'Notalarla renklerin ilişkisi vardır'

'Notalarla renklerin ilişkisi vardır'
'Notalarla renklerin ilişkisi vardır'

Tuluğ Tırpan?ın ilk albümünün rengi ?kırmızıydı?, bu albümü ise ?yeşil?.

Tuluğ Tırpan, ikinci caz albümü 'My Green Color'ı çıkardı. Adını piyano çalarken hayalinde canlandırdığı renklerden alan albümde, Sertap Erener de şarkı söylüyor
Haber: UMUT EROĞLU / Arşivi

İSTANBUL - Tuluğ Tırpan, derinliği müziğinden hemen hissedilecek, sohbeti ise beklenmedik ölçüde neşeyle dolu, şahsına münhasır bir adam. Hani tanıyınca hemen kanınızın ısındığı, sonra da hali tavrıyla aklınıza yer edenlerden. Sıra dışı yeteneğe sahip pek çok sanatçımız gibi o da dünyada ülkesinde olduğundan daha çok takip ediliyor. Kendi tarzını ürettiği caz albümleri kadar film müzikleriyle haşır neşir olmayı da seviyor. İkinci albümü ‘My Green Color’ karakterinden çok farklı değil, oturaklı bir girişin ardından yavaşça coşkulu tempolara yükseltiyor dinleyeni ve sona doğru bilinçli bir kararlılıkla geri teslim ediyor ait olduğu dünyaya. Albüme güzelliğini katan isim Sertab Erener. Bozlak ve Amed-i Nesimi’de etkileyici sesini mütevazılıkla seriyor notaların arasına. Pozitif etiketiyle yayımlanan caz nitelikli albümü ve müzik dünyası üzerine Tuluğ Tırpan’la evinde buluşup geniş kanepelerin rahatlığında sohbet ettik...

Albüm isimleri neden renkli?
Notalar ve renklerin ilişkisi vardır, La sarıdır örneğin. Pek çok ünlü besteci müzikle koku ve görsel algıyı birleştirmiştir. Çocukluğumda da notalara bastıkça renkler ve imgeler hayal ederdim. Bir de piyano siyah beyaz ve sıkılıyorsun, onun içine renklerin dünyasını sokuyorsun. Olayı, renklerin dünyasına çektiğinde gözünle duymaya kulağınla görmeye başlıyorsun. Bir de renklerin, kendini piyasaya yedirmek için uydurma etnik isimler vermekten daha iyi olduğunu düşünüyorum.

Bir önceki albüm kırmızı, annenize ithaf edilmiş. Şimdiki yeşil ise eşinize... Bir yandan da kontrast renkler.
Çok genç yaşta annemi kaybettim. İlk albümü yapınca kendimi ona borçlu hissettim. Yani renkten de ziyade yaptığın işe olan aşkını anlatıyor, seni hayata getiren insana olan aşkını anlatıyor. Yeşil ise çok daha farklı benim için, kök salmayı ifade ediyor. Aile kurmak artık kök salmak demek o yüzden de eşime ithaf ettim. 

Tuluğ Tırpan Project için ‘Sacra Conversazione’ benzetmesi yapmıştınız. Yani Kutsal Sohbet diyorsunuz.
O Venedik’te gördüğüm, beni bir anda çarpan bir resimdi. Resimde dört aziz var, birbirlerine bakmıyorlar ama konuştuklarını öyle bir hissediyorsun ki. Gerçek emprovize Trio müziğini buna çok benzettim.

Müzisyenler çalarken sanki yukarıdan akışı olan bir kanala girer ve buluşurlar, bunun gibi mi?
Ben de hep hayat boyu insanlara bundan bahsettim. Brahms beste yaparken çok derin bir trans haline geçtiğinden ve yalnızca notaları dikte ettiğinden bahsediyor. Bu dikte haline geçebilmek için mütevazı bir uşak olduğunuzun farkına varabilmelisiniz diyor. Ancak o zaman bir akımı iletebilir ve onu görünür hale getirebilirsiniz diyor. Kendinize ne kadar odaklanırsanız, müzikten o kadar uzaklaşırsınız. 

Sertab Erener seslendirdiği parçaları kendisi mi seçti?
Albümde söyleyeceği parçaları ben seçtim. Bozlak, Sertab ile Demir’in birlikte yaptığı ‘Sertab Gibi’ albümünde Attila Özdemiroğlu’nun bestelediği son derece yalın, hipnotik bir parça. Bizim daha açık ve grup doğaçlaması tarzı çalışımıza Sertab harika reaksiyon verdi, bende bu sihri albüme koymak istedim. İkinci parça Amed-i Nesimi, Abdulkadir Meragi’nin bestelediği bir Türk Musikisi klasiği.  Bu parça piyanoda çok güzel tınladığı için repertuara aldım. 

Genç nesil Türk cazcılarını, İstanbul sound’unu nasıl gözlemliyorsunuz?
Caz sahnesinde, özellikle bazı gençlerde biraz kendini kasma var. Kendileri gibi olmaları lazım, sen o ya da bu değilsin ki onlar gibi olmaya çalışasın. Aynı şey İstanbul soundu için de geçerli. Bağlarını atması, endişelerinden kurtulması lazım.