Müziğin beş dehasıyla enerji patlaması

Müziğin beş dehasıyla enerji patlaması
Müziğin beş dehasıyla enerji patlaması

Festival Buluşmaları 2 konseri bu akşam 20.00 de Aya İrini de.

Klasik müziğin beş yetenekli genç ismi; Atilla Aldemir, Orhan Çelebi, Xavier Phillips, Polina Leschenko ve Fora Baltacıgil bu akşam 'Festival Buluşmaları 2' kapsamında ilk kez bir araya geliyor. Aya İrini'deki konser yüksek enerji vaat ediyor
Haber: ÖMÜR ŞAHİN / Arşivi

İSTANBUL   İsmi lazım değil, başarısı ve yeteneğini asla tartışamayacağımız bir klasik müzik sanatçısı, sohbetimiz sırasında, ‘Başka hangi ismi lazım değil enstrümancıları beğenirsiniz?’ sorusundan çok rahatsız olduğunu söylemişti. Genç dimağım egoyla müziği yan yana koymakta zorlanmış; ancak çaktırmamıştı. Gelin görün ki, önceki gün ziyaret ettiğim bir prova sırasında gözlemlediklerim ve duyduklarım bana başka türlü de olabiliyormuş dedirtti.
‘Festival Buluşmaları 2’ kapsamında bu akşam 20.00’da Aya İrini Müzesi’nde ilk kez bir araya gelip Chopin, Faure ve Schubert’e selam çakacak Atilla Aldemir, Orhan Çelebi, Xavier Phillips, Polina Leschenko ve Fora Baltacıgil, ziyaretimiz sırasında Schubert’in Alabalık Beşlisi’ni prova ediyordu. Tıpkı bir balık gibi kıpır kıpır, inişli çıkışlı ve hafif olan bu eserin etkisinden midir nedir, karşımızdakiler büyük başarılara imza atan sanatçılar değil, mahallede top oynayan yaramaz çocuklar gibi şendiler.
Prova biter bitmez altı buçuk aylık hamile olan Polina Leschenko dinlenmeye çekildi. Biz de prova boyunca en çok eğlendiğini düşündüğümüz viyolonselci Xavier Phillips’e yaklaşıp, işin sırrını sorduk. “Bence bu müziğin mucizesi” diye başladığı sözlerini şöyle sürdürdü: “Henüz bu sabah tanıştık ve biraz çekinerek birbirimize merhaba dedik. Nasıl davranacağımızı bilmiyorduk. Sonra birdenbire yakın arkadaş olduk, bundan sonra da arkadaşlığımız sürecek. Başka kültürlerden geliyoruz. Ama müzik yapan insanların kökenlerinin ne olduğu hiç önemli değil. Chopin, Faure ya da Schubert çalarken nereden geldiğinin bir önemi yoktur.”
Berlin Filarmoni’ye kadrolu olarak katılan ve takipçilerinin göğsünü kabartan Fora Baltacıgil ise “Çok zevkli olacak” dediği konserin de dahil olduğu Müzik Festivali’nin sadece İstanbul’da olmasından rahatsız olduğunu söyleyerek başladı söze. “Keşke bu festivaller sadece İstanbul’da olmasa. Bizim vatanımızda, toprağımızın her yerinde müziği isteyen insanlar var. Sadece İstanbul’da sıkışıp kalmak çok ayıp bir şey.”
Oda müziğinin toleransa ve aynı an ve yerde farklılıkları yaşatmaya örnek olduğunu hatırlatan ve müzik yaparken egoların işe karışmaması gerektiğini söyleyen Atilla Aldemir, “Hepimizin enstrümanları 200-300 yaşında. Aya İrini gibi çok önemli, mistik ve büyülü bir mekânda böyle enstrümanlarla yine 200 -300 yıllık eserler çalacak olmamız, üçü Türk beş kişinin bir kilise ortamında böyle bir iş yapıyor olmamız, Avrupa’ya ne kadar entegre olduğumuzu gösteren çok güzel bir örnek. Türkiye sanat ve kültürüyle fethedecek dünyayı. Sanatın milliyeti ve dini olmadığı için, dünyayla aramızdaki buzları eritebiliriz” diyor. 

Duygu, disiplin, yenetek
Daniel Barenboim’in kurduğu Doğu-Batı Divanı Orkestrası’nın tek Türk müzisyeni Orhan Çelebi’ye ‘Müzikte kariyer olur mu?’ diye sorduk. “Olur” dedi, ancak bakın nasıl devam etti: “Eğer sırf kariyer yapayım, bir şeyleri başarayım, adım duyulsun para kazanayım gibi gayeleriniz olursa o kariyer çizgisi zaten belli bir yere kadar gidiyor. Hisle tercih yapılırsa o zaman bunu herkes fark ediyor, bambaşka kapılar açılıyor, bambaşka insanlar sizinle çalmak istiyor. Duygu disiplin ve yeteneğin bileşkesi kariyeri kendiliğinden getiriyor.”
Chopin’in Do Majör polonez, Faure’nin rengârenk, her iki ölçüde bi ruh hali değiştiren Do minör piyanolu dörtlü’sünün de icra edileceği yüksek enerjili konserde buluşmak üzere.