Nefret ettirdiniz!

Nefret ettirdiniz!
Nefret ettirdiniz!
Fırat Tanış, ilk yönetmenlik çalışması 'Karınca Kapanı'nda Cüneyt Uzunlar'ın oyununu temel alıyor, Türkiye'nin 'mahkûm' olduğu sistemi yerle bir etmeye yönelik hamlesini beyazperde aracılığıyla yapıyor.
Haber: MURAT ÖZER - cinemozer@gmail.com / Arşivi

KARINCA KAPANI **
Yönetmen: Fırat Tanış
Oyuncular: Cüneyt Uzunlar, Fırat Tanış, Neslihan Yeldan, İdil Vural
Süre: 100 dk.

Anthony Shaffer’ın oyunundan beyazperdeye taşınan 1972 yapımı ‘Kanlı Şaka’yı (Sleuth) hatırlarsınız, onu değilse de 2007 yapımı yeniden çevrimi ‘Ölümcül Oyun’u kesin hatırlarsınız. İki adamın tek mekânda ölümcül bir ‘akıl oyunu’na giriştikleri film, kaybedenin silineceği bir final vaat ediyor, izleyeni de birkaç kez ters köşeye yatırmayı başarıyordu. Fırat Tanış’ın ilk yönetmenlik çalışması da benzer bir ‘kapışma’nın üzerinde yapılanıyor. Cüneyt Uzunlar’ın kendi oyununu senaryolaştırdığı ‘Karınca Kapanı’, yönetmen ve senaristi de aktör olarak karşımıza çıkarıyor. Tam bir ‘iki kişilik film’ haline geliyor anlayacağınız.
Memleketin bugün içinde bulunduğu ‘durum’a göndermeler barındıran bir altyapısı var filmin. ‘Orantısız güç’e sahip, her şeyi yapabileceği izlenimi veren bir işadamı, elinde bulundurduğu gücü (şiddeti) karısı üzerinde de kullanmaktadır. Çocukluğundan bu yana içine ‘şeytan’ kaçmış gibi duran adam, kötücüllüğün ona yüklediklerini her şeye yansıtmayı bir ‘hak’ olarak görür. Dayanma sınırını geçen karısıysa mafyayla bağlantıya girerek onu ‘korkutmaya’ çalışır. İşadamıyla mazisi olan tetikçiyse bu ‘intikam’ hikâyesini kişiselden toplumsala taşır ve sınıfsal bir nefretin uzantısına dönüştürür. Bundan sonrası, başta sözünü ettiğimiz iki kişilik kapışmayla vücuk bulur, kimin kazanacağının ve ne kazanacağının belli olmadığı...
Fırat Tanış, ilk filmiyle ‘düzen’le olan çatışmasını ete kemiğe büründürürken, teatral yapı içinde izleyeni düşünmeye iten bir temelden beslenmeyi ihmal etmiyor. Cüneyt Uzunlar’ın metni, Türkiye ’nin ‘mahkûm’ olduğu gidişatı tersine çevirebilecek ‘formül’ü vermiyor belki, ama ‘nefret’in gelip dayandığı yeri gösterme işlevi üstleniyor. Film, bir ‘patlama noktası’nın her şeyi darmadağın edebileceğini, hiç yıkılmayacakmış gibi duran ‘sistem’in yerle yeksan olabileceğini işaret ediyor. Bu anlamda giderek derinleşen bir yapı söz konusu filmde, ama bunu hikâyeleme konusunda sıkıntıları da yok değil. Fırat Tanış, söylediklerinin etkisine kendisini kaptırarak sinema dilini bir miktar arka plana atmış gibi. Senaryodan kaynaklanan teklemeler de buna eklenince, etkiyi ‘duygusal’ bir bağ üzerinden yaşayabiliyoruz bu hikâyede. Gerisine kafa yormamak da bir tercih tabii...

VİZYONU DEVAM EDEN YERLİLER
Panzehir **
Bensiz **
10. Köy Teyatora *
Cennetten Kovulmak *
Lal *
İtirazım Var ***
Gülcemal *
Hayat Sana Güzel *
Kendime İyi Bak *
Mandıra Filozofu **
Peri Masalı *
Ammar *
Sadece Sen *
Bizum Hoca **
Recep İvedik 4 *
Bi Küçük Eylül Meselesi **
Düğün Dernek *