Nick Cave bu kez huzur dağıtıyor

Dört yıl önce, Brompton Oratoryosu'nun önünde çömelmiş, terk edilmiş ve kaybetmiş bir halde görmüştük onu.
Haber: OSMAN KAYTAZOĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Dört yıl önce, Brompton Oratoryosu'nun önünde çömelmiş, terk edilmiş ve kaybetmiş bir halde görmüştük onu. Birthday Party dönemi ya da Bad Seeds'in ilk dönemlerindeki ele avuca sığmazlığından eser yoktu.
PJ Harvey'den sonra...
Karanlığı kötü yazgılarla birleştirmenin ustası Nick Cave'in başı ateşler içindeydi. PJ Harvey'in arkasından duyduğu derin bir yalnızlık, umutsuzluğu paylaşıyordu bizimle.
Oysa, ikisinin de yüzlerinde aynı güzellik vardı. Aşkın güzelliği. İkisi de aynı yerlerinden yaralıydılar. Henry Lee'nin klibinde ne kadar güzeldiler değil mi? Birbirlerine dokunmaya kıyamıyorlardı sanki.
İşte 1997'deki The Boatman's Call, bu yaraları sarıyordu. Albümdeki bütün şarkılar, bu acıları azar azar paylaşıyorlardı. 'No More Shall We Part' ise daha huzurlu bir albüm.
'Boatman's Call' gibi çekingen, Hıristiyan temalarıyla yoğrulmuş olmasına rağmen kendinden emin tarzı bu çekingenliği dengeliyor. Kısacası, şarkılar sakin ama Cave değil.
Bir Radiohead şarkısında olduğu gibi bütün Cave albümleri size aynı şeyi öğütler: LET DOWN. 'As I Sadly Sat By Her Side' ve
'Hallelujah'ın insanı hemen sarıp sarmalayan melodileri, uzun süre sizi albümün etkisinde bırakacak.
Albümün lokomotifleri 'Fifteen Feet Of Pure White Snow' ve 'The Sorrowful Wife'mış gibi görünse de, Cave, asıl 'Love Letter' gibi, 'Gates To Garden' gibi ya da 'God Is In The House' gibi basit ve güzel şarkılarla gönlümüzü alıyor.
Vokal mükemmel
Belki ilk kez Cave'in karanlık dehlizinden
ışık huzmeleri süzülüyor dışarıya. Etraf iyice aydınlanmadan bu ışıklar, Cave'in daha önce içinde olduğu durumu güzel gösteriyor.
Vokal açısından, Nick Cave hiç bu kadar iyi olmamıştı. Bazıları Neil Diamond'a benzetse de ilgisi yok. Cave bu kez Bryan Ferry'nin gösterişli ve Cohen'in itirafçı tarzıyla dokunuyor şarkılara. Ağzından çıkan her kelime büyüleyici.
Müzik arkada ama gürleyen yaylılar kendini albümün her anında hissettiriyor. Dirty Three'den Warren Ellis yaylılara hayat veriyor bu albümde.
İstediğiniz zamanlarda dinleyebilirsiniz 'No More Shall We Part'ı. Terk edildiğinizde ya da kavuştuğunuzda, güneşli bir günde yürüyerek, yağmurlu bir günde oturarak. Ya da tam tersi... Ama güle güle dinleyin diyemiyorum...
No More Shall We Part/Nick Cave&The Bad Seeds/EMI-Kent.


    ETİKETLER:

    İstanbul