'Mutlu olduğumda şarkı yapamam'

'Mutlu olduğumda şarkı yapamam'
'Mutlu olduğumda şarkı yapamam'

Kudüs doğumlu İsrailli şarkıcı Yasmin Levy, Türkiye?yi ikinci evi olarak görüyor.

İKSV Salon'da sahneye çıkacak Sefarad müziğinin yanık sesli kızı Yasmin Levy, 'Şarkıları söylerken hep çok hüzünlüyüm. Çünkü yapamam mutlu olduğumda şarkı yazamam. Mutlu şarkılar söylemeyi denedim ama olmadı' diyor

İSTANBUL - Henüz ilişki denemesinde olduğu kızın kulağına mp3 player’ının kulaklığını dayamış arkadaşım. Kız ne dese beğenirsiniz? ‘Ay bu kadın niye böyle bağırıyor?’. O günden sonra duygularına hitap etmediğini düşündüğü kızı bir daha aramamış bizim oğlan. Kızın kulağında çınlayan ses, yarın akşam İKSV’nin yeni açılan Salon’unda dinleyenleri kendinden geçirecek kadın, Yasmin Levy’nin sesiymiş... Geçtiğimiz yılın sonunda yaptığı ‘Sentir’ isimli albümle hayranlarını mutlu eden İsrailli şarkıcı Levy’e birkaç soru sorma şansını yakalayınca, bu olayı da anlattım. Az sonra okuyacağınız tepkisi 40 yıl düşünsem aklıma gelmezdi: “Söyle o arkadaşına, evet bağırıyordum, bu doğru. Ben 2009’un Kasım’ında çıkardığım yeni albümle gerçek bir şarkıcı oldum. Bu albümde bağırmıyorum, bir şey ispatlamaya çalışmıyorum, sadece kalbimle konuşuyorum. Şimdi gerçekten şarkı söylüyorum.”
Ben daha ne diyeyim? İşte söyleşi aşağıda...

Yeni albümünüz Sentir şimdiye kadar çıkardıklarınızdan daha Avrupalı ve içinde Afro-Küba ve caz tınıları barındırıyor. Bu değişimi özellikle mi yaptınız?
Tabi ki özellikle yaptım. Benim müziğimdeki hiçbir şey nedensiz olmaz. Afro-Küba ezgilerini çok seviyorum, o yüzden bir süredir onun üzerine çalışıyorum. Oryantal ezgileri de çok seviyorum aslında. Ama ilk defa flamenko yapmaya çalıştım ve ilk kez Afro-Küba ezgiler kullandım. Bir önceki albümüm oldukça oryantaldi ve onları sadece oryantal sevenler dinleyebiliyordu. Bu albüm çok daha, nasıl söylesem, kolay iletişebilen bir şey oldu. Zaten bu sound değişikliğini de o nedenle yaptım.

Şarkılarınızın dinleyicide yarattığı hissi tam olarak tarif etmek için edebiyatçı olmak lazım. Ama sizin birçok şarkınız hiç kimsenin bilmediği Ladino dilinde. Bu müziğinizin ya da sesinizin gücü mü?
Bu soruya ben değil, dinleyici olarak sizin cevap vermeniz daha yerinde olmaz mı? Ben ‘Mükemmel bir şarkıcıyım, sesim mükemmel’ diyemem ki... Bunu siz söyleyebilirsiniz. Ama bilmelisiniz ki, ben bütün şarkılarımı kalbimin derinlikleriyle söylüyorum. Bütün şarkılarıma bu hissi katıyorum. Zaten Ladino şarkıları derin bir hüznü içinde barındırıyor. Şunu eklemeliyim, Ladino şarkıları bir şarkıcı olarak Yasmin’den çok daha büyük ve güçlü. Onlar hep benim önümde duruyor. Yeni albümümün adı olan ‘Sentir’ hissetmek demek. Her albümde albümün konusu ya da şarkılarıyla bağlantılı bir başlık ararsınız; fakat bu albümde isim sadece ‘hissetmek’ hiç kimseye hiçbir şey deme kaygısı taşımıyor; sadece ‘hisset’ diyor.

Peki siz kendi şarkılarınızı dinlerken neler hissediyorsunuz?
Onlar içinde Yasmin’in sahip olduğu bütün acıları barındırıyor. Onlarla ağlıyorum. O şarkıların benim için ne ifade ettiğini anlatmam mümkün değil. Dinlerken bana o şarkıları yaptıran acıları yeniden hatırlıyorum. Ve o şarkıları insanların dinleyip sevdiklerini görünce çok mutlu oluyorum. Fakat şarkıları söylerken hep çok hüzünlüyüm.

Neden hep hüzünlü şarkılar söylüyorsunuz peki?
Çünkü yapamam. Mutlu olduğumda şarkı yazamam ve beste yapamam. Hüzün beni üretken yapıyor. Ama bu hüzün benim için mutluluk demek. Mutlu şarkılar söylemeyi denedim; ama olmadıÖ Şimdi ise istemiyorum. Ben insanların hüzünlü, karanlık taraflarına dokunuyorum.

Kökleriniz Türkiye’den geliyor. Türkiye’de şarkı söylerken ne hissediyorsunuz?
Buraya geçen gelişimde bir konser verdim ve İbrahim’in (Tatlıses) televizyon programına katıldım. Ondan sonra tüm dünyaya bir şey söyledim: Türkiye benim ikinci evim. Türkiye’deki insanlar bana tüm kalplerini açıyor ve tüm sevgilerini veriyorlar. Neden olduğunu anlamadığım bir şekilde bazen insanlar bana ‘Neden Türkiye’ye gidiyorsun ki, onlar İsrail’i hiç sevmezler’ diyor. Ama asla unutulmaması gereken bir gerçek var: 500 yıl önce İspanya’dan göç eden Yahudilere Türkler kucak açmıştı. Türkler bize yıllardır kalplerini açıyorlar. Ben siyasetçi falan değilim. Kudüs’lü Yasmin’im. Sadece bir insanım. Tek yapmak istediğim Türkiye’ye gelip Türkler’i kucaklamak. 

2000’lerin müziğini nasıl değerlendiriyorsunuz ve bu aralar kimleri dinliyorsunuz?
Bütün hayatım boyunca Türk müziğine bayıldım. Orhan Gencebay, İbrahim (Tatlıses)... Türk müziği benim kimliğimi yansıtıyor. Aynı zamanda operalar, klasik müzik, Edith Piaf, Frank Sinatra... Bu günlerde her şey gibi müzik de çok basitleşti. Bir şarkı yaz, kaydet, altına bum bum bum bum diye bir müzik koy, al sana şarkı. İşte bu yüzden folk müziğe ilgi arttı. İnsanlar müziğin köklerini arıyor artık. Eski şarkılara geri dönüldü.

Yasmin Levy yarın akşam 21.00’da Şişhane’deki yeni İKSV binasında açılan Salon’da sahneye çıkacak.