Nerede o eski cazcılar

Caz Festivali'nin önemli konuklarından Pink Martini caz, klasik, pop, rock, R&B gibi birçok sound'u bir...
Haber: OSMAN KAYTAZOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Caz Festivali'nin önemli konuklarından Pink Martini caz, klasik, pop, rock, R&B gibi birçok sound'u bir
araya getirerek popüler müziğin tıkanmış damarlarından birini açtı. Amerika Portlandli grup, 'Symphatique' albümüyle
özellikle Avrupa'da çok sevildi. 'Live' performansıyla izleyicilerini büyüleyen grubun solisti China Forbes'la söyleştik.
Bugge Wesseltoft, Amerikan caz'ının müze haline geldiğini, Amerikalı cazcıların yeni bir şey üretemediğini söylüyor...
Kesinlikle katılıyorum. Ben de Ella Fitzgerald, Miles Davis, Billie Holiday gibi cazın eski ve harika müzisyenlerini dinlerim. Vokal müziğini de çok severim.
Amerika'dan çıktınız ama önce Avrupa'da, özellikle Fransa'da tutuldunuz. Bu, müziğinizin 'Paris'te Son Tango'yu andırmasından mı kaynaklandı?
Gerçekten ona mı benziyor?
Karanlık-neşeli atmosferiyle Gato Barbieri'nin müziklerini andırıyor ...
Teşekkürler, bu bir iltifat. Bence Fransızların ilgisi albüm kapağından...
İnsanlar kapaktaki Eiffel Kulesi'ni farkedince bunda Fransız bir şeyler var deyip aldılar. İlk single'ımız da şansonlara benziyordu. Herkes eski bir parça sandı ama yepyeni bir şeydi. Bunu da anlayınca albüme daha çok sahip çıktılar. Pink Martini insanlara tuhaf geldi biraz. Belki dediğin gibi bazıları 'Paris'te Son Tango'ya benzetti, bazıları eski bir müzik sandı...
Belki de bu tuhaflığı, hepinizin farklı sanat kültürlerinden geliyor olması yaratı. Nasıl bir araya geldiniz?
Thomas, bizi bir araya getirdi. Toplanma süreci yavaş ilerledi. Önce dört beş kişiydik. Grubun sound'unun standartları da bu çekirdek kadro tarafından yaratıldı. Portland'da düzenli konser vermeye başladık. Grubun 'parti' yapan bir grup ruhunu taşımasını istiyorduk. Thomas klasik müzik geçmişine sahip. Orkestra aranjmanlarını yapmaya başladı. Zamanla bu orkestrasyonların
ihtiyacı olan müzisyenleri gruba dahil etti. Çello geldi, trombon geldi... Şimdi daha farklı, daha olgun bir yapıya sahibiz.
Basın konserlerinizi öve öve bitiremiyor. Bunun sırrı nedir?
Her şarkıyı çalınması gereken zamanda çalıyoruz. Atmosfer buna göre belirleniyor. Ayrıca sesim de üç yıl öncesine göre daha iyi. (gülüyor)
Portland deyince akla Dandy Warhols, Pavement gibi indie kültürün önemli isimleri geliyor. Bu kültürle aranız nasıl?
Pavement'ı severim, solisti Stephen Malkmus komşum. Oregon tam bir müzisyen cenneti. Grup kurup Oregon'da çalarsanız asla aç kalmazsınız. Mutlaka değer veren birileri bulunur. Bu nedenle Stephen gibi büyük isimler orada yaşamayı tercih ediyor. Çok da yağmur yağıyor. Yaratıcılığı besliyor bu yağmurlar.