Müzelik eserleriyle galeride

Müzelik eserleriyle galeride
Müzelik eserleriyle galeride
Daha önce hep müzelerde sergilenen Semiha Berksoy ilk kez bir galeride, Galerist'de izleyiciyle buluşuyor. Bütün resimleri hikayeleriyle sergileyeceklerini anlatan Melkan Tabanlıoğlu, "Bu serginin en büyük misyonu Semiha Berksoy'u bugünkü izleyiciye, koleksiyonerlere daha iyi anlatmak" diyor.
Haber: CEM ERCİYES / Arşivi

Türkiye sanatının en kendine özgü isimlerinden biri, Semiha Berksoy kapsamlı bir sergiyle Galerist’e konuk oluyor. Semiha Berksoy Türkiye’nin ilk kadın opera sanatçılarından biri olarak batılı müzik devrimlerinin başrolünde yer almış, dönemin pek çok ünlü ressam, şair ve sanatçısıyla dostluklar kurmuş, bütün yaşamını yaptığı resimler ve enstalasyonlarla sanata dönüştürmüş benzersiz bir sanatçı. Berksoy’un resimleri bugüne kadar aralarında İstanbul Modern’in de olduğu müze ve kurumlarda, Venedik dahil bienallerde sergilendi. Ama ilk kez bir galeride izleyiciyle buluşacak. ‘Halüsinasyon Duvarı’ adlı sergi, yarın (13 Kasım Perşembe) açılacak ve 10 Ocak’a kadar görülebilecek. Semiha Berksoy’un farklı yapıtlarından örnekler, onun 70 yıllık sanat yaşamını yansıtan ses kayıtları, videolar, fotoğraf ve kişisel objeler de sergide yer alacak. Bunların içinde daha önce orijinalleri hiç görülmemiş Nazım Hikmet’le mektupları belli ki resimler kadar ilgi çekecek.
Serginin önemli bir özelliği, kuruluş çalışmaları hız kazanan Semiha Berksoy müzesini gündeme getirip ona katkıda bulanacak olması. Galerist’in ortaklarından Melkan Tabanlıoğlu ve Semiha Berksoy’un kızı Zeliha Berksoy’la sergiyi konuştuk.

 

Bu sergi çok önemli. En heyecan verici yanı ise müzeye doğru bir adım olması. Müze çalışması ne aşamada?Zeliha Berksoy: Bu annemin hayali ve isteğiydi. Çok da haklı bir şey. Dünyanın başka bir ülkesinde yaşasaydı çoktan müzesi yapılırdı. Kendisi de duvarlarını boyar, içini yerleştirirdi. Böyle bir şeyi çok istiyordu ama muvaffak olamadı. Annemi kaybettikten sonra bu bizim için bir misyon oldu. Semiha Berksoy Opera Vakfı'nın bir hedefi de bu. Sonra ben bir eski yapı buldum Galatasaray'da. Bunu kültür bakanlığına bildirdim, onlar müze olmak şartıyla ihale açtılar. Biz ihaleyi aldık, çatısını yaptırdık bütün projelerini de çizdik ve anıtlar kuruluna verdik. Müze belgesini de aldık ama o sırada Başbakanlık bir genelge yayımladı ve Milli Emlak'ın elindeki pek çok şey Vakıflar'a geçti. Şimdi Milli Emlak Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne binayı geri isteyen bir yazı yazdı, bekliyoruz.

Siz de Türkiye'nin en önemli oyuncularından birisiniz. Bir yandan da sizi Semiha Berksoy'un kızı olarak tanıyanlar var. Bunu yadırgadığınız olmuyor mu hiç?
ZB: Hayır olmuyor. Bende öyle bir duygu var ki. Annem ölümü hiç kabul etmedi. Zaten hepiniz biliyorsunuz o ölüme meydan okuyan bir kadındı ve korkmuyordu ölümden. Nazım’ın o unutulmaz dizesini “Güzelim dünya elvada ve merhaba kainat” söyleyerek gitti. Tabii insanın içine oturuyor bu. Annem öldü acaba unutulacak mı? Hayır, onu yaşatmak için ben kendi kariyerimi filan ayrı tutuyorum. Hiç öyle bir şey hissetmiyorum. Tam tersi ondan ne kadar çok konuşulursa onun ne kadar çok sergileri açılırsa o kadar memnun oluyorum. Özellikle şu müze bir kurulsa kapılarını halka bir açsa inanıyorum ki bütün dünyadan insanlar gelecek o müzeye. Bu beni daha çok mutlu ediyor çünkü ben yaşıyorum. İstediğim zaman işte oyun koyuyorum çıkıyorum oynuyorum, ben hayattayım. Ama o yok. Mezardan çıkıp bunları yapamaz. Ancak ben yaparsam olur.

Semiha Berksoy’un kişiliğini temsil eden bir takım nesneler, objeler de görecek miyiz?
ZB:Şimdi bu sergide ilk defa hiç görülmemiş bir şey çıkartacağız. Nazım Hikmet’in Semiha’ya yazdığı orijinal mektupları. Nazım’ın mektupları ‘Nazım Hikmet ve Tosca’sı Semiha Berksoy’ diye kitap olarak yayımlanmıştı. Ama ilk kez orijinalleri sergilenmiş olacak. 



