'Nuri Bilge Ceylan'a selam olsun'

'Nuri Bilge Ceylan'a selam olsun'
'Nuri Bilge Ceylan'a selam olsun'
Araba farlarının zar zor aydınlattığı plaj ve karanlıkta saklı türlü insanlık açmazları... Tunuslu genç yönetmen Mohamed Ben Attia, Altın Ayı için yarışmayı başaran ilk filmi 'Hedi'deki bu sahneyle hayran olduğu Nuri Bilge Ceylan'a ve "Bir Zamanlar Anadolu'da" filmine selam göndermek istemiş. Gelenekler ve özgürlük ihtimali arasında sıkışan bir genci anlattığı filminin yapımcıları ise Belçikalı üstad sinemacılar Dardenne biraderler.
Haber: ESİN KÜÇÜKTEPEPINAR - esin.sinema@gmail.com   / Arşivi

66. Berlin Film Festivali’nin ana yarışmasının küçük ama iddialı Tunus filmi ‘Hedi’nin yönetmeni Mohamed Ben Attia, evlilik öncesi gelenekler ve özgürlük ihtimali arasında sıkışan bir gencin hallerini incelikle anlatıyor. Arap Baharı’nın ayakta kalmayı başaran belki de tek ülkesi olarak “Demokrasi kolay gelir sandık” diyen Ben Attia, yine de gelecekten umutlu. Genç yönetmenle Berlinale’nin yoğun koşuşturması içinde buluştuğumuzda Türkiye’den olduğumu duyunca hemen Nuri Bilge Ceylan’ın adını telaffuz ediyor ve “İnsana dair film yaptığınızda kolay politik mesajlardan kaçınıyorsunuz çünkü mesele çok daha derin ve saçaklı. Bu ilk filmimde de kolaya kaçmadan memleketimin durumunu insanlığın evrensel sorunlarıyla birarada sunmaya çalıştım çünkü zaten birbirinden ayrı meseleler değil” diyor. Nuri Bilge Ceylan sinemasının hayranı olduğunu ve bu filmde de geceyarısı araba farlarının aydınlattığı plaj sahnesini “Bir Zamanlar Anadolu’da” filmine gönderme olarak çektiğini söylüyor. İlk filmi ‘Hedi’yle Altın Ayı yarışında yer almayı başaran Mohamed Ben Attia’nın yapımcıları ise Belçikalı üstad sinemacılar olan Dardanne biraderler. İki ayrı Altın Palmiye ödüllü üstad sinemacılar senaryoyu okuduktan sonra destek vermek istemişler.

George Clooney'i sinirlendiren soru!

Hedi nasıl kurtulur?

Filme adını veren Hedi adlı genç, evlilik öncesi yaşadığı beklenmedik bir aşk ilişkisiyle özgürlüğünü ilk kez doyasıya tadıyor ancak özgür geleceğin belirsizliği ile geleneklerin rehaveti arasında bocalıyor. Yani bir anlamda çok istenen ve arzulanan özgürlüğe hazırlıksız yakalanmak da var. Hedi’nin yaşadığı sarsıntıyı Tunus’un memleket olarak yaşadıklarına benzetsek abarmış olmayız. Ben Attia da aynı fikirde: “Biz devrime kadar uzun yıllar rehavet ve atalet içinde yaşadık. Baskı altında tutulmak böyle bir şey, alışıyorsunuz. Konformizm insanın kendine yaptığı en büyük zarar belki de yani kötüden fayda sağlamak.”

Berlinlileri gözyaşlarına boğan çocuk: Rauf

Film Tunus’taki devrim sonrası, ekonomik sorunların da insanları basmaya başladığı bir manzarada geçiyor ama bir sahne haricinde açıkça söylemek, kahramanların sohbetlerine konu yapmak istememiş yönetmen. “Evet, önde insanlık dramı arkada memleket dekoru, kişisel açmazların içinde yaşadığımız ortamla paralel geliştiğini göstermek istedim. Tabii ki hazırlıksız yakalanırsanız, pratiğiniz de yoksa çok istediğiniz bir şey elinize geçtiğinde ne yapacağınızı bilemezsiniz. Biz de ülke olarak yıllarca ‘uyuduk, uyutulduk’. Değişme ihtimaliyle uyanıp ayağa kalktık ve bu müthiş bir şeydi. Ancak bazen nasıl bir adım atacağınızı bilemiyorsunuz, geleneklerin boğucu ama bir yanıyla da bir şey yapmanıza gerek bırakmayan tarafını seçmek kolay gelebilir. Hepimizin korkuları var, bunu anlatmaya çalıştım. Buradan nasıl çıkış olur, hep beraber göreceğiz ama umutluyum.”


Genç yönetmen şimdiden ikinci filmi için kolları sıvamış ve hatta filmin bir bölümü Türkiye’de geçebilir. Bunun için yakında araştırmalar yapmak için gelmeyi planlıyor. Henüz başlarında olduğumuz yarışma filmleri arasında ortalığı sarsan bir film her an çıkabilir ama Meryl Streep’in başkanı olduğu jüri bu dürüst ve incelikli filme bir ödül verebilir.