Muamma olarak Kilmer

Kimileri Val Kilmer ile çalışmayı bir rüya olarak nitelendiriyor. 'The Salton Sea' filminde Kilmer ile çalışan yönetmen DJ Caruso'ya göre Kilmer, tam bir profesyonel: "Tek suçu mükemmelliyetçilik tutkusu."

İSTANBUL - Kimileri Val Kilmer ile çalışmayı bir rüya olarak nitelendiriyor. 'The Salton Sea' filminde Kilmer ile çalışan yönetmen DJ Caruso'ya göre Kilmer, tam bir profesyonel: "Tek suçu mükemmelliyetçilik tutkusu." Ama kimileri için de Kilmer ile çalışmak tam bir kâbus! Kilmer'ın rol aldığı 'Dr. Moreau'nun Adası'nın yönetmeni John Frankenheimer "Hayat Everest'e tırmanmak ya da Val Kilmer ile tekrar çalışmak için çok kısa". 'Batman Daima'nın yönetmeni Joel Schumacher ise Kilmer için "Bugüne kadar çalıştığım ruhsal açıdan en arızalı insan" diyor.
Val Kilmer, 2000 yapımı 'Kızıl Gezegen'den (Red Planet) bu yana birçok filmde rol aldı. Ancak hiçbiri Türkiye'de gösterime girmedi. Gözden ırak olan gönülden de ırak olurmuş, derler. Filmlerinin DVD'leri olmasa kendisini unutma raddesine gelmiştik ki ABD'de yarın, Türkiye'de ise bu cuma günü gösterime girecek 'Büyük İskender'le hasret bitiyor. Val Kilmer, daha önce 'The Doors'ta birlikte çalıştığı Oliver Stone'un yönettiği dev prodüksiyonda İskender'in babası Kral Philip rolünde.
Stone için "Genelde birlikte çalıştığı oyuncunun yazdıklarını tamamlamasını, kendi karakterini yaratmasını ister. Bu da, neden onun setlerinin bu kadar elektrikli olduğunu ve oyuncuların onun filmlerinde en kusursuz performanslarını sergilediklerini açıklıyor" diyen Kilmer'ın Uncut dergisiyle yaptığı söyleşiyi sunuyoruz.
Sizin için 'Hollywood'un nefret etmeyi sevdiği adam' diyorlar. Ne diyeceksiniz?
Bu zımbırtılara tepki vermem, hiçbir zaman vermedim. Doğru, hakkımda bazı son derece olumsuz şeyler söylendi. Ama filmlerimi seven insanların bu olumsuz şeylerden etkilendiğini sanmıyorum. Eleştirmenlerin bunlardan etkilendiğinden bile emin değilim. Oyuncudan başka bir şey olarak addedilmedim. Belki bu olumsuzluğun bazısı sürdü, çünkü kendimi savunmamaya karar verdim. Eğer karşı gelmeye ve 'Ben Hollywood'un en çok nefret edilen adamı değilim' ya da her neyse işte, demeye devam edersem sanki bu, kulağa, gizleyecek bir şeylerim varmış gibi gelir. Ancak benim gizleyecek bir şeyim yok.
Kendiniz için 'Hollywood karşıtı bir oyuncu' diyebilir misiniz?
Hayır, tam olarak değil. Hollywood'un dürüstlüğünü seviyorum. Hollywood, açgözlü ve dürüst olmadığı gerçeği konusunda tamamen dürüst. Büyük havuzlu villada yaşayan, purolu, etrafında silikon göğüslü sarışınlar olan büyük şişman yapımcılar, olduğundan başka bir şeymiş gibi davranmıyor. Hollywood'da çalışıyorum, ancak New Mexico'da büyük bir çiftlikte yaşıyorum. İşim bittiğinde çiftliğime dönüp bizonumla oynuyorum.
Bir keresinde kariyeniz hakkında kibirli olduğunuzu söylemiştiniz...
Kibirli olduğum bir zaman vardı. Birçok iyi yönetmenle çalışma fırsatını geri çevirdim: David Lynch, Jonathan Demme, Francis Ford Coppola... Para için bir sürü iş yaptım. Diğer taraftan oyunculuk yapmayı daha değerli hissettirecek pek çok şansı geri çevirdim. Çok çeşitli nedenlerden ötürü rolleri kabul ettiğim oldu.
'Batman Daima'da (Batman Forever) oynadım, çünkü o kostümü giyip Batman'in arabasını sürmek bana son derece eğlenceli gözükmüştü. 'Aziz'de (The Saint) oynadım, çünkü kılık değiştirip duran bir karakteri canlandırmak ilgimi çekmişti. Oynadığım filmlerin stüdyoya 100 milyon dolar kazandırdığı zamanlar oldu. Ama 'Batman Daima'dan beri, daha çok,
oyunculuk ve öykü anlatımı üzerine kurulu, bir durumun ya da mevzunun gerçekliğini arayan filmlere odaklandım.
Michael Mann, 'Büyük Hesaplaşma'daki (Heat) rol arkadaşlarınız Al Pacino ve Robert De Niro ile büyük bir tutkuyu ve detaylara gösterilen özeni paylaştığınızı söylemiş... Ne dersiniz?
Michael'ın bunu söylemesi hoş. Benim her zaman parlak bir hayal gücüm ve konsantrasyon yeteneğim olmuştur. Bilirsiniz, filmlerde rol almak bazen kaza geçirmeye benzer ve ben, kaza durumlarında iyiyimdir. Yapılması gerekene odaklanabiliyorum. Hangi stil ve disiplin olursa olsun, ayrıntılara ve gerçekliğe saygıyı paylaşan... Zevk aldığım oyunculuk bu. Bunu De Niro ve Pacino gibi heriflerle çalışarak öğreniyorsunuz. De Niro biraz briket dizer gibi oynuyor: İşleri çok metodik bir şekilde yapar, çok dikkatli ve mükemmeldir. Al Pacino daha çok ressam Jackson Pollock gibidir. Her zaman gözlerini tuale diker. Kafasında anlamaya, çözmeye çalışır. Hazır olduğunda resme yönelir ve harika bir iş ortaya koyar.
Oliver Stone ile daha önce 'The Doors'ta birlikte çalışmıştınız. Şimdi de 'Büyük İskender'de...
Oliver ile iletişimimiz gayet iyi ve sağlıklıdır. Daha 'The Doors'un çekimleri sırasında Büyük İskender projesi hakkında konuşurduk. Oliver'ın bakışı gerçekten eşsiz. O, bu hikâye için en uygun yönetmendi. İskender'i, sinema için özellikle epik filmler ve biyografiler düşünülürse çok daha kişisel yaptı. Bir senarist ve yönetmen olarak Oliver kesinlikle sizi etki altında bırakmak istemez. Genelde birlikte çalıştığı oyuncunun yazdıklarını tamamlamasını, kendi karakterini yaratmasını ister. Bu da, neden onun setlerinin bu kadar elektrikli olduğunu ve oyuncuların onun filmlerinde en kusursuz performanslarını sergilediklerini açıklıyor.