Daha önce kurumlarda büyük Semiha Berksoy sergileri gördük. Bu serginin onlardan bir farkı da bu resimleri satın alabilme imkanı. Sergilenen her eser satılacak mı?
ZB:Hayır her şey değil. Burada Galerist’le çok güzel bir anlaşma içindeyiz. Sanatsal olarak çıtayı çok yüksek bir yerde tutuyorlar. Tabii ki Semiha’ya da çok büyük bir anlayış gösteriyorlar. Herhangi bir sergi gibi olmayacak. Melkan Tabanlıoğlu ve Taha Tatlıcı çok alicenap yaklaştılar, hiç ticari bir yanı yok. Müze için biz harekete geçtik, ben biraz ümitsizlik içine düşünce bu kararı aldım. Bu resimleri alacak olanların da kendi koleksiyonu olması, bir müze kuracak olması gerekiyor. Bunlar öyle salona asılacak şeyler değil. Bunların hepsinin derin bir felsefesi, kavramsallığı, hepsinin bir hikayesi var.

Semiha Berksoy kendi yaşamını da sanata dönüştürmüş çok özgün bir isim. Nasıl çalışırdı, bu ünlü resimlerini nasıl yapardı?
ZB:Semiha kendine çok inanan ve güvenen bir insandı. Hiç kimseye benzememek istemezdi, illa kendisi ve hakiki olacak. Kendine ait olacak. Tabii öyle üst üste resim yapan bir artist de değildi. Senede en fazla üç tane bilemedin beş tane resim yapar. Çünkü mutlaka o idenin onda oluşması lazım. Ben bu sabah kalktım hadi resim yapayım diye bir şey yok onda. Kalkar okur, kendisiyle ilgili, Nazım ile ilgili. Yaşanmışlığından kaynaklanan ideleri var, bir tanesiyle başlar ince ince örer ve bir sabah gelir “Bomba, müthiş bir şey yapıyorum” der. Gayet çabuk resim yapar. Üç ay düşünür yarım saatte çizerdi.
Onunla ilgili şunu da anlatmalıyım: Semiha’nın dünya çapında bir yüksek dramatik soprano olması bu resmi saklamasına neden oldu. Şimdi resmi ortaya çıkartırsam ‘A, Semiha operadan vaz geçti resme girdi’ derler diye düşünüyor. Emekli olana kadar 1972 yılına kadar saklıyor bu resimleri. Kendi kendine yapardı resimlerini. O ara Fikret Mualla’ya mektuplar yazıyor bir gün babam dedi ki “Yahu yazsana şu Fikret’e ben de resimler yapıyorum diye. Hatta bir resim çiz gönder”. Annem dedi ki “Ayol sen ne diyorsun! O dahi bir ressam, ben kim oluyorum.” Ve Fikret hiç bilmedi onun resim yaptığını. Fikret’e bayılırdı. Ona her ay bir koli gönderirdi içinde bir kiloluk rakı, sakız leblebisi, Birinci sigarası, kaşar peyniri, sucuk, pastırma, beyaz peynir. Ama vicdan azabı da duyar içine bir not koyardı: Fikretçim, az iç sonra hastalanırsın! 



MELKAN GÜRSEL TABANLIOĞLU:
ESERLER DOĞRU KİŞİLERİN ELİNDE OLMALI


Galerist – Semiha Berksoy buluşması nasıl gerçekleşti?
Melkan Tabanlıoğlu: Semiha Berksoy bugüne kadar herhangi bir galeri tarafından temsil edilmeyen bir sanatçıydı. Böyle bir istek olduğu bilgisi geldi bize ve bu sergiyi yapmaya karar verdik. Türkiye’de sanatın çok gündemde olduğu zamanlar var, Bienaller ya da fuar zamanları. Fuar dönemi pek çok önemli sanat insanı geliyor Türkiye'ye ve biz serginin bu döneme rastlamasını tercih ettik. Çünkü Semiha Berksoy Türkiye'den çıkmış uluslararası anlamda bir sanatçı. Bundan önce Rosa Martinez'in küratörlüğünü yaptığı Venedik Bienali'nde Arsenale'ye girdiğimizde onun eserleriyle donatılmış çok etkileyici bir bölüm vardı. Yani uluslararası alanda çok da takip edilen, Türkiye'den daha farklı algılanan bir sanatçı Semiha Berksoy.

Nasıl bir sergi göreceğiz?
MT: Onun eserlerini yaparken kullandığı farklı malzemelerin, desenlerin yer alacağı bir sergi tasarladık. Hazırlarken biyografisinden çok faydalandık. Her resmini hikayesiyle birlikte anlatan bir sergi üzerinde çalıştık. Bizim açımızdan bu serginin birinci amacı eserlerin doğru kişilerin eline geçmesi ve Semiha Berksoy'un doğru biçimde anlatılması. Maalesef çok fazla zaman ayırmadığınız zaman bir sanatçının derinliklerine inemeyebiliyorsunuz. Bence bu serginin en büyük misyonu Semiha Berksoy'u bugünkü izleyiciye, koleksiyonerlere daha iyi anlatmak. Biz yaptığımız sergilerde hiçbir zaman eserlerin yanına onu anlatan metinler asmıyoruz. Ama bu kez yapacağız.

Semiha Berksoy'un koleksiyoncularla ilişkisi nasıl? Bu sergi buna nasıl katkıda bulunacak?
MT: Berksoy'un birkaç önemli eseri onun değerini bilen önemli koleksiyonerlerde var. Şimdiye kadar çok çok az eseri satılmış. O yüzden bundan sonra da iyi koleksiyonlarda olması önemli ve biz buna dikkat edeceğiz. Sanatçının Türkiye'nin sanat hayatı için önemi olan hikayesinin korunması için çalışacağız. Onun yaptığı işlerin arkasındaki ana felsefeyi anlatmaya çalışacağız. Tabii ki sergide satılan bir çok eser var. Ama sergiyi tamamlaması için buraya gelen birkaç eser yine aile koleksiyonunda kalacak; Semiha Berksoy müzesi için ayrılmış eserler onlar

 Zeliha Berksoy, kendi portresiyle birlikte