Muhteşem yönetmen Mike Nichols veda etti

Muhteşem yönetmen Mike Nichols veda etti
Muhteşem yönetmen Mike Nichols veda etti
"The Graduate/Aşk Mevsimi", "Who's Afraid of Virginia Woolf/ Kim Korkar Hain Kurttan", "The Closer/Daha Yaklaş" gibi muhteşem filmlere ve "Angels in America" gibi şahane bir diziye imza atan Amerikalı yönetmen Mike Nichols, 83 yaşında hayata veda etti. Nichols, Oscar, BAFTA, Emmy, Altın Küre, Tony ve Grammy ödüllerini hepsinde ödül alan ender isimlerden biriydi.

1960’lı yıllarda Amerikan rüyasının değinilmemiş taraflarına bakan ‘Yeni Hollywood’ akımının en göze çarpan filmleri “The Graduate/Aşk Mevsimi”, “Who’s Afraid of Virginia Woolf / Kim Korkar Hain Kurttan”, “Carnal Knowledge/Bedensel Bilgi”ye imza atan, 2000’lerde ise Natalie Portman, Jude Law ve Julia Roberts’lı “The Closer/Daha Yaklaş” ve “Angels in America” dizisiyle dönüşü muhteşem olan Amerikalı yönetmen Mike Nichols, 83 yaşında hayata veda etti. Bir süredir kalp hastalığıyla mücadele eden ve asıl adı Michael Igor Peschkowsky olan Nichols, 1939’da ABD ’ye göç eden Yahudi bir ailenin çocuğu olarak 1931 yılında Almanya’nın başkenti Berlin’de doğmuştu.
“The Graduate/Aşk Mevsimi” filmiyle 1968’de en iyi yönetmen Oscar’ı kazanan Nichols, kariyeri boyunca Oscar’ın yanı sıra BAFTA, Emmy, Altın Küre, Tony ve Grammy gibi en büyük ödüllerin hepsini birden kazanan ender sanatçılardan biriydi. “The Graduate”le Oscar’ın yanı sıra Altın Küre ve BAFTA kazanan usta yönetmen, “Angels in America” ve “Wit” dizileriyle Emmy ödülü kazanmıştı. Tiyatro ödülleri olarak bilinen Tony’i 8 dalda kazanan Nichols, “An Evening With Mike Nichols And Elaine May” albümüyle Grammy Ödülleri’nde en iyi komedi albümü ödülünü almıştı.
Erman Ata Uncu’nun “Closer’ın gösterime girdiği 2005 yılında Radikal için yazdığı Mike Nichols yazısını sunuyoruz...

Dönüşü muhteşem oldu

Mike Nichols, bu hafta Türkiye sinemalarında gösterime giren “Closer/Daha Yaklaş” ile sinemalara dönüş yaptı. Yönetmen, “Yeni Hollywood” akımının en göze çarpan filmlerini çektiği 1960’lardan beri ilk kez bu kadar coşkuyla karşılanıyor.

ERMAN ATA UNCU/ 06.03.2005/ Radikal İki

Mike Nichols, bu hafta Türkiye sinemalarında gösterime giren “Closer/Daha Yaklaş” ile sinemalara dönüş yaptı. Yönetmen, “Yeni Hollywood” akımının en göze çarpan filmlerini çektiği 1960’lardan beri ilk kez bu kadar coşkuyla karşılanıyor. İnsanı çarpan “Daha Yaklaş”ın yaratıcısının yönetmenlik kariyeri, tam da ondan beklenen bir filmle perdelere döndüğünü gösteriyor.

Nichols’ın film çekmeye başladığı 1960’larda Hollywood, karşı kültürün etkisiyle yeni temalara ve stil arayışlarına yöneldi. Bağımsız filmlerin ve yabancı filmlerin ekonomik yönden darda olan Hollywood’a bir çıkış sağlaması da “Yeni Hollywood” akımına yol verdi. Arthur Penn’in “Bonnie ve Clyde”ından başlayarak birçok genç film, Amerikan rüyasının değinilmemiş taraflarına baktı. Mike Nichols ise “The Graduate/Aşk Mevsimi”, “Who’s Afraid of Virginia Woolf / Kim Korkar Hain Kurttan” ve “Carnal Knowledge/Bedensel Bilgi” ile bu resme tam göbeğinden girdi.

Aslında Nichols, yönetmenliğe başlamadan da Amerikan orta sınıf değerleriyle hafif hafif dalga geçiyordu. Üniversitede tanıştığı partneri Elaine May’le beraber gerçekleştirdikleri, doğaçlamaya dayalı şovda orta sınıfın tüm endişelerini tiye alıyordu. Sonradan başarılı bir yönetmenlik kariyerine başlayan Nichols’a göre doğaçlama, oyun ve film yönetmek için çok iyi bir eğitimdi. “Çünkü izleyicinin sahnedeki hareket ve olay açısından ne beklediğini öğreniyorsunuz.” Neil Simon’ın “Barefoot in the Park / Parkta Yalın Ayak” adlı oyununu yönetmedeki başarısı, ona ilk filmi “Kim Korkar Hain Kurttan”ın ve dolayısıyla sinemanın kapılarını açtı.

Edward Albee’nin oyunundan uyarlanan “Kim Korkar Hain Kurttan”, birbirlerinin ömür törpüsü, orta yaşlarında bir karı kocanın yeni evli bir çifti evlerinde ağırlamasını konu alır. Elizabeth Taylor’ı, daha önce pek seyirci karşısına çıkmadığı bir şekilde, alkolik, hayata küsmüş, nemrut Martha rolüyle perdeye taşıyan “Kim Korkar Hain Kurttan”, Nichols’ın sinemada oyuncu yönetmedeki başarısının da ilk örneği.

60’lar
Nichols, henüz ikinci filmi “Aşk Mevsimi” ile 1960’ların en akılda kalan filmlerinden birine imza atar. Simon& Garfunkel’ın hazırladığı ‘soundtrack’in de yardımıyla iyice efsaneleşen filmde ilişkiye girdiği orta yaşlı kadının kızına âşık olan, yeni üniversite mezunu Benjamin Braddock’un (Dustin Hoffmann) hikâyesi Hollywood’un tanışık olmadığı bir üslupla aktarılır. Roger Ebert, “Aşk Mevsimi”nin dönemin Britanya çıkışlı komedileriyle (“Alfie”, “Tom Jones”) ortak yönlerinden dem vurur. “Yeni tarz Britanya komedileri standart uygulamalarının aksi yönünde gidiyor. Komik bir şey olduğunda aktörler değil, sonrasında ne olduğunu gösteren filmler tepki veriyor”. Mike Nichols’ın günümüz sinemasında etkilediği isimler de bu tavrın takipçisi. Bu yönetmenlerden Wes Anderson ve Spike Jonze’un çoğu filminde ironi, kendini derinlerde bir yerden duyumsatıyor. 



Nichols, sonraki filmlerinden “Bedensel Bilgi” ile tonunu daha da sertleştirir. Jack Nicholson’ın ve bu sefer kameranın öbür tarafına geçen müzisyen Art Garfunkel’ın başrollerde olduğu “Bedensel Bilgi”, rahatsız edici açıklıktaki cinsellik tasviriyle kendinden sonraki birçok filmin de önünü açar.
Yalnız Nichols’un dünyaya ironik bakışı, sadece 1960’larla veya o dönemin politik iklimiyle sınırlı değildir. “Aşk Mevsimi” ve “Kim Korkar Hain Kurttan”da 60’ların ruhu nasıl hissedilirse, örneğin 1988 yapımı “Working Girl/Çalışan Kız” da o kadar 80’lere ait bir film. Sekreter olarak girdiği şirkette çeşitli badireler sonucu üst düzey yöneticiliğe kadar yükselen saf Tess McGill’in (Melanie Griffith) hikâyesi, devrin tüm kariyer güdümlülüğünü görünür kılar. 1990’da “Postcards from the Edge/Yaşamın Kıyısından Kartpostallar” ile Hollywood’a, 1994’de “Wolf”la cinsel iktidara ve iş dünyasına hınzır bir bakış yöneltir.

Angels in America 

Ancak 1960’ların en heyecan verici yönetmenlerininden birini tekrar keşfetmek için olay dizi “Angels in America”yı beklemek gerekir. Tony Kushner’ın oyunundan uyarlanan ve 1980’lerdeki AIDS paniğinin sert bir tarzda ele alındığı HBO dizisi “Angels in America”, o kadar etkili oldu ki 2004 Emmy ödüllerini silip süpürmesi neredeyse kimseyi şaşırtmadı. Al Pacino, Meryl Streep, Emma Thompson ve Mary-Louise Parker gibi starların yer aldığı kadro, Nichols’ın oyuncu yönetmedeki başarısını bir kez daha hatırlattı.

CLOSER
Ve sıra Patrick Marber’ın önce İngiltere’de, sonra Broadway’de hit olan oyunu “Daha Yaklaş”a geldi. Striptizci Alice (Natalie Portman), cenaze ilanları yazarı, başarısız romancı Dan (Jude Law), fotoğrafçı Anna (Julia Roberts) ve doktor Larry (Clive Owen) arasındaki ilişkiler yumağı, tam da Nichols’ın kalemi. Kısa ve net diyaloglar, ancak konuşmalarındaki tüm bu netliğe rağmen ne hissettiklerinden hiçbir zaman emin olamayan karakterler, Nichols mizahı için ideal.
“Daha Yaklaş”, seyircisine aynı anda birçok duyguyu aktarıyor. Bu da sinemanın olanaklarının farkındaki Nichols’ın tüm hünerini hikâyenin hizmetine vermesinin sonucu. “Daha Yaklaş”ın bu kadar çekici olmasının başka bir sebebi de Nichols’ın oyuncu yönetmedeki ustalığı. Oyuncuların hepsi, perdede göründükleri her anı özel bir deneyime dönüştürüyor. 1960’ların en çarpıcı filmlerinden bazılarına imza atan Nichols’ın tam formunda olduğu bir filmi perdede izlemek, zaten başlıbaşına bir deneyim.