk resmine ilgi göstermeleri ve 2000 sonrası açılan ve önümüzdeki yıllarda açılacak özel müzelerin etkileri oldukça yüksek diyebiliriz.”

Olgaç Artam (Antik AŞ.):
Ekonominin temel kuralı arz-talep ilişkisi sanat piyasası için de geçerli. Bir sanatçının eseri sınırlı sayıdayken, koleksiyoncu sayısı artıyor ise fiyatlar da aynı oranda yükseliyor. Fiyatların yükseldiğini gören eser sahipleri müzayedelerimizde eserlerini satarak kazanç sağlıyorlar, koleksiyoncular da aykırı ve müzelik eserlere sahip olabilme fırsatını yakalıyorlar.


    ETİKETLER:

    Türkiye