@ErkanAktug

Nefretle başlayan 'aşk'

İlk filmi 'Babam Askerde'de bir çocuğun bakışıyla 12 Eylül dönemini anlatan Handan İpekçi, yedi yıllık sessizliğini...
Haber: ERKAN AKTUĞ / Arşivi

İSTANBUL - İlk filmi 'Babam Askerde'de bir çocuğun bakışıyla 12 Eylül dönemini anlatan Handan İpekçi, yedi yıllık sessizliğini
'Büyük Adam Küçük Aşk'la bozdu. Yönetmen, yeni filminde de çocuklardan ve politikadan vazgeçmiyor.
'Büyük Adam Küçük Aşk', tüm yakınlarını köyüne düzenlenen bir operasyonda kaybeden beş yaşındaki Kürt kızıyla, huzurevine yatma hazırlığı içindeki yargıç emeklisinin nefretle başlayan giderek aşka dönüşen ilişkisini anlatıyor. Ya da İpekçi'nin deyimiyle 'kentli yalnızlığına, insan ilişkilerinin derinliklerinde önemini kaybeden etnik farklılıklara dair' bir film...
Bütçesi 960 bin euro
Şükran Güngör, Dilan Erçetin, Füsun Demirel, Yıldız Kenter ve İsmail H. Şen'in rol aldığı film EURIMAGES, Kültür Bakanlığı ve Yunan Film Ferkezi'nin katkılarıyla çekilmiş. 960 bin euro bütçesi olan ve ses ekibi Theo Angelopoulos ile çalışmış elemanlardan oluşan filmin, laboratuvar ve post prodüksiyon işlemleri de Atina'da yapılmış.
İpekçi, filmini 'sessiz sedasız' çekip bitirmiş. Politik bir film olduğu için mi böyle bir yola başvurdu? Kafasının çok net olduğunu söylüyor İpekçi: "Senaryoyu yazdığım aşamadan filmi bitirene kadar kafam çok netti. Fakat yapımcılığı da üstlendiğim için çok fazla yük altında kaldım. Çekim sırasında bir de tanıtım işiyle uğraşmak bana fazla geldi. Bu film zaten ticari verileri olan bir film değil. Konusu da, oyuncuları da öyle değil."
Eziyetli proje
'Babam Askerde'den sonra pek ortalıkta görünmedi İpekçi. Çünkü tam üç yıl 'Babam Askerde'nin borcunu ödemek için çabalamış. Ticari gösterim şansı bulamayan film bir hafta Alkazar'da gösterilmiş ve sadece 19 kişi tarafından izlenmiş. "Çok eziyetli bir projeydi benim için" diyor İpekçi, "Filmin yapımcısı da bendim ve borçlanmıştım. Kendi çabalarımla paralı gösterimler düzenledim. Bu şekilde 10 bin kişi izledi filmi. Başka tanıtım işleri de yaparak ancak üç yılda o defteri kapayabildim. Sonra bu filmin çalışmaları başladı."
Bir filmin borcunu ödemek için üç yıl bilfiil çabalamak, kolay değil, insanı sinemadan bile soğutabilir. Ama İpekçi'de tam tersi etki yaratmış: "Daha beter hırslandım. Çok eziyet çektim ama sinema yapma isteğim hiç azalmadı, tersine arttı."
'Büyük Adam Küçük Aşk'ta farklılıklara rağmen birlikte olunabileceğinin altını çizmeye çalıştığını belirten İpekçi, filmin kahramanları için "Yalnızlığı paylaşmak aynı coğrafyayı paylaşmaktan bile zordu. Ayrı dilleri konuşsalar da onlar bunu paylaştı" diyor. Bu sözler filmin afişinde de yer alacak. Çünkü filmde Türkçe'den taviz vermek istemeyen yargıç Rıfat bey ile Kürtçe'den başka dil bilmeyen inatçı Hejar'ın ortak yaşamları itiş kakış ile başlasa da birbirlerine ısınmaya başladıktan sonra, önce Türkçe-Kürtçe sözcükler öğrenirler, sonra da birbirlerini sevmeyi...
Çocuk ve politika
Peki iki filminde de çocuk ve politikadan neden vazgeçmiyor yönetmen? "Ben de bir anneyim. Her ikisinde de çocuk öykümü anlatmak için elverişliydi. Bu filmde mesela 'çocuk' ve 'yaşlı adam' dramatik kurgu için çok uygun. Rastgele seçilmiş karakterler değil. Çocuğun çocuk olması, adamın yargıç, yaşlı ve huzurevine hazırlanıyor olması hep bilinçli seçimler. Bir duruşları var." Politik olma meselesine gelince... İpekçi, "Bu kaçınılmaz. Ben size politik değil, aşk filmi desem bile onda da bir politik duruş vardır mutlaka" diyor.
Çekimler uzun sürdü
Çekimleri 10 hafta süren filme 234 kutu negatif harcanmış. Normalden epey fazla. Bunu çocukla çalışmanın dezavantajı olarak görüyor İpekçi: "Çocuklarla çalışmak çok ama çok da kolay. İyi iletişim kurabilirseniz büyük oyunculardan daha iyi verim alabilirsiniz. Oyunculuk eğitimi almadığı için içindeki duyguyu çok iyi yansıtabiliyor.
Hatta karşısındaki oyuncuyu doğal olması için zorlayabiliyor. Zorluğu şu: Diyelim prova yaptınız, tam çekime geçeceksiniz
'Gözüm kaşınıyor, karnım ağrıyor, acıktım' gibi sözler duyabilirsiniz." Dolayısıyla uzuyor işte...
Şu sıralar Atina'da filmin son rötuşlarıyla uğraşan Handan İpekçi, oyunculardan, ekipten ziyadesiyle memnun, filminden umutlu. Ticari verileri olmasa da filmin belli bir hedefe ulaşacağını, hatta biraz 'iş' bile yapacağını
söylüyor: "Genel havası sevgiyi öne çıkaran, insani özellikleri ortaya çıkaran bir film. Başta biraz sertlik var ama bu iki karakterin bir araya gelmesi için gerekli olan sertlik. Sonra tamamen insani ilişkiler ve duygusal planda ilerliyor."
Oyunculuk deneyimi olmayan beş yaşındaki Dilan Erçetin, yılların deneyimli oyuncuları karşısında onlarla yarışırcasına oyun çıkarmış. Yaklaşık 200 aday arasından seçilen Dilan, yönetmenle birlikte üç ay senaryo çalışmış.
Kenter çok sevdi
Senaryodaki bazı diyalogların Kürtçe'ye çevrilmesi konusunda Mezopotamya Kültür Merkezi ile ortak çalışma yapılmış. MKM'nin tiyatro grubundan oyuncular da filmde rol almış. Yılların oyuncusu Yıldız Kenter de rolü çok küçük olmasına karşın senaryoyu çok beğendiği için filme destek olmak amacıyla projede yer almış.
Görüntü yönetmenliğini Erdal Kahraman, sanat yönetmenliğini M. Ziya Ülkenciler ile Natali Yeres, özgün müziğini ise Serdar Yalçın ve Mazlum Çimen'in yaptığı 'Büyük Adam, Küçük Aşk', büyük ihtimalle ekim ayında 38. Antalya Film Festivali'nde yarışacak